CENNET ANALARIN AYAĞI ALTINDA MIDIR?YOKSA ANA CENNET'İN TÂ KENDİSİ Mİ? TÜRKİYE'DE "TAM Bİ'ANNE HİKAYESİ"
[Bosch'un Mayıs 2026'da yayınladığı 'Anneler Günü' reklamı, Avrupa ve Türkiye versiyonları arasında ki içerik farkı, nedeniyle büyük tepki çekti.Avrupa'da,'üç çocuklu aileler' vurgulanırken, Türkiye'de bir kadının köpeğiyle'anne'olarak resmedilmesi, Türkiye'nin aile yapısına uygun bulunmayarak'iki yüzlü'olarak eleştirildi ve reklam yayından kaldırıldı.
Reklam Krizinin Detayları:
*Farklı İçerik:Avrupa versiyonlarında klasik aile yapısı(üç çocuklu aileler)ön plana çıkarılırken,Türkiye için hazırlanan'Tam Bİ'anne Hikayesi" başlıklı reklam da bir kadın'oğlum'dediği evcil köpek üzerinden anne(!)olarak resmedilerek aşağılanmıştır.
*Sosyal Medya Tepkisi: Almanya'da çocuk,Türkiye'de köpek başlığıyla,sosyal medyada yoğun tepki toplayan reklam aile kurumunu ve annelik değerlerini hafife aldığı gerekçesiyle eleştirilmiştir.
*Sonuç:Tepkilerin ardından Bosch Türkiye tartışma yaratan reklam filmini yayından kaldırmak zorunda kalmıştır.
Ey Türk Milleti!Bi düşün!
Almanya da "Çocuk"!
Türkiye de "Köpek"!]
Ana'lar yücedir,Allah'ın sunduğu rahmettir,berekettir.
Ana yüreği muhabbettir.
Ana kucağı sıcaktır,kutsaldır.
Ana'nın özü evlattır.
Ana'nın evladını doğurması,koruması gözetmesi,büyütmesi İlahi bir lütuftur.
Analar ömürleri süresinde ailesinin düzenini,birlik ve beraberliğini,sevgi-muhanbet bağlarını kurarak korurken,o bir yandan da çocuklarını emanet bilerek,iyi bir ahlakla ve İlahi iradenin emirlerine göre yetiştirerek,faziletli,edepli,erdemli kılmak için didinip dururlar.Evlatlarını faydalı,kendilerini fıtratları üzerine yaşayan şahsiyetli birer kişi olarak büyütmek için bıkmadan usanmadan gayret göstererek adetâ saçlarını süpürge ederler.Hayatlarını onlara feda ederek,onlar için yaşarlar.Evlatları için yapamayacakları,göze alamayacakları özveri ve fedakarlık yoktur.Ebrveynlerimizin bu vefakar-cefakar ve fedakarlıklarına karşı daima sevgi,saygı,muhabbetle davranmamız öncelikli görevimiz olmalıdır.Bu bir evlatlar için rızayı kazanmanın yolu ve yöntemidir.
Anadolu insanının inci-mercan deyişlerinden biri olan,"Ana gibi yâr,vatan gibi diyar bulunmaz"sözü mucibince saygıyla onları onur'a etmemiz de dini ve vicdani sorumluluğumuzdur.
İlahi kelam;Ana-baba ile ilgili ayette onlara asi olmak,karşı gelmek şöyle dursun"Öf bile deme"yi yasaklamış,sevgi-sayğı ile davranmayı tavsiye etmiştir:
"Rabbin,kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi,anaya-babaya iyi davranmamızı kesin olarak emretti.Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa sakın onlara "öf"bile deme ve onları azarlama;onlara güzel ve tatlı sözler döyle."(İsra,23)
Yaratan önceki ayette tevhidi kesin bir üslupla emrettikten sonra burada da birinci olarak sadece kendisine kulluk yapılmasını,başka hiçbir şeye kulluk yapılmamasını emreder.Bu ilahi emir O'nun yegane Rab ve İlah olmasının bir gereğidir.Kendisine kulluğun hemen arkasından genç veya ihtiyar,muhtaç yada değil hangi durumda olursa olsunlar mutlak olarak ana-babaya iyiliği emrediyor.Varlığımızın gerçek sebebi Yaratan iken,varlık âlemine gelmemiz ve yaşamamız için zahiri(görünen)sebep de ebeveynimizdir.Bundan dolayı önce kullık ve tâzim,peşinden ana-babaya iyilik,sadakat emredilir.Çocuklarını dünyaya getirmede, onları terbiye edip yetiştirmede Allah'ın var etme,rububiyet, rahmet ve şefkat gibi sıfatlarının,eserlerinin ortaya çıktığı ilk aynalar ana-babalardır.Kesin olarak ebeveyne iyilik, saygı emredildikten sonra kesinlikle ihtiyarlık zamanlarında onlara yapılacak hizmetleri tam olarak anlayarak yerine getirmemiz için geniş olarak açıklanır;
*Bırak kaba ve saygısız davranışları,bir kızgınlık ve bıkkınlık ifadesi olan o"ÖF!" bile dememek,
*Onları azarlamamak,
*Onlara tatlı,gönül alıcı, kalplerine huzur, sürur ve mutluluk verici güzel ve hoş sözler söylemek,
*Tevazu, şefkat ve merhamet kanatlarını onların üzerine indirmek;karşılarında olabildiğince alçak gönüllü olmak;her türlü ihtiyaçlarını engin bir gönülle,yüksünmeden severek yerine getirmek,
*Onlar için dua etmek:Allah'ım küçüklüğümde onlar beni nasıl şefkat ve muhabbetle kucakladılar,yedirip içirdiler, büyük ilgi ve sevgiyle ihtiyaçlarımı karşıladılar,benim için uykularını, istirahatlarını terk ettiler,böylece beni büyütüp yetiştirdilerse, sen de onlara aynı şekilde şefkat ve merhametle muamele et"diye onların iyiliğine Allah'a yalvarmak.
Efendimiz(sav),kendisine sorulan bir soruya cevap mahiyetinde en faziletli amelleri sayarken:
"Vaktinde kılınan namaz, ana-babaya iyilik,Allah yolunda cihad"buyurmuş ve ana-babaya iyiliği hemen namazın arkasından zikretmiş ve önemini vurgulamıştır.(Buhari, Edep 1)
Resulullah(sav),büyük günahları haber verirken de:
" Allah'a ortak koşmak, ana-babaya asi olmak ve yalancı şahitlik yapmak"şeklinde sıralamışlardır.(Buhari, Edep 6)
Peygamber Efendimiz Ebeveyne hizmet etmenin evlada cenneti kazandıracağını ise şöyle ifede eder:
"Ana,babasına veya sadece onlardan birisine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimsenin burnu yerde sürtülsün"buyurarak uyarmışlardır.(Müslim, Birr 9)
Kulluk da ve ana-babaya iyilik de samimi olmamız istenmetedir.Gönülden Hakka yöneldiğimiz taktirde Rabbşmiz tevbelerimizi kabul edecek,geçmiş günahlarımızı bapışlayacak,bizi kendisine ihlâslı bir kul,atalarımıza hizmet ehli,mütevazi,şefkatli ve merhametli bir evlat olmamızı nasip edecektir.Ahiret hayatımızda da kurtulanlardan olacağız İnşallah.
MODERNİTENİN HARCAMA KÜLTÜRÜ;ANNELER GÜNÜ
Kapıtalizmin harcama kültürüne hizmet için gerçekleştirilen,kurumlaştırılan"Anneler günü"1908'de ABD kutlanmaya başlanmış,zamanla dünya da yaygınlaşmıştır.Batılaşmanın sembollerinden olan"Anneler günü", 1955'ten itibarende ülkemizde kabul görmüş kutlanmış,kutlanmaya da devam edilmektedir.
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, yılda bir gün ne anneyi anmaya yeter, ne de sevgi ve saygı gösterileri bir hayatın karşılığı olabilir.Onun canından can,kanından kan olan bir evlat için,annesiz bir hayat değil bir gün,bir ömür düşünülemez bile.Onlar yanımızda olmasalar bile,gönlümüzde,beynimizde içimizde bizimle beraber ve bizim için yaşar dururlar.Atalarını razı edemiyenler Rabbinin rızasını kazanamazlar.
[AİLE MİLLETİN KARANTİ'SİDİR
Aile çökerse nüfus dibe vurur, ülke uçurumun eşiğine sürüklenir.
İngiltere'nin etkili ve yetkili parlak entellektüellerinden john Berger, 1978 yılında bizim "varoşlarımızda" bir mahalleye gider, bir eve misafir olur.
John Berger:"TÜRK EVİ: CENNET" ismiyle özel ve muazzam bir makaleyle döner ziyaretinden, yaşadıklarını ve gözlemlerini kelamlaştırarak:"Türk evi:Cennet":makalesinin başlığıdır Bergerin.
Nasıl başlık ama!
Muhteşem,değil mi?
Nereden nereye?
Şimdi mutlu Türk evinin yerinde yeller esiyor:Aile çökmenin eşiğine geldi. "Cennet",cehenneme dönüşmek üzere...
AİLENİN ÇÖKMESİNE YOL AÇAN DİĞER FAKTÖRLER
Ailenin dağılmasına yol açan başka etkenleri şöyle özetlemek mümkün;
*Medyaların hedonizmi ve egoizmi kutsayan, aileyi aşağılayan, boşanmayı öven ve kışkırtan, aileleri kurşuna düzen çarpık ilişkileri ve sapkın kişileri süblime eden(yükselterek,öven) ahlaksız, iğrenç dizileri,
*Reytinge tapan ruhsuz televizyoncuların Anadolu insanını aşağılayan, aileyi karalayan ve boşanmaları kışkırtan,öven kadın kuşağı programları,
*Popüler kültürün yoz ve yozlaştırıcı ürünleri etkili oldu.İslami Türk ailesini darma dağın yere serdi...
AİLEYİ KURYARAMAZSAK ÜLKE Yİ KURTARMAYIZ
Nüfusunu yitiren bir ülke nüfuzunuda yitirir.
Dünyada demoğrafi savaşları yaşanıyor pandamiden bu yana!
Ailenin çöktüğü bir ülkede nüfus da çöker.Aşleyi çöküntüden kurtaramazsınız nüfusuda asla kurtaramazsınız.
Öyleyse yeniden dirilişe aileden başlanacak...
Zorunlu alanlar dışında kadının asli görevi anne olacak, yuva lurulacak , anne anne, baba baba olarak sorumluluğunu yerine getirecek.Ev yeniden yuvaya dönüşerek cennetleşecek.
Dünyada ailenin en güçlü olduğu ülke Türkiye idi, halende öyledir.Ama aile nüyük darbe yedi:Toplum sekülerleşti, plansız kentleşti:ruhsuz, kimliksiz, kişiliksiz kentler ve aileleri apartman dairelerine hapseden yerleşim yerleri, kafesler yapıldı.Modern mezarlıklar gibi...
Ülkenin en zor zamanlarında,kriz ve afet zamanlarında güçlü aile yapımız, toplumun ve ülkenin çökmesini, yok olmasını önledi.
Hâsılı Kelam: Ailenin korunmadığı sürece, evlilik oranlarının ve nüfusun aşağıya doğru inmesi, aile içindeki çatışmaların zivanadan çıkması ve yuvaların yıkılması,çocukların anasız-babasız büyümesi,ortalıkta büyüyen yeni neslin şiddete sürüklenmesi önlenemez.Neslini kaybeden her şeyini kaybeder.
Uzun sözün kısası,aile yuvası,ebeveyn,evladlarla cennete dönüşerek mutluluk dergâhı gibi hayatın kaynağı haline getirilmelidir.(alıntıdır;Yusuf Kablan)]
Konfüçyüs;Erdemli kişilerden oluşan,uyumlu bir toplum için,aileye bağlılık,hiyarerşik düzen, ahlaklı yönetim ve dine, geleneklere bağlılığı savunur. Sosyal yapının temeline, insanlık, sevgi, saygı, erdeme ulaşmak ve üstün insan(mü'min)modeliyle toplumsal huzuru sağlamaktır.
*Erdem ve Ahlak:İnsancıllık,sevgi,saygı, tevazu ahlakın özüdür.
*Aileye Saygı:Ana-baba ataya muhabbet faziletin temelidir.
*Toplumsal uyum ve Hiyararşi:Toplumsal düzen için herkesin(yöneten-yönetilen, ebevey-evlat)kendi statüsüne göre davranmasını savunur.
*Erdemli Yönetim:Yönetenlerin kaba kuvvet yerine adaletle,saygıyla idare etmelerini tavsiye eder.
*Eğitim ve Öz-gelişim:Faziletin doğumla değil erdem ve bilgiyle kazanılacağını vurgulayarak, eğitimin herkes için erişebilir olmasını savunur.
*Ritüeller ve Gelenekler:Toplumsal kuralların,inançlar ve ritüellerle sağlandığını,uyumlu hale getirdiğini bildirir.
Milletimizin bekası için;Şahsiyetli,kişilikli şahıslara,aile faziletine bağlı eşlere,mili ve manevi değerlerine bağlı nesillere ihtiyacımız malumdur.Yeniden dirilişin kaynağı inanmış, adanmış,yaşatma ideali taşıyan,zamanın-mekanın ruhuna hakim,cesaretli alpenlerdir.
Anneler gönünün;Annelerimize,ümmete, insanlığa mutluluk ve huzur getirmesi için dua ve niyazlarımla...
"Analar insandır,biz insanoğlu"
Nice güzel,mutlu günlere ve hayatlara...