"Teslimiyet"iniz azalırsa "temsiliyet"iniz de azalır.Teslimiyet'iniz arttığında"Eslim Teslim/Teslimiyet Göster Kurtuluşa Kavuş."meselince temsiliyet'iniz de artar.

Hakikat Güneşinin Tulû'una ve İslamın Nuruna Gözünü Kapatanlar...Gözünüzü,kulağınızı,aklınızı,şuurunuzu kapatsanızda Hakikat güneşi ışığını yaymaya devam edecektir.

"Ey! dünya ve ahiret'in nuru ve ruhu hükmünde olan İslâmiyeti terkeden bedbahlar,sapkınlar!Gelecek nesillerle uğraşmayın!Onlar hak ve hakikat yolunda ilerleyeceklerdir.Sizler kendinizi kurtaramadınız ki gençleri kurtarasınız. Aradan çekilerek sizi bekleyen cehennem çukuruna defolup gidin.İslam güneşiyle gönüllerini aydınlatan,tarihini,kültürünü,örfünü,adetlerini yaşayan,yaşatacak olan inanmış adanmış İslamın alpleri gelsin.Dünyaya huzur ve sükunu getirsinler.

Fetret dönemini yaşayan İslam'a ve insanlığa hakikat erleri lazımki nizam ve intizam yeniden kurulsun,adalet sil baştan tesis edilsin.İslam ve insanlık âlemi yeniden yaşama sevincine kavuşsun.İslamın ışığı ile alem aydınlansın.Açlık,yokluk,sefalet bitsin.İnsanlığı yaşanmaz hale getiren,zulum,işkence,katliamlar sona ererek huzurlansın alem ve insanlık.Zalimler cezasını çekerek pes perişan olsun.Sömürgecilik sona ersin,gelir adaleti sağlansın.Milletler yer altı ve üstü varlıklarını kullanarak hükümranlıklarını sürdürsün.
İslamın ve ilahi iradenin insanlığa vaadi budur.İslam yaşatır,hayat sunar.Batıl inançlar ve ideolojiler teknolojik silah sistemleriyle insanlığı imha ederek varlıklarnı kasbederek ölüme mahkum etmektedir.Alemin bu kaostan,emperyalizm sarmalından kurtulması için ilahi sistemin sistemleşmesi zaruridir.

Osmanlı altı asır Dünya'ya nizam vermiş,adaletle insanliığı yönetmiştir.O gittikten sonra kan göz yaşı dinmemiştir.Zalimler alemde cirit atarak insanlığı canından bezdirmişlerdir.

*Haçlıların 1099'da Kudüs katlıamları,1204'de İstanbul'daki akıl almaz işkence ve zulümleri.Yahudilerin haricindeki tüm insanlığı katletmeleri.Sehaddin-i Eyyubinin Kudüsü Fethinde ise sadece askerlerle savaşması,mabedlere,din adamlarına,kadın çocuk ve sivillere dokunmaması İslamın yüce ahlakının tecellisi değil midir?

*Zamanımızda,Kudüs'de uygulanan insanlık âleminin tarihte görmadiği,yoketme,soykırım harekatı değil de ya nedir?

*USA(Utanmaz,Sıkılmaz,Arlanmaz Alçakların),İslam coğrafyalarında ki uyguladığı yıldırma ve yoketme projeleriyle birlikte enerji kaynaklarını ve madenlerini sömürme,elegeçirme faaliyetlerini sürdürüyorlar.

*"Uluğ Türkistan"da Çin zaliminin uyguladığı Müslüman Türkleri yokederek vatan topraklarını gasbetme faaliyetleri.Asimilasyonla birlikte imha hareketleri.

*Suriye'de Esed rejiminin çöküşü,İran'ın uzun zamandır korkulan"Şii hilali"nin sonunu ve Türkiyenin"dolunayı"nın yükselişine işaret ettiğini yazan Batı basını,İslam coğrafyasında güç dengesinin değiştiğini belirterek olmayan İslam birliğini parçalamaya yönelmişlerdir.
Emperyalist Batı;Afrika Boynuzu'ndan Afganistan'a kadar jeopolitik alanı yeniden şekillendirerek devletleri yok ederek bölgeyi kontrolüne alma ideolojisini uygulamaya koymuşlardır.
Ne yazık ki İslam Alemi;"Ne sünni,nede şiayız.Elhamdülilleh bizler Muhammed Ümmetiyiz."diyerek bölünmüşlüğü ortadan kaldırmıyor.Batı'da meşrepleri gereği İslam alemini"böl-parçala-yut" politikasını uygulayarak yok ediyorlar.Bütün mesele İslam'ı yok etme...
*Somaliden başlayarak,Sudan,Libya,Filistin,Suriye,İran(şu anda yok ediliyor),Irak,Afganistan ve Pakistan(bölgede Afgan-Pakistan çatışması),çatışmaları İslam'ı yok etme projesinin ta kendisidir.Tek vücut olan küffar,param parça olan İslam coğrafyasını yok ediyor.Müslümanları, vatanlarını,varlıklarını istedikleri gibi yönetecekler.Müslüman alemide aval aval onları seyredecekler...
*Nerede müslüman,mazlum halk varsa orada sindirme,yoketme,varlıklarına el koyma adaletsizliği kol gezmekte...İki milyar İslam alemi darma dağın.Birlik yok,beraberlik yok.Zulüm sınır tanımıyor.Müslümanlar birlik olarak olumsuzlukları gidermek yerine,küffar aleminden medet umuyor.
*Siz neden birlikte hareket ederek dertlerinize çare bulmuyorsunuz?
*İnsanlık tarihi'nden bu güne kadar ki zaman diliminde küffar ehlinin dünya'da huzur ve sükun namına bir faaliyeti,çabası olmuş mudur? Bir sorun kendinize...

"Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun-i beşer ;
Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedî serhaddi;
“O benim sun-i bedî’im, onu çiğnetme” dedi.
Âsım’ın nesli... diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek."(M. Akif )

"İslâmiyet güneş gibidir,dünyanın nurudur, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir; göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan,ruhunu hakikatten uzaklaştıran yalnızca kendi hayatını geceye çevirir,geleceğini mahveder ve gayya kuyusuna mahkum olur"

Hakikat-i İslâmiye, cihan şümul bir güneş gibi ufuktan tulû ederken, yarasaların karanlık köşelerde bekleşerek feryat etmesinin ne ehemmiyeti olabilir?
Tarih sayfası, hakikat nurunu söndürmek isteyenlerin hezimetleriyle ve silinip gidişleriyle doludur.
Elbette bilinmelidir ki ; "İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez" hakikati, zamanın göğsüne altın harflerle nakşedilmiştir.
Güneşe karşı havlayanlar,İslamın nuruna,Kur'an'ın hakikatine,Sünnetin ulviyyetine asla zarar veremiyecekler.İslamın güneşi ahir zamana kadar devam edecek.
Hakkın nuru karşısında batılın gayreti,suyu toprakla bulandırmak gibidir.
İnsan yapısı, ilahî nimetleri ve hakikatleri idrak edecek derûnî ve zahiri cihazlarla mücehhez kılınmıştır. Ancak, kalbindeki ene ve enaniyet hastalığı yüzünden manevî nazar ve bakış melekeleri kör olan bir bedbaht, hakikat güneşinin nurundan ne anlar?
Gözü hasta olan için güneşin ziyası aydınlık değil, ancak eziyettir.
Ağız tadı bozulmuş, manevî zevklerini heva ve heves bataklığında kaybetmiş bir insan, semavî sofralardan inen ilahî nimetlerin lezzetini, o eşsiz muhtevayı nasıl idrak edebilir?
Burnunda koku alma hassası körelmiş, tabiat bataklığına saplanmış bir gafil, Gül-ü Muhammedî'nin (Aleyhissalâtü Vesselâm) o cihan şümul, ruhu dirilten rayihasını nasıl hissedebilir?
Bu büyük bir yanılma ve körlük halidir; kişi kendi noksanlığını ve gafletini, hakikatin yokluğu zannetme hatasına düşer.
Tarih, hakikate zıt ve aykırı cephelerde savaşan nice zalimlerin, firavunların, nemrutların mezarlıklarıyla doludur.Öyle bir nesil gelecek ki;İslamın Kevser suyuna karışan,çeri,çöpü,hurafayı,bid'ad'ları temizleyerek billurlaştırıp özüne dönüştürerek yaşayacaklar.Hayat olacaklar,hayat sunacaklar.Medeniyet inşa ve ihya edecekler.Cahiliye'nin içerisinden nasıl Sahabeler seçilip çıkarıldıysa bu milletin neslide,imanla,ilimle irfanla,çağın ağlarından bağlarından,bağlamlarından kurtularak coşkun seller gibi kükreyerek geliyor.Merhum Mehmed Âkif'in o muazzam mısra ve beyitlerinde ifade ettiği gibi; mü'min'in azmini engelleyemez haktan uzaklaşanlar.Âsım'ın nesli,hakikat güneşini hakkıyla kâinat üzerinde dalgalandıracak ve Sahabe dönemi gibi huzur ve sükun dönemini yaşatacaktır insanlığa.
Netice itibarıyla, bâtıl ne kadar gürültü yaparsa yapsın, ufuktaki hakikat güneşi kemalatla, ihtişamla yükselecektir. Gözünü yuman, sadece kendi dünyasını karartır; kâinatın aydınlığına zerre miktar zarar veremez. Şimdi vakit, mezarlarını sırtlarında taşıyan ölü ruhların aradan çekilmesi ve o mukaddes necip neslin kısa zamanda idareyi ele alma zamanıdır.

Kelamlarımız la;İslâm hakikatinin sönmez ve söndürülemez bir güneş olduğunu ihtiva ettiğini anlatmaya çalıştık. Manevî hastalıklar, enaniyet ve gaflet sebebiyle hakikati idrak edemeyenlerin; güneşin nurunu, ilahî nimetlerin lezzetini ve Gül-ü Muhammedî'nin rayihasını hissedemeyeceğini tasvir ederek yorumlama gayreti gösterdik.
Tarih boyunca hakikati engellemeye çalışanların hüsrana uğradığı, imanlı ve faziletli yeni neslin (nesl-i cedid ve Âsım'ın nesli) hakikati daima ayakta tutacağı isbatıyla ortaya koymaya gayret gösterdik.
Hakikate göz yumanların ancak kendi dünyalarını karartacağı gerçeğini vurguladık.

Konuyla Alakalı Ayet-i Kerîme'ler de İslamın Hakikati Şöyle Açıklanmaktâlbuki * Sâff Suresi, 8. Ayet: "Onlar ağızlarıyla Allah’ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır."
* Hac Suresi, 46. Ayet: "Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur."
* Bakara Suresi, 18. Ayet: "Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; artık (hakka) dönmezler.

KURT KUZU'YU YEMEYE KARAR VERİNCE

Dere kenarında birlikte su içerken kurt kuzu'ya dönerek,"Seni yiyeceğim." demiş.
Kuzu sormuş"Neden, ne yaptım ben sana? diye...Kurt da"Suyumu bulandırıyorsun!"cevabını verir.Bunun üzerine kuzu" Nasıl olur? Sen suyun üst kısmında sın,ben ise alt kısmın dayım. Asıl sen benim suyumu bulandırıyorsun. " demiş.Kurt,kuzuyu yemeyi kafasına koymuşya hemen" Suyumu geçen sene kardeşin bulandırmıştı."deyince, Kuzu bu cevaba karşılık"İyi de benim kardeşim yok ki"demiş.Verecek cevap bulamayan kurt celallenmiş" Olsun, ben yine de seni yiyeceğim."

Hikaye bize ABD'nin,İran'la müzakere süreci ve sonrasında bu günkü savaşını çağrıştırıyor.İran bütün şartları kabul etmesine rağmen,liderleri katlediliyor,halkı bombalanıyor,ölümle karşıya bırakılıyor.Yani bütün şartlarını kabul etsen dahi adamların İsrail'i rahatsız ediyor.Onun için seni yemem gerekiyor der gibi meşruiyeti olmayan bir savaşla bir devleti yokediyor.Sırasıyla İslam ülkelerini yerle yeksan ederek varlıklarına el koyuyor.Bu gidişle bütün İslam ülkelerine sıra gelecek gibi gözüküyor.

Hülâsa-i Kelam:İslamın ışığı kıyamete kadar aleme nurunu saçarak aydınlatmaya devam edecektir.İlk günkü berraklığı ile akışını sürdürecek,içenleri mest ederek hakikat ummanıyla buluşturacak tır.
İlk müslümanlarla, bu günkü müslümanlar arasında ki bariz fark iman ve itikatle ilgili husustur.O gün kü mü'minler,tahkiki iman sahibi iken,bu gün kü bizler taklidi iman ehilleriyiz.Samimiyyetsiz bir inanç ve itikad içinde bocalayıp duruyoruz.Söylemimizle,eylemimiz uyuşmuyor.Oysa ki Gönüllerin Sultanı Mevlana:"Ya olduğun gibi görün,yada göründüğün gibi ol."diyerek mü'min'in enfüsi ile âfâkının uyum içinde olması gerektiğini söyler.

Makrokozmos değişmeyen kanunların(Sünnetullah)varlık gösterdiği kainat,mikrokozmos ise Yüce Allah ile kâinatın mükemmel düzeni arasında irtibat kurma yetisine sahip olan insandır. Küçük kozmos olan insanla,büyük kozmos olan alemlerin uyumlu olmasının ölçüsü kişinin fıtratına uygun yaşamasıyla mümkün olacağıdır.Ruhsal bozuklukların temel nedeninde bu olması gerek...

"Bir millet her nasilde yeniden doğar."(Oktay Sinanoğlu)

Yeni nesillerine kültürünü aktarmayan,aktaramayan milletler yatihten silinerek yok olular.Milletleri ayak tutan ana unsur kültürüdür.
İslamın hakikatini yaşayan kullarından olmak dua ve niyazıyla...
Fi Emanilleh...