"7 Ocak Osmaniye'nin Düşman işgalinden kurtuluşunun 104.yıldönümünü kutluyor,Kurtuluş Savaşı Kahmanlarını ve aziz şehitlerimizi dua ve minnetle yad edeyorum."
1.Dünya savaşında İttihat ve Terakki yöneticilerinin İttifak devletleriyle yaptığı anlaşmalar neticesinde Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda bırakılmıştır. Netice olarak savaş İtilaf Devletlerinin zaferiyle sonuçlanınca Osmanlı cebhelerde yenilmemesine rağmen hükmen yenik sayılarak Mondros Mütarekesini imzalamak zorunda bırakılmıştır. Bin yıllık kutsal vatanımız 30 Ekim 1918 tahinde imzalanan mütarekenin akabinde Haçlı ruhuyla bilfiil işgal edilmeye başlanmıştır.
Coğrafyamız; Maraş,Antep, Urfa, yöresi İngilizler tarafından işgal edilmiş, sonrasında ise Fransızların kontrolune geçmiştir. Fransızlar daha sonra Mersin, Adana, Hatay ve Adana'nın ilçesi olan Osmaniyeyi'de işgal ederek halka zulüm ve işkenceye başlamışlardır. Yurdun her karış toprağında Milliyetperverlerin başlatmış olduğu Milli Mücadele ve kurtuluş harekatı Osmaniye'de de yayılmış ve Osmaniyeleler azim ve canhıraş mücadeleleri sonucunda, 7 Ocak 1922'de düşmanı bu mukaddes vatan topraklarından
kovmayı başarmış İstiklaline kavuşmuştur.
Rahime Hatun'dan Palalı Süleyman'a, Yatsı Kelleden Mamık Hüseyin'e,Nacar Ökkeş'ten Alibekiroğlu Ahmet'e ve daha nice vatan evladı bu toraklar için savaşmış kanını dökmüş"Söz konusu vatansa gerisi teferruattır." düşüncesiyle zalim düşmana karşı elinden geleni yapmış... Tarininin hiçbir döneminde esaret altında yaşamamış ecdadına yakışır bir şekilde kutsal direniş şanlı zaferle sonuçlanmıştır.
Halkın vatanını kurtarma seferberliği mahalli önderlele revaç bulmuş. Osmaniye, Kadirli,Bahce ve çevresinde Fransızlar baskınlar yaparak katlıamlara başlayınca düşmanların ve yerli işbirlikçilerin halka zulüm, işkence ve mallarına el koymaları neticesinde direniş göstermeye mebur bırakılmış ve savunmaya başlamışlardır. Vatanın her karış toprağında olduğu gibi bu bilgedede Kuvâ-yı Milliye mürfezelerinin kurulmasına sebep olmuştur. Aydınoğlu Tufan Bey'in önderliğinde faaliyet gösteren mürfezeler Kozan'ı korumak için yerli halkın desteğiyle buraya tahkimatlar yapmışlar. Kozan'dan sonra Bahçe ve Hatuniye düşmandan temizlenmiş. Fransızlar Osmaniyeyi resmen işgal etmek isteyince yerli halk birleşerek şiddetle karşı koymuş. Demiryolunun güvenliğini sağlamak için şehri boşaltmak istemişler ancak Ankara antlaşmasından sonra bölgeden çekilmişlerdir.
OSMANİYE ve ÇEVRESİNİN İŞGALİ-KUVA-YI MİLLİYENİN KURULMASI
İngilizler Adana tren hattı üzerindeki istasyonları ve Ceyhan'ı işgal eder sonrasında Fransızlar Mart 1919 tarihinde gelerek işgale katılırlar.Franasız işgal birliği;Komutan Arrıgi,yardımcısı,bir ermeni tercüman,bir piyade taburu ve süvari bölüğünden oluşmaktaydı.Fransızlar Ermenilerden oluşan bin kişilik bir kuvveti Osmaniye,Hatuniye ve Bahçe'ye yerleştirdi.İşgal altına alınan yerlerde Türklere karşı zulüm yapıldığı haberleri her geçen gün artmaktaydı.Adana valisi Nazım Beye gelen bazı bilgilere göre;24 Aralık 1918 günü Osmaniye'de halkın elindeki silahların toplanarak Ermenilere dağıtılmıştır.30 Aralık günü Payas Ulu Cami'ine giren Ermeniler mabedi kirlettiler.31 Aralık günü Kadirli Kaymakamı Suphi Beyin hanımı kaçırılarak günlerce alıkonur.Bu gibi vakıaların artması sonucunda uyanışla birlikte mücadele haraketleri hız kazanmıştır.
Fransızlar tarafından Mart ayı başında Osmaniye sancağına yüzbaşı Andr'e vali atandı.Ayrıca sancaklardaki jandarma teşkilatına dışardan asker temin edilmeyerek bütün personel Ermenilerden
oluşturulmuştur.
ERMENİ AGOP ve ABTALLAR'IN KONUŞMASI
Agop bölgenin en zenginlerinden olan bir Ermeni'dir. Maraş, Osmaniye ve çevrede bir çok işletme ve satış yerleri, hanları olan bir haindir.Fransızlar Toprakkale tren garına geldiklerinde Agop haini Osmaniye'de ve çevresinde yaşayan abtalları Süllünün hanı denilen mekanda toplayarak:
"Dostlarım; kurtarıcı dostlarımız yaklaşmış Toprakkale'de dinleniyorlar. Yakında gelecek ve bizi kurtararak koruyacaklar. Vurun davullara,çalın zurnaları, göreyim sizleri."
diyerek emirlerini yağdırır çevreye.Ancak çıt yok antallarda.Ses çıkmayınca Agop tekraren:
"Çalın dostlarım,dostlarımız için" deyince ABTALLAR'IN Ağası ileri atılarara ibretlik şu söylevini söyler:
"Agop Ağa gelenler(İşgalciler)senin dostların olabilir.Ancak onlar bizim düşmanlarımızdır.Biz bu kutlu vatanda asırlardır Türklerin(Osmanlı'nın) ekmeğiyle geçindik ve geçinip gitmekteyiz.Davullarımızın,zurnalarımızın içlerini çil çil altınlarla doldursan dahi tokmağımız kalkmaz,zurnamız ötmez.Boşuna kendini yorma." diyerek dağılırlar.
(Muzaffer TEKE'den rivayettir.)
Yersiz yurtsuz göçebe bir şekilde çadırlarda yaşayan Abtal diyerek aşağılananlar dahi bu kutsal vatanın korunması için fedakerane hizmetlerde bulunmuşlardır.Vatan borcunu fazlasıyla ödeyerek kanıyla, canıyla,malıyla ülkeyi kurtarma mücadelesinde öz veri sergilemişlerdir.
Osmaniye merkezinde halk tarafından Karayığınlı, Nuri Efe, Yeşiloğlu Mehmet Ağa(Yeşildere köyündendir.Kurtuluş harekatında büyük yararlılıkları olmuştur.),Taşcı Bekir ve Süleyman Ağa mürfezeleri kurulmuş.Şehri ve çevresini kanlarının son damlasına savunmuşlardır. Osmaniye, Bahçe ve İslahiye'de;Yüzbaşı Kâmil"Polat Bey" müstear adıyla;Üsteğmen Kilisli Yusuf Rıza "Arslan Bey" lakabıyla;Yüzbaşı Selim"Yörük Selim" takma adıyla görev yaparak kurtuluş harekatına katılmışlardır. Bölgeyi savunan Yıldırım Bölüğü kumandanı Yüzbaşı Abdullah çatışmalar sırasında şehit olmuştur. Ali Fuat Paşa "Kilikya Cepheleri Kuva-yı Milliye Komutanı" olarak görevlendirilmiş ve bölgenin düşmandan kurtarılmesına katkıları olmuştur.
Necip Fazıl'ın kaleme aldığı kelamında:
"Ana gibi yâr vatan gibi diyâr bulunmaz." diyerek vatan ülküsünü bizlere aşıkare bil dille bildirmiştir.
Türkçülüğün isim babalarından fikir ve düşünce adamı Ziya Gökalp inci mercan kıvamındaki muhteşem sözlerinde:
"Vatan ne Türkiye'dir Türklere ne Türkistan.
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir;Turan." diyerek vatanın önemini ortaya koyar.
Ne büyük bir ülkü bir edeal değilmi?
Türk evladı tasavvur eyle!Yaklaşık 400 milyonluk bir Türk dünyası düşün! Hayal et!
Ne devasa bir ülke!
Ne devasa bir millet!
Dünyada böyle bir devletin,milletin sözünün üstüne söz,kelamının üstüne kelam söyleyecek kimse varmıdır? Asla olmaz olamaz.
Ancak Osmanlı'nın tarih de yerini almasıyla"TURAN"diye bir vatanın olmadığı hakikati ortaya çıkar.
17 milyon km2 Kutsal vatanımızdan,kutsallarımızla birlikte vatan topraklarımızın büyük bölümü hüsran oldu.Elimizde kala kala avuç içi kadar(780 bin km2) bir yer kaldı.
Bu küçücük,mukaddes vatanımızıda bize çok görüyor emparyaller.İsrail bir taraftan,Yunan diğer taraftan,Ermenistan başka bir taraftan fırsat kolluyorlar.Bunlar kuklalar.Kuklacılar ise sinsi sinsi mevzide bekliyorlar.
Vatanına sahip çık.Kaybedersen bir daha bulamazsın.
Milli şairimiz Mehmet Akif mücevher niteliğindeki sözlerinde:
"Hüsrana rıza verme,çalış azmi bırakma.
Kendin yanacaksan bile evladını yakma.
Sahipsiz olan memleketin batması haktır.
Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır."vatanın önemini anlatarak milleti uykusundan,gafletinden uyandırmaya çalışmış.Yol göstermiştir.
Zamanımıza dikkatlice baktığımızda Anya'yı da,Konya'yı da görürürüz.
Venezuela devlet başkanı Maduro yatağında ABD ajanları tarafın alınarak götürülmüş mahkeme önüne çıkarılmıştır.85 dakıkalık bir zaman diliminde.Neden bu kadar kısa zamanda?
Çünkü halkın ve askerin bir kısmı dolara takılmış ve kişiliğini,ruhunu,ülksünü dolarla mübadele ederek başkanlarını ucuza satmışlardır.Dolara sahip oldular fakat vatanlarının geleceklerinin yok olduğunun farkında bile değiller...
Ama farkında olacaklar.İş işten geçmiş,vatan millet mevta olmuş olacak...
HARUNİYE'NİN KURTARILMASI
Fransızların Kozanı tahliye etmesinden sonra Kuvâ-yı Milliye birlikleri işgal altındaki diğer bölgelere yönelmiş. Fransızlar, Maraş'taki çatışmalarda yaralanan askerlerini Hatuniye'ye getirerek koruma altına almışlardı.Haruniye'de bir Amarikan koleji vardı. Kolejin bir tarafında Türkler, diğer tarafında ise Ermeniler yaşamaktaydı.Ermeniler efendilerine güvenerek taşkınlık yaparak zulümu yapmakta, müslümanlara zulüm yapmaktaydılar.Bölge halkı ve ileri gelenleri gizlice milli teşkilatlanmayı sağlamışlardı. Osmaniye'li Durmuş Ağa milli mücadele hareketlerini yönetiyordu.Haruniye'de kurulan Milli teşkilatın ortaya çıkmasından sonra Ermeniler Türklerin yaşadığı mahalleri yakıp yıkarak zulümlerini artırdılar. Yardım için gönderilen Hacıbey Zülfikaroğlu komutasında bir birlik göderilince,Ermenilere yardım için Fransızkarda birlik gönderir.
Yaklaşık 300 kişilik bir kuvvete sahip olan Hatuniye Milli güçleri 4 Mart 1920'de çevreden gelen(Bilhassa Maraş'tan gelen)kuvvetlerle baskınlar yaparak düşmanı zayıflatmış.7 Mart günü Ermeniler Gökçayır köyüne saldırmış ancak Türk birlikleri düşmanı geri püskürtmüştür.
Fransız ve Ermenilerin baskı ve zulmünden kaçan halk Düldül dağına sığınmışlar...Soğuk,açlık ve çıplaklık nedeniyele bir çoğu hastalanmış sakat kalmış bir çoğuda rahmet-i Rahmana kavuşmuşlardır.(Gaçgaç)
Türklerin sürekli baskınlarına dayanamıyan Fransız ve Ermeni birlikleri 15 Mart'tan itibaren bölgeden çekilmek zorunda kalmışlardır.Yörük Selime bağlı Milli birlikler Maraş'ın mğdafasından sonra Haruniye ve Osmaniye'nin kurtarılmasında da önemli faydaları olmuştur.
Yörük Selim,taarruza geçmeden önce birliğine hitaben:
"Dava Arkadaşlarım!Aranızdan ayrımak isteyen varsa şimdi ayrılsın.Çatışma başlayınca ayrılacak olursanız bu bizi tehlikeye atar.Varsa ayrılacak şimdi ayrılsın." deyince çeteler:
"Muhterem Komutanımız! Hepimiz vatanımız için şehit oluruz,seni asla yalnız bırakmayız."
diyerek arslanlar gibi kükremişlerdir.Yarbaşının ilerisinde bulunan tren köprüsünü havaya uçurmuşlar ve 27 Mart'ta Osmaniye-Bahçe arasında düşman birliği kalmamış ve Adana-Antep tren yoluda kontrol altına alınmış düşmanın iletişimi kesilmiştir.
OSMANİYE'NİN DÜŞMANDAN TEMİZLENMESİ
Milli Mücadele güçleri Fransız ve Ermeni güçlerininin lojistik desteğini kesmek ve yoketmek için Meydanekbez-Osmaniye arasındaki demiryoluna saldırarak köprüyü tahrip etmişler. 15 Mayıs 1920'de Kokarpınar'ın güneyi ile Bahçeye kadar olan bütün köprü ve geçitleri tarumar ederek geçişleri engellemişler.Bu durum Fransız ordusunun ikmal gücünü büyük ölçüde kırmıştır.
28 Mayıs günü Fransızlar Osmaniye'yi işgal edip işgali protesto etmek için Ulu Cami'inde toplanan müslümanlara ateş ederek bir kısımını şehid ettiler. Ahali durumu Aydınoğlu Tufan Beye şikayet edince Aydınoğlu Tufan Bey Ayasa kaymakam ve jandarma kumandanı arayıp Kara Hasan Paşa'yı da haberdar etti. Halkın karşı koyması ve Ama os dağındaki Kara Hasan Kuvvetinin yetişmesi üzerine Fransızlar savunmada kalmışlar. Milli küçler çevreden gelen kuvvetler ve Ceyhan Kaymakamının da desteğiyle Fransızları Osmaniye'de sıkıştırarak yardıma gelen zırhlı treni tahrip ederek yardım kuvvvetlerinide havaya uçurdular.
Sakarya savaşından sonra 20 Ekim 1921'da Ankara Antlaşması ile Fransa İskenderun sancağı dışında kalan bölgeleri boşaltarak Türkiye'ye bırakmıştır.
4 Aralık 1921'de Fransız komutan Franklin ile Hamit Bey arasında yapılan antlaşma ile Adana ve çevresi Türk idaresine teslim edilmiş.Osmaniye'de 7 Ocak 1922 tarihinde hürriyetine kavuşmuştur.
(Milli Mücadele'nin Yerel Tarihi 1918-1923.Prof.Dr.Necla Günay. Gazi ünv.Öğr.Üys.)
Sonuc olarak;Dünya görülmedik bir kaos ve belirsizlik dönemine girmiş.
Güçlüler aralarında alemi parselleyerek paylaşmışlar...
Yer üstü ve yeraltı kaynaklarını sömürmekle meşkuller...
"Gücü yeten gücük tavuğa."meselince modern cahiliye dönemini yaşatıyorlar insanlığa...Hak yok,hukuk yok...İnsanlık can çekişiyor...Kendilerini dünyanın efendisi kabul edenler:"Astığım astık,kestiğim kestik."diyerek aleme kan kusturuyorlar...
Güçsüzler açlıktan, yokluktan beli bükülmüş nefes alamıyorlar,yaşama umutları ellerinden alınmış,naciz,çaresiz,perişan ümitsiz...
Ya Râbb!
Çaresiz kullarına çare ol!
Umutsuz kullarına umut ol!
Zalimlere hadlerini bildir!
Dünya-Ahiret senin!
Varlık senin!
Zulüm altında inleyenler senin kulların!
Onlara acı,muhafaza eyle...
Sen korumazsan onları zalimler perişan edecekler...Ekmeklerini alacaklar.Ülkelerine,varlıklarına,madenlerine, petrollerine el koymuşlar, koymaya devam edecekler...
Yâ Râbb!
Zalimlerin şerlerinden, mazlumları koru...
Ülkemizin ve Vatanımızın kurtarılması için şehid olanlarımıza,gazi olanlarımıza rahmet ve mağfiret diliyorum.
Fedakar Türk Milletine,hassaten Osmaniye ve Düziçi'li hemşerilerime refah ve mutluluklar diliyorum.
7 Ocak Kurtuluş gününüz mübarek olsun. Nice,nice 7 Ocaklara...