RAHMET ve MAĞFİRETİN KAYNAĞI OLAN RAMAZAN...KEMALAT YOLCULUĞU,OLGUNLAŞMA ENSTİTÜSÜ DEĞİL MİDİR?
"Müjdeleyin,nefret ettirmeyin!
Kolaylaştırın,zorlaştırmayın..."
Ramazan ve oruç bize Hakkın misafiri olarak teşrif ederek geliyor ve geldi...Misafirlikleri kısa zaman dilimin de gerçekleşecektir;ihmali ve samimiyetsizliği kabul etmez.Özden ve gönülden ahde vefa ister.Sayğı bekler.
Ramazan,on bir ayın içerisinde,kardeşleri arasında ki Yusuf gibi değerli ve kıymetlidir.O'nu ziyan ederek öldürmeyin.İhmal ederek yok olamasına fırsat vermeyin.O'nu kuyuya atmayın,değersizleştirerek terk etmeyin.O'nu değersiz bir karşılıkla değişmeyin.Dünya meşkuliyerlerine dalarak sayğıda,hürmet de kusur etmeyerek rahmet günlerini boşa geçirmeyin.Kurtuluşunlama za vesile olacak şekilde bereketinden yararlanın.Bilakis zamanınızı ona ayırarak değerini bilin.Umulur ki yaptığımız salih amellerden dolayı hesap gününde şefaatçı olarak bizleri kurtarır...
O'nun yolunu ilmek,ilmek ibadet ve taat nakışlarıyla işleyerek dokuyalım...
O mübareği şanına ve şerefine uygun olarak ağırlayalım...Onur'a edelim,şeref konuğu olduğunu hissettirelim ki...
Çünkü O da bizleri ahirette ağırlayacak...Mihmandarımız olarak vekilliğimizi yapacak...
Yâ RÂBB!
Bu kulun beni Onur konuğu olarak ağırladı...Şânına ve şânıma uygun olarak RAMAZAN ayını;oruçlarla,teravihlerle, ibadetlerle,taatlerle,hamd ve şükürlerle,hayır-hasanatlarla,ihtiyaçlıların ihtiyaçlarını karşılayarak Sen'in rızanı kazanmak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı...Sen'de bu kulunu Sana kulluğu,RAMAZAN ayına hürmeti ve ben'i(Orucu) hakkıyla edâ ettiği için bağışla,mükafâtlandır,salihlerve koğuşunda,Firdevslerde huzurlu kıl,koru,yaşat...
Huzur ve rahmet mevsimi üç aylar;Allah'ın ayı Receb'le başladı rahmet nurunu saçmaya,Efendimizin ayı Şaban'la devam etti bereketini artırmaya,ümmetin ayı olan Ramazan'la devam ediyor bereket yağmurlarını yer yüzüne yağdırmaya...
"O Ramazan ayı ki;Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden kurtuluş günleridir."
"Ramazan ayı geldiği zaman cennetin kapıları açılır,cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulurlar." (Buhari,Savm,5)
Ramazan ayının feyiz ve bereketinden faydalanmak için ilahi reçete şöyle düzenlenmiş ve uymamız ferman kılınmıştır:
*Oruc tutmak;sahurla- iftar arsında masivayı terkederek yemeden,içmeden şehevi arzulardan uzaklaşararak,enfusi ve afaki olarak hakikate teslim olmak,günlük zamanın büyük bölümünü Yaratan'ın rızası için O'na tahsis etmek,nefsi arzulardan uzak kalmaktır.
*Beş vakitle beraber taravih namazını da kılmaktır.
*Zekatlarımızı vererek mallarımızın ilahi sigortasını yaptırmak ve sağlığımızın zeketı olan fıtır sadakasını ihtiyaç sahiblerine vermek.
*Her türlü kötülük ve musibetlerden uzak durarak korunmak.
*Dedi kodu ve kıybetten uzaklaşmak.
*Yaratılış fıtratına göre hayatımızı idame ettirmek.
*Kur'an'a ve Sünnete uygun yaşamak.
*Dünya'ya gönderiliş sebebi olan imtihanı kazanmak için ilahi iradeye uygun olarak yaşamak. İnsanlar Hakka uygun yaşar,nefsin ve şeytanın şerrinden korunursa, kulluğunu ifa ederek ilahi rızayı kazanır.
Ramazan;"Fıtraten yaşayanların kemâlâtını artıran,uzaklaşarak hakikatlerini kaybedenlerin tekrar Hakka dönmelerini sağlayan ihsan ve adep mektebidir." Rahmet ve bereketin arttığı,hasat mevsimidir.
Ramazan'la birlikte günahlarımızın bütünü affedilme fırsatıyla bizleri bekliyor.Nefsimizi terbiye ederek,kötü ahlakımızdan kurtulmak için ötelerin Ötesine yönelerek af ve mağfiretine iltica etmeliyiz.Efendimiz:
"Eğer ümmetim Ramazan'ın kıymetini,onurunu,şerefini ve önemini hakkıyla bilmiş olsalardı,bütün yılın Ramazan olmasını temenni ederlerdi."Buyuruyor.Ayrıca" Nice oruç tutanlar vardır ki,günahlarından uzak durmadıkları için,onların oruçlarından geriye sadece açlık ve susuzlukları kalır."ilahi kaynaklı sözün gereği haset,gıybet,dedikodu,harama bakmak,müstehcen konuşmak da dahil her türlü günahtan,vebaldan kaçınarak korunarak geçerli vizeyi almaya yönelmeliyiz.
Peygamber Efendimiz SallaIlahu Aleyhisselam:
"Kim yalan söylemeyi,cahilliği ve cahillikle amel etmeyi(günah işlemeyi ) terketmezse,Allah u Teâlânın onun yemesini,içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur."Hadisin gereği olarak yalanı,iftirayı,cahilliği,laubaliği terk ederek hak ve hakikate uygun bir şekilde davranarak kuluğun şiarına göre hareket edilmelidir.Her anı cennete açılan bir kapı olan ramazanı iyi bir vakit proğramıyla değerlendirerek,zamanımızı yiyip bitiren televizyonla,internetle,telefonla,sosyal medyayla ilişiğimizi keserek aramıza ciddi bir mesafe koymalıyız.Nimet olan değerli zamanımızı kulluğumuzun ifasında kullanmamız,kurtarıcı ve koruyucu olduğu için hak hakikat yolunda kullanmalıyız...
Allah ve Resulüne iteati terk ederek nefs,şeytan ve düşmanlara uyarsak,niza ve ayrılıklar bizi kuşatıverir.Bu haller de bizleri zayıf düşürüp korkak hale getirir.Ayet-i kerime durumumuzu en güzel bir biçimde açıklamış,içinde bulunduğumuz bu haller bu şekilde devam ederse,Yaratan'ın da tehdidi hemen geliyor:
"Eğer Allah ve Resul'ünün yolunda birleşmezseniz,yeryüzünde çıkacak büyük bir fesat sizi helak edecektir." (Enfal,46)
Ey İslam Alemi Kendinize Geliniz!
Biriniz diğerini kötüler,kendini ve kendi cemaatini üstün tutmaya çalışırsa,bu durum ayrılığa sebep olur.Halbu ki şu bir gerçekliktir ki;küfür ehli bir millettir,Müslümanlarda bir millet.Akıl almaz değişiklerin ve değişimlerin olduğu kaos çağında,İslam alemine kurulan tuzakları,oynanan oyunları iyice tahlil ve analiz ederek hakikatini bilmeliyiz.Varlıklarının gayesi,parçala-yut siyasetini güdenler,hedeflerine ulaşmak için fırsat bekliyorlar.Acı,ıstırap,işkence,çile,yurtlarından atılma(Filistin),varlıklarını kaybetme yine müminlere kalıyor.O halde işte ilahi reçete:
"Hepiniz birden Allah'ın kopmaz ipine(Kur'an-ı Kerim'e)sımsıkı sarılın,asla ayrılmayın." (Al-i İmran,103) Öyleyse müminler olarak şucu, burcu değil de Hak ve hakikat üzerinde bir olarak bütünleşmeliyiz.Efendimiz de:
"Birbirleni sevmede,birbirlerine merhamette,birbirlerine şevkatte müminlerin misali;bir bedenin organları gibidir.Ondanya bir uzuv rahatsız olsa diğer uzuvlar uykusuzluk,rahatsızlık ve harekette ona iştirak ederler,rahatsız olurlar." Hakta birleşen ve çalışan bir topluluk,İslam namına büyük hizmetler yaparlar.Şerlerden ve nifaklardan uzak yaşarlar.Birlik ve bütünlük lutüf ve rahmete vesile olur.İslam alemi birleşirse güçlenir,küfür ehli zayıflar müminler huzura kavuşur ki:
*Gazze,Filistin,Kudüs hürriyetine kavuşur.Çocuklar kefensiz mezarlarda donmazlar.Okullar da,parklar da cıvıldaşarak etrafa mutluluk saçarak uçuşurlar.
*Uluğ Türkistan özgürlüğüne kavuşarak,inançlarını,örflerini, âdetlerini,törelerini,milli,manevi değerlerini hür bir şekilde hayatlarına nakşederek huzurlu,güvenli vatanlarında mutluluk içerisinde yaşarlar.
*Dünya'yı harp sahasına dönüştüren zulüm ve öldürmede sınır tanımayan küfür ehlinin hükümranlığı sona erer.
*Mazlum ve muhtaçlar huzur ve sükuna kavuşurlar.
*Yaşanamayacak kadar düzen ve intizamı bozulan yeryüzüne ve insanlığa yeniden yaşama şuuru gelerek insaniyet hayat bulur.
RAMAZAN AYI ve ORUÇ;AÇLIK DEĞİL NEFİS TERBİYESİDİR
“Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi Allah’a karşı gelmekten sakınırsınız diye, size farz kılındı.”
(Bakara Suresi 183. Ayet)
Oruç, bir topluluğun sadece yemekten uzak kalması demek değildir.
Oruç, organların günahtan, dilini boş sözlerden, gözünü haramdan, eli ve ayağı da günahlardan uzak tutmak demektir.
Tüm organların şehvetlere yönelmesinde güç aldığı yer midedir. Mide boş olduğunda tüm organlar güçsüz kalır ve şehvetlere yönelmeleri azalır. Oruç mideye gıda girmesine mani olduğu için organlar güç bulamaz ve nefis terbiye edilmeye başlar. Çünkü organların şehvetleri ateşleyen gücü olan gıda vücutta olmadığı için güç bulamazlar ve haliyle fıtrata uygun bir şekilde terbiye edilmeye başlarlar. Bu nedenle iftar vaktine kadar aç olan mideyi bir anda tıka basa doldurmak akşama kadar nefis terbiyesi için sabredip çabaladığın nefsinin şehvetlerini yeniden harekete geçirir ve o açlık nefis terbiyesine katkı sağlamayıp sadece yanına açlık kalmış olur. Aynı zamanda mideyi tıka basa doldurduğu için de teravihi kılamaz hatta camiye gidemez hale gelir ve ibadetlerden lezzet almanızı da engeller.
Dünya ve ahiret işleri kalp etrafında döner. Şunu bil ki kalbin en çok etkilendiği organ gözdür. Göz her şeyin resmini çeker, beyin kayıt eder ve kalp onu onaylar veya reddeder. Kalbe gelen vesveselerin ve namazdaki suretlerin başlangıç merkezi gözdür.
“Gözüne hakim olamayan kalbine hakim olamaz.” der Hz. Ali r.a
İnsanın bütün kazancı ve faydalı şeyler hep dille başlar. İbadetlerin boşa çıkmasına sebep olan da dildir. Bir ay boyunca çabalayıp, yorulup kazandığın Ramazan sevabını dil bir saniyede bitirir. Dilini edeple hapsetmen gerekir. Susmak ise sabır ister! Boş kelime konuşma, konuşunca faydalı sözler söyle ve her bir sözün kayıt altına alındığını unutma!
Tüm bu organları terbiye etmekten maksat kalbi düzeltmektir. Kalp düzelirse her şey düzelir, o bozulursa her şey bozulur. Vücudun kralı o’dur. Eğer göz harama bakıyorsa bil ki kalpte sorun var demektir.Gönül,hak ve hakikatle bütünleşmemiştir.
Kalbin işi zordur, gayret ister. Çünkü kalp duyu ve organlar yoluyla topladığı verileri duygulara çevirir ve o duygularla hareket eder.
O duygular kulun kararı olur, kararlar ameli olur, amel ise ya cennete ya cehenneme götürür.
Kalbin amelleri çoktur; kibir, riya, ucb, haset, tu’li amel, acelecilik, cimrilik, suizan, vb.
Ayet Kerim’i de de buyurduğu gibi: “…Allah’a karşı gelmekten sakınsınız diye oruç size farz kılındı.” ( Bakara Suresi 183. Ayet)
RAMAZAN'IN RUHUNA UYGUN DAVRANMAKTA İBADETTİR!
Ultra zengin iftar sofralarının fotoğraflarının cekilerek paylaşılmadığı,
amanda aman sahurda neler yaptım neler diyerek yediklerimizi milletin gözune sokmayacagımız,
Oruc tutanlarımızın kendileri ni tutmayanlardan üstün görmeyecegi,
tutmayanlarımızın da tutanlara saygılı olacağı,
dindarlığımızı, ibadetlerimizi halka değil; sadece Hak'ka duyurmak niyetiyle yapacağımız,
kimseyi oruç tutmuyor diye sorgulamadan, yargılamadan ve yadırgamadan,
kimsenin amel defterinin katipliğine soyunmadan,
sevgi, saygı, empati ve infakın artacağı,
yapacağımız yardımlarda fukaranın minnet altında bırakılmadığı...
Huzurlu,bereketli bir Ramazan temennisi ile:
HOŞ GELDİN YÂ MÜBÂREK RAMAZAN...
RAMAZAN HOŞ-HOŞCA GELDİ
Bu mübarek,Fazilet ve bereket ayı,sıradan bir takvim yaprağı,normel,sıradan bir gün değildir.
Rahmet ayı, kalbi olanı diriltir; kalbi ihmal edeni sarsar,kendine getirir.
Allah’ım…
Bizleri İslam alemi olarak Kadir Gecesi’ne ulaştır.
Ulaştırmakla kalma; onu hakkıyla idrak etmeyi,bereketinden faydalanmayı nasip eyle.
Dünyevî ve uhrevî bütün sıkıntılarımızdan halâs eyle,kurtulanlardan buyur...
Korktuklarımızdan emin,
umduklarımıza nâil eyle.
Rabbim…
Hanelerimize hayır, huzur ve bereket indir.
Soframıza rızık, kalbimize sekînet, ömrümüze istikamet ver.
İnsanlık alemiyle birlikte bizlerede sağlık, sıhhat ve afiyet lütfeyle.
Bizi – son nefes dahil – yolundan ayırma.
İstikamet üzere daim ve kaim eyle.
Ramazan sadece aç kalmak değildir.
Ramazan, nefsin haddini bilmesidir.
Ramazan, kalbin Rabbine dönmesidir.
Ramazan, hayatın istikametini yeniden çizmesidir.
Bu ay ya seni değiştirir…
ya da seni ifşa eder.
Hazır ol.
Ramazan geldi,feyzinden,bereketinden,hüsnünden,nurundan gafil kalma ...Dön Rabbine... Sen vazgeçsen de O senden vazgeçmez...Sen O'nun kulusun...O'na kul,Resulüne ümmet olmaya gayret eyle...
Sehl İbni Sa'd’dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. 'Oruçlular nerede?' diye çağrılır. Onlar da kalkarak oraya girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla oraya sokulmaz. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse giremez."
(Buhârî, Savm 4; Müslim, Sıyâm 166)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
TOPRAĞIN SOFRASINDAN RUHUN KANATLARINA;BİR YOCULUK RAMAZAN;
"Kısmetindir gezdiren yer yer seni
Arşa çıksan âkibet yer, yer seni.
Onun için onun adı yer oldu.
Önce besler sonra kendi yer seni. (İbn-i Kemal Paşa)
*Arz Allah'ın izniyle kendinden olan bizi önce besledi,semizletti, sonrada yedi.
Tıpkı çobanın kuzuyu besleyip de koyun haline getirince ;ya yedi, ya da kasaba vererek yedirdi...
Oysa gariban kuzu,olunca koyun;
Hep kurttan korktu.
Meğer asıl kurt kendini besleyen büyütenmiş! Haberi yok.
Bir ömür o habersizlikle yaşadı.
Belki de öyle olmasaydı yaşayamaz ölürdü.
*
İbn-i Kemal Paşa Hazretlerinin o hikmetli sözleri, hayatın ve mema tın fotoğrafını tek bir kareye yerleştirdi.Biz bu dünyayı kendimize vatan, toprağı da sadık bir dost bildik.Oysa toprak,karnında sakladığı misafirini önce kucağında ağırlar,binbir nimetle donattığı sofrasında besler,semizletir,vakti gelince de o sofranın bir parçası olarak bağrına basar. Bu kâinatın şaşmaz bir kanunudur.Önce besleyen,sonra kendisi yiyen bir kara toprak...
İbn-i Kemal'in veciz şekilde anlattığı ilahi iradeyi:
"Sizi topraktan yarattık, yine oraya döndüreceğiz ve sizi bir kez daha aradan çıkaracağız." (Taha, 55)
İşte bağlandığımız,yurt edindiğimiz,sıkıca sarıldığımız dünyanın özü ve özeti bu kadar...
Kurtuluş ayı gelmiş önümüze... Ver elini kurtarayım diyor...Kurtulmak için ne bekliyorsun...Hakka dön, hakla ol, hakla kurtul. Bir Ramazana daha kavuşacağın meçhul...Fırsatı ganimet bil.Uy fıtratına, yerine getir kulluğunu...Kurtulanlardan olmak için nedamet göz yaşı dökerek Rabbimize rücu eyle...
Ramazanın ehemmiyetini,faziletini bereketini anlatabilmek için emek verdim uğraştım...Ancak ne kalemim kafi geldi.Nede kelamım yeterli oldu...Naçizane bir şeyler yazmaya çalıştım.Değerlendirecek olanlar sizlerslniz...
Ancak şunu söyleyebilirim ki sözün özü olarak:
Rabbine teslimiyet göstererek yaratılış gayene göre yaşamaya gayret eyle.Ramazan orucunu tutarak,beş vakitle birlikte teravih namazını da kılmayı ihmal etme.İslam ahlak ve faziletine uygun yaşa.Haramlardan uzaklaş,korun.Helal olan şeylere yönel.Afakla değil,özünle bütünleş.Enfüsine yönelerek sülukunu tamamla.Allahın sevdiklerini sev, yerdiklerinide yer.O'nun için sev,O'nun için yer.Kul hakkından korun.Zinadan sakın.Aldatma,aldanma. Sana yapılmasını istemediğini,sen de başkalarına yapma.Olduğun gibi görün sakın riya yapma.Sözün doğrusunu
söyle.Helalinden ye-iç.Özünü düzeltmeye çalış.Başkalarının kusurlarını araştırma.Rahmet günlerinden nasiblen.Günlük olarak kulluğunun icaplarını yerine getir.Bu günün işini,ibadetini yarına bırakma.Helal Kazan helal harca.Kibirden,gururdan uzaklaş.Mütevazi ol.Verdiğin sözü yerine getir.Emanete riayet eyle.Büyükleri say,küçükleri sev.Kurtul ve kurtulanlar kervanına katıl...
Kulluğun ifasında temel unsur;Yaratılış fıtratına uygun yaşayanlar hakkında:"Allah mü'minlerden,kendilerine vereceği cennet karşılığında canlarını ve malllarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar,öldürürler ve öldürülürler.Müjdelenen bu cennet Tevrat'da,İncil'de,Kuran'da Allah'ın yerine getirmeyi uhdesineb aldığı kesin bir sözdür."(Tevbe,111)Ayetten de anlaşılacağı üzere,kulluk yapanın kurtuluşa kavuşacağı müjdelenmiştir.
Kurtulanlardan olmak umudu ve duasıyla...
Allah var gam yok...