Ortadoğu’da savaşın en tehlikeli anı, bombaların patladığı an değildir.
En tehlikeli an, gerçeğin belirsizleştiği andır.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin hava sahasına yönelen bir balistik füzenin NATO savunma sistemleri tarafından düşürüldüğü açıklandı. Füzenin İran’dan geldiği iddia edildi. Ancak İran yönetimi kısa süre sonra resmi bir açıklama yaparak “Türkiye’ye füze fırlatmadık, Türkiye’nin egemenliğine saygılıyız” dedi.
Türkiye ise füzenin Irak ve Suriye üzerinden geçerek Türk hava sahasına yöneldiğini ve NATO savunma sistemleri tarafından imha edildiğini duyurdu.
Bu olay yalnızca bir askeri teknik mesele değildir.
Bu olay, Ortadoğu’nun büyük jeopolitiğinin küçük bir fotoğrafıdır.
Çünkü bu füze üç farklı ihtimali aynı anda akla getiriyor.
1. Ortadoğu’nun klasik gerçeği: savaşın kazası
Savaşlarda “yanlış hedef” vakaları yeni değildir.
Tarihte sayısız örnek vardır. 1964’te yaşanan Gulf of Tonkin Incident, ABD’nin Vietnam Savaşı’na girmesine yol açan bir olaydı. Daha sonra olayın büyük ölçüde yanlış yorumlandığı ortaya çıktı.
Benzer şekilde 1988’de ABD donanması İran’a ait bir yolcu uçağını yanlışlıkla vurdu ve 290 kişi hayatını kaybetti.
Yani savaş ortamında teknik hata, yanlış koordinat veya radar hatası mümkündür.
Bu nedenle bazı askeri analistler, Türkiye’ye yönelen füzenin aslında başka bir hedefe gönderilmiş olabileceğini düşünüyor.
2. Ortadoğu’nun ikinci gerçeği: provokasyon
Uluslararası ilişkiler tarihinde “sahte bayrak” operasyonları da vardır.
1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgaline gerekçe yaptığı Gleiwitz Incident bunların en bilinenlerinden biridir.
Jeopolitik oyunlarda bazen küçük bir olay büyük bir savaşı tetiklemek için kullanılabilir.
Türkiye’ye yönelen bir füze şu sonuçları doğurabilecek bir etkiye sahiptir:
Türkiye ile İran arasında kriz
NATO’nun İran’la karşı karşıya gelmesi
Ortadoğu savaşının genişlemesi
Bu nedenle bazı analistler bu tür olaylarda provokasyon ihtimalinin her zaman araştırılması gerektiğini söyler.
3. Ortadoğu’nun üçüncü gerçeği: kontrol dışı aktörler
Bugün Ortadoğu yalnızca devletlerin savaştığı bir coğrafya değildir.
Milis ağları, vekil güçler ve yarı bağımsız örgütler de savaşın aktörleridir.
İran’ın bölgede etkili olduğu milis ağları yıllardır biliniyor. Bu nedenle bazı uzmanlar, füzenin merkezi bir emirle değil bölgesel bir milis tarafından fırlatılmış olabileceğini de değerlendiriyor.
Türkiye neden kritik?
Bu olayın asıl önemli tarafı, Türkiye’nin jeopolitik konumudur.
Türkiye yalnızca bir ülke değildir;
bir geçiş hattıdır.
Karadeniz ile Akdeniz arasında
Avrupa ile Asya arasında
NATO ile Ortadoğu arasında
Türkiye 1952’den beri NATO üyesi ve ittifakın en büyük ordularından birine sahip.
Bu nedenle Türkiye’ye yönelik bir saldırı teorik olarak NATO’yu da krizin içine çekebilir.
Ancak NATO yetkilileri, füze olayının şu aşamada ittifakın kolektif savunma maddesini tetiklemeyeceğini açıkladı.
Bu da bize şunu gösteriyor:
Büyük güçler şu anda krizin büyümesini istemiyor.
Türkiye–İran: 500 yıllık denge
Türkiye ile İran arasındaki ilişki tarih boyunca ilginç bir dengeye dayanır.
Osmanlı ile Safevi devletleri 16. ve 17. yüzyıllarda birçok savaş yaptı. Ancak 1639’daki Treaty of Zuhab ile çizilen sınır büyük ölçüde bugün hâlâ geçerlidir.
Bu durum dünya tarihinde oldukça nadirdir.
Yani iki ülke arasında 500 yıla yakın süredir değişmeyen bir sınır vardır.
Bu nedenle Ankara ile Tahran genellikle şu politikayı izler:
rekabet eder
ama doğrudan savaşmaz.
Asıl büyük soru
Ortadoğu’da asıl büyük jeopolitik sorulardan biri şu:
Türkiye kiminle rekabet ediyor?
Cevap basit değil.
Türkiye aynı anda:
İran’la rekabet ediyor
İsrail’le siyasi gerilim yaşıyor
NATO’yla stratejik denge kuruyor
Rusya’yla taktik ilişkiler yürütüyor
Bu çok yönlü politika Türkiye’yi bölgenin en karmaşık aktörlerinden biri haline getiriyor.
Bir füzenin gösterdiği gerçek
Türkiye’ye yönelen füze belki de teknik bir hataydı.
Belki bir provokasyondu.
Belki de kontrol dışı bir aktörün hamlesiydi.
Ama kesin olan bir şey var.
Bu olay bize bir kez daha şunu hatırlattı:
Türkiye yalnızca bir ülke değildir.
Türkiye, jeopolitiğin merkezindeki bir fay hattıdır.
Ve fay hatlarının olduğu yerde en küçük sarsıntı bile büyük depremlere yol açabilir.