Sabaha kadar gözüne uyku girmemişti. Yatakta bir o yana bir bu yana dönmüş durmuştı.
Yataktan kalkarak sırtına yeleğini geçirdi. Pencerenin önündeki sedirin üzerine oturdu, perdeyi aralayip dışarı baktı ortalık hala karanlıktı. Kalktı, duvarda asılı kaputu cebindeki tütün tabakasını alarak tekrar sedirin üzerine çöktü. Karanlıkta el alışkanlığı ile bir sigara sardı. Tekrar kalkarak odanın ortasına doğru yürüdü.
Maraş işi bakırdan dövme kulplu mangalın yanına diz çöktü, mangalın yanındaki halkaya tutturulmuş maşayı alarak külleri karıştırmaya başladı. Karanlıkta sönmemiş köz parçaları ışıldayıverdi.
Maşanın ucuna tutturduğu köz parçasıyla ağzındaki sigarayı bir iki nefeste yaktı. Tekrar sedirin yanına vararak dışarı bakmaya başladı. Kafası hala karma karışıktı. Aklı bir türlü almıyordu. Nasıl olur? Koca Osmanlı ne olmuştu? Padişah hazretleri neredeydi? Bu Fransız gavurları nereden çıkmıştı? Dün kasabada bir fısıldaşma başlamış, Ermeni çapulcularında bir hareketlilik olmuştu.
Zaten illaki bunu kabullenemiyordu. Bu Ermeni gavuruna ne oluyordu? Daha düne kadar birlikte değil miydiler bunlarla? Kim ne yapmıştı bunlara? Kasabanın en iyi evlerinde otururlar Kadirli ticaretini ellerinde tutarlardı. Öylece cuma günlerinin dışında ayrı bir dinlerinin olduğunun farkına bile varılmazdı.
Pazarlarda bizim Osman Nuri Hoca'ya gösterdiğimiz saygının aynısı gösterilmez miydi? Fransız gavuruna neden yaltaklanıyorlardı? Bunların gözüne bir gözlük mü vardı mutlaka?
Uzaktan sabah ezanı okunmaya başladı. Osman Nuri Hoca bir başka türlü okuyordu bu gün sabah ezanını. Ezan önce bir ağıt gibi geldi Karabey oğlu Mehmet Bey'e. Kulak verdi dinlemeye başladı. Şimdi ise bir gurbet türküsü gibi gelmeye başladı. Sonra birden bire hızlandı ezan bir mehter marşına döndü.
Kulağına yoldan nal sesleri duyuluyordu. Pencereden dışarıyı görebiliyordu artık. Mehter çalıyor, en önde mehteran takım arında Pala bıyıklı Osmanlı sınır beyleri, arkasında akıncılar, daha arkada tımarlı sipahiler geliyordu. Sipahileri ardından kalpaklı Kırım Tatarları, onların ardında ise Kazmacılar vardı.
Ordunun ucu görünmüyordu. İşte ürkütücü görüntüsüyle Deliler, ardından Azaplar, Beşliler, Farisanlar bölük bölük geliyorlardı.
— Abdest alacak mısın bey?
Mehmet Bey irkildi. Kendine gelir gibi oldu. Döndü baktı. Hanımı Hüsne Hatun bir elinde ibrik, diğer elinde havlu ayakta beklemekteydi. Mehmet Bey gözlerini ovuşturdu. Pencereden dışarı baktı. Sokaklarda kimse yoktu. Ezan bitmiş, etrafı derin bir sessizlik sarmıştı.
— Abdest alacak mısın?
Mehmet Bey tekrar dönerek karısına baktı, sonra sert bir el hareketiyle odadan çıkmasını işaret etti. Başını pencereye dayayarak artık ağarmaya başlayan karanlığın elverdiği en uzak noktaya doğru bakmaya başladı. Kulağında hala nal sesleri vardı.
Gün öğleye yaklaşmıştı. Ermeni çığırtkanlarının eşliğinde Fransız komutanları Tayyarda ve Supi, arkasında korumalarıyla hükümet konağına doğru yürüyorlardı. Hükümet konağına dönülen yolda ermeniler tarafından yapılmış bir tak vardı. Çoğunu ermenilerin teşkil ettiği çarşı esnafı sevinçle Fransız askerlerini alkışlamaktaydı.
Ara sokaklarda Türkler bir araya gelerek konvoyu izliyor ve kendi aralarında konuşuyorlardı. Kalabalıktaki Ermenilerin ellerinde Fransız bayrakları ve kasıtlı olarak birkaç tane türk bayrağı vardı. Kalabalık hükümet konağı önüne geldi. Fransız askerleri bina etrafında tertibat alırken işgal komutanları hükümet konağı kapısının önüne doğru yürüdüler.
Kapı önüne varınca komutanlar durdular. Fransız komutanı Tayyarda geriye dönerek kalabalığa baktı. Ortalık derin bir sessizliğe bürünmüştü. Ermeni kalabalık en öndeydi. Aralarında Türklerin ileri gelenlerinden üç beş kişi vardı. Karabey oğlu Mehmet Bey hırsından patlayacak gibiydi. En öne doğru yaklaşarak olayları izlemeye başladı.
Sivil kıyafetli, tercüman olduğu anlaşılan bir kişi Tayyarda'nın yanına gelerek kalabalığa dönüp ve Türkçe olarak:
— Fransız hükümetinin Osmanlı devletiyle yapmış olduğu anlaşma gereği medeniyetin ve uygarlığın temsilcisi olarak şehrimizin yeni sahipleri adına Güney bölgesi işgal komutanlarından Tayyarda, Türk ve Ermeni halka yönelik bir konuşma yapacaklardır.
Eliyle Tayyarda'yı işaret ederek;
— Asil ve yüce Fransız halk hükümetinin temsilcisi Binbaşı Tayyarda…
Tayyarda bir iki adım ilerleyerek kalabalığı selamladı. Ermeniler çılgınca alkışlamaya başladı. Tayyarda kalabalığın sakinleşmesini bekleyerek Fransızca konuşmaya başlayınca tercüman da anında tercüme etmeye başladı.
— Bizler İtilaf devletlerinin yenilmesiyle yapılan Sevr anlaşması gereğince Osmanlı'nın yıllardır kanını emerek ihmal ettiği Türk ve Ermeni halkına uygarlık ve mutluluk getirme adına buradayız.
İtilaf devletlerinin Fransa'ya verdiği bu görev Türkler için bir şanstır. Adana şehrindeki hakimiyetimiz aylar öncesinden sağlanmış olup şimdi bu şehre huzur ve sükûn gelmiştir. Bu zamana kadar el koyduğumuz bu çevredeki yerleşim birimlerinde münferit bir kaç olay dışında bizleri rahatsız edecek hiç bir olay olmamıştır. Bu da gösteriyor ki, bundan sonra Fransız asaletinin ve kültürünün hüküm süreceği bu yerlerdeki halk, bizleri şimdiden kabul etmiş ve kucak açmıştır. Bu arada şunu önemle belirtmek isterim ki, buraları emanet edeceğimiz Teğmen Subhi ve Fransız askerleriyle iyi geçinmek Türklerin menfaatleri icabıdır.
Karabey oğlu Mehmet Bey artık dayanamaz olmuştu, kalabalığın arasından çevresini yararak ileri fırladı.
Tercümana eliyle Tayyarda'yı göstererek:
— Söyle şuna! Uygur ve medeni ülkesindeki muallimleri Türk halkı ile ilgili yeterli bilgi vermemişler kendisine galiba. Şunu böyle bilsin ki, Türk milleti istiklaline ve hürriyetine çok düşkün bir millettir. Fransız askerinin Türklerle iyi geçinmesi ise kendi menfaatleri icabıdır.
Ortalığı derin bir sessizlik kapladı. Başta işgal komutanları olmak üzere herkes bu ufak tefek esmer adama bakmaya başladı. Karabey oğlu Mehmet Bey'in gözlerinden kıvılcımlar fırlıyordu. Birkaç Fransız askeri ileri fırlamak istediyse de Tayyarda'nın el işaretiyle geri çekildiler.
Tercüman konuyu birkaç cümleyle özetledi. Tayyarda'nın rengi atmıştı. Tercümana bir şeyler söyledikten sonra içeri girdi. Tercüman kalabalığa dönerek:
— Binbaşı Tayyarda az sonra belediyeyi denetleyecektir.