10 Ağustos akşamı itibarıyla tercihlerinizi tamamladınız, listenizi onayladınız ve sistemde “Tercihleriniz Kaydedilmiştir” ifadesini gördünüz.

YKS Sonrası 3 Haftalık “Belirsizlik Yöneticiliği” Rehberi

Öğrenci ve Aile İçin: Beklerken Kaygıyı Değil, Huzuru Büyütmek

10 Ağustos akşamı itibarıyla tercihlerinizi tamamladınız, listenizi onayladınız ve sistemde “Tercihleriniz Kaydedilmiştir” ifadesini gördünüz.

Aylardır devam eden sınav maratonu, denemeler, soru bankaları, puan hesaplamaları, bölüm araştırmaları, üniversite karşılaştırmaları ve tercih listeleri artık geride kaldı.

Şimdi önünüzde sonuçların açıklanacağı güne kadar uzanan bir bekleme süreci var.

İlk bakışta bu dönem oldukça sakin görünse de öğrenciler ve aileler açısından zihinsel olarak en yorucu dönemlerden biri olabilir.

“Acaba kaçıncı tercihim gelecek?”

“Listeyi doğru yaptık mı?”

“Puanım yeterli olacak mı?”

“Ya istediğim bölüm gelmezse?”

“Acaba başka bir tercih yapmalı mıydık?”

Bu soruların ortaya çıkması son derece doğaldır.

Fakat önemli olan soruların hiç gelmemesi değil, bu sorular geldiğinde onları nasıl yönettiğimizdir.

Bir eğitim koçu olarak bu döneme şu açıdan bakmayı öneriyorum:

Tercih yapıldıysa artık sürekli sonucu düşünme zamanı değil, zihni dinlendirme ve yeni döneme hazırlanma zamanıdır.

1. ÖNCE ŞUNU KABUL EDİN: ARTIK GÖREVİNİZİ TAMAMLADINIZ

Sınava hazırlanmak sizin sorumluluğunuzdaydı.

Tercihleri araştırmak, bölümleri incelemek, başarı sıralamalarını değerlendirmek ve tercih listesini oluşturmak da sizin kontrolünüzdeydi.

Ancak tercih onaylandıktan sonra sonuçların nasıl şekilleneceği artık sizin günlük müdahalenizle değişmeyecektir.

Bu nedenle sürekli ÖSYM ekranını kontrol etmek, sosyal medyada sıralama tartışmalarına girmek veya her gün farklı bir tahmin okumak sonucu değiştirmez.

Tam tersine zihinsel yorgunluğu artırabilir.

Kontrol edebildiğiniz alan ile kontrol edemediğiniz alanı birbirinden ayırın.

Kontrolünüzde olanlar:

Gününüzü nasıl geçirdiğiniz

Uyku düzeniniz

Kitap okuma alışkanlığınız

Sosyal ilişkileriniz

Fiziksel aktiviteleriniz

Yeni şeyler öğrenmeniz

Üniversite hayatına hazırlığınız

Ailenizle geçirdiğiniz zaman

Kontrolünüzde olmayanlar:

Yerleştirme sonucunun ne zaman ve nasıl açıklanacağı

Diğer adayların tercihleri

Kontenjan değişiklikleri

Yerleştirme algoritmasının sonucu

Bu ayrımı yaptığınızda belirsizlik biraz daha yönetilebilir hale gelir.

2. AİLELER İÇİN EN ÖNEMLİ KURAL: ÇOCUĞUNUZU SÜREKLİ SORGULAMAYIN

Tercih döneminde yalnızca öğrenciler değil, aileler de ciddi bir belirsizlik yaşar.

Anne-babanın aklından da sürekli aynı sorular geçebilir:

“Acaba yerleşebilecek mi?”

“Doğru tercih yaptık mı?”

“Puanı yeterli olacak mı?”

“Mezuna kalırsa ne olacak?”

Bu kaygı bazen farkında olmadan öğrenciye aktarılır.

Her gün:

“Sonuçlar açıklandı mı?”

“Tercih sonucuna baktın mı?”

“Arkadaşların ne yapmış?”

“Senin sıralamanla şu bölüm gelir mi?”

gibi sorular sormak öğrencinin zihnindeki belirsizliği daha da büyütebilir.

Bu dönemde ailelerin görevi sonucu sürekli sorgulamak değil, çocuğuna güvenli bir psikolojik alan oluşturmak olmalıdır.

Bazen öğrencinin ihtiyacı uzun bir konuşma değil, birlikte yapılan bir kahvaltı, kısa bir yürüyüş, birlikte izlenen bir film veya telefonsuz geçirilen birkaç saattir.

Çocuğunuzun sonucu henüz belli değil olabilir; ama sizin ona hissettirdiğiniz güven bugün başlayabilir.

3. ZİHNİNİZİ DİNLENDİRİN: SINAVDAN ÇIKMAK, HAYATTAN ÇIKMAK DEĞİLDİR

Uzun süre sınav odaklı yaşamak zihinsel bir alışkanlık oluşturur.

Bir süre sonra öğrenci ders çalışmasa bile zihni sınavla meşgul olabilir.

Bu nedenle tercih sonrası dönem yalnızca “boş zaman” değildir.

Zihinsel toparlanma dönemidir.

Uyku düzeninizi yeniden oluşturun.

Gün içinde açık havaya çıkın.

Yürüyüş yapın.

Spor yapın.

Müzik dinleyin.

Hobilerinize dönün.

Ailenizle ve arkadaşlarınızla vakit geçirin.

Uzun zamandır ertelediğiniz şeyleri yeniden hayatınıza dahil edin.

Fakat burada önemli bir denge var:

Dinlenmek ≠ Bütün günü ekranda geçirmek

Saatlerce telefon, sosyal medya ve kısa videolar arasında dolaşmak zihni her zaman dinlendirmez.

Bazen beden dinlenirken zihin daha fazla yorulabilir.

Bu nedenle ekranla geçirilen zamanın yanına gerçek yaşam deneyimleri koymak önemlidir.

4. KİTAP OKUMAYI BIRAKMAYIN: SINAV BİTTİ, OKUMA BİTMEDİ

YKS hazırlığı boyunca kitap okumaya yeterince zaman ayıramamış olabilirsiniz.

Ancak sınavın bitmesi, okuma alışkanlığının da bitmesi anlamına gelmemeli.

Tam tersine bu dönem, yeniden kitap okuma alışkanlığı kazanmak için çok değerli bir fırsattır.

Çünkü üniversite hayatında yalnızca akademik bilgi değil;

Anlama

Yorumlama

Eleştirel düşünme

Kelime hazinesi

İletişim

Odaklanma

Yazılı ifade

Farklı bakış açılarını değerlendirme

gibi beceriler de önemlidir.

Bu nedenle sınav sonrası dönemde kendinize küçük ama sürdürülebilir bir okuma hedefi koyabilirsiniz.

Örneğin:

Her gün 20-30 dakika kitap.

Saatlerce okumak zorunda değilsiniz.

Önemli olan yeniden bir ritim oluşturmaktır.

Roman okuyabilirsiniz.

Biyografi okuyabilirsiniz.

Bilim, tarih, psikoloji veya kişisel gelişim alanlarından yaşınıza uygun kitaplar seçebilirsiniz.

En önemlisi ise kitabı bir “ödev” gibi değil, zihninizi besleyen bir alan olarak görmektir.

Sınav için okuyan öğrenci sınavı bitirince kitabı bırakabilir.

Kendini geliştirmek için okuyan insan ise sınav bittikten sonra okumaya devam eder.

5. “NETWORK” ÇALIŞMASINI BUGÜNDEN BAŞLATIN

Üniversiteye geçiş yalnızca bir okul değişikliği değildir.

Aynı zamanda yeni bir sosyal çevreye, yeni insanlara ve yeni fırsatlara geçiştir.

Bu nedenle tercih sonrası dönemde öğrencinin sosyal çevresini geliştirmeye başlaması önemlidir.

Network kavramını yalnızca “iş bulmak” olarak düşünmeyin.

Network;

insanlarla sağlıklı iletişim kurmak, farklı çevreleri tanımak, bilgi paylaşmak ve gelecekte birbirine katkı sağlayabilecek ilişkiler geliştirmek anlamına gelir.

Bu süreç için öğrenciler:

Eski arkadaşlarıyla iletişimlerini sürdürebilir.

Yeni üniversitesinin öğrenci topluluklarını araştırabilir.

İlgi duyduğu alanlardaki etkinlikleri takip edebilir.

Farklı meslekleri tanımaya çalışabilir.

Üniversite öğrencileriyle deneyim paylaşabilir.

Alanında çalışan insanların kariyer hikâyelerini inceleyebilir.

Sosyal, kültürel ve akademik etkinliklere katılmaya başlayabilir.

Ancak burada önemli bir nokta var:

Network, insanları “kullanmak” değildir.

Sağlıklı network; karşılıklı saygı, merak, paylaşım ve güven üzerine kurulur.

Bugün tanıştığınız bir insan, yıllar sonra akademik hayatınızda, iş yaşamınızda veya kişisel gelişiminizde önemli bir katkı sağlayabilir.

6. ÜNİVERSİTEYE SADECE BÖLÜMÜNÜZLE DEĞİL, KENDİNİZLE GİDİN

Üniversiteye başlamadan önce kendinize şu soruyu sorun:

“Ben üniversiteden yalnızca diploma mı almak istiyorum, yoksa kendimi geliştirmek de istiyor muyum?”

Üniversite hayatında dersler elbette önemlidir.

Ancak öğrencinin kendisini geliştirebileceği çok daha geniş bir alan vardır.

Örneğin:

Etkili iletişim

Sunum yapabilme

Temel dijital beceriler

Yabancı dil

Zaman yönetimi

Takım çalışması

Araştırma becerisi

Yazılı ifade

Sosyal sorumluluk

Kulüp ve topluluk çalışmaları

Bu üç haftada bunların hepsini öğrenmeye çalışmayın.

Birini seçin.

Örneğin:

“Üniversite başlayana kadar temel Excel öğreneceğim.”

veya

“Her gün 20 dakika İngilizce pratik yapacağım.”

gibi küçük hedefler belirleyin.

7. B PLANI YAPIN, AMA HAYATINIZI B PLANIYLA YAŞAMAYIN

Belirsizliği azaltmanın güzel yollarından biri alternatif senaryoları önceden düşünmektir.

Örneğin:

“İstediğim bölüm gelmezse ne yapacağım?”

“Ek tercih döneminde seçeneklerimi nasıl değerlendireceğim?”

“Mezuna kalma ihtimalini değerlendirirsem hangi şartlarda karar vereceğim?”

Bu soruların cevaplarını sakin bir şekilde düşünün.

Ancak bir kez değerlendirdikten sonra sürekli aynı senaryoyu tekrar tekrar düşünmeyin.

Çünkü B planının olması, A planına güvenmediğiniz anlamına gelmez.

Tam tersine:

B planı, belirsizlik karşısında kendinizi güvende hissetmenizi sağlayan bir hazırlıktır.

Planınızı yapın.

Not alın.

Sonra hayatınıza devam edin.

8. “SONUÇ GELMEDEN HAYATIMA DEVAM EDEMEM” DÜŞÜNCESİNİ BIRAKIN

Bazı öğrenciler sonuç açıklanana kadar hiçbir şeye başlayamaz.

Kitap okuyamaz.

Plan yapamaz.

Gezemez.

Yeni bir şey öğrenemez.

Çünkü zihni sürekli sonuç ekranındadır.

Oysa sonuç beklemek, hayatı durdurmak değildir.

Sonuç açıklandığında zaten yeni bir karar süreci başlayacaktır.

Bu nedenle bugün yapabileceğiniz şeyleri yarına ertelemeyin.

Sonucu beklerken de hayat devam ediyor.

9. AİLECE “SONUÇ BEKLEME PROGRAMI” YAPIN

Bu üç haftayı ailece daha huzurlu geçirmek için küçük bir plan oluşturabilirsiniz.

Haftada 1 gün:

Ailece dışarıda vakit geçirin.

Haftada 1 gün:

Telefonları mümkün olduğunca bir kenara bırakıp birlikte zaman geçirin.

Her gün:

Kısa bir yürüyüş veya açık hava zamanı oluşturun.

Her gün:

Öğrencinin seçtiği bir kitabı okumasına fırsat verin.

Haftada 1 kez:

Üniversite yaşamıyla ilgili sakin bir sohbet yapın.

Ama bu sohbetin amacı:

“Ne olacak?”

sorusunu tekrar tekrar sormak değil;

“Nasıl bir üniversite hayatı istiyorsun?”

sorusunu konuşmak olsun.

10. ÜÇ HAFTALIK “ZİHİNSEL RESET” PLANI

1. HAFTA — BIRAK VE NEFES AL

Bu hafta sınav ve tercih gündemini mümkün olduğunca azaltın.

Uyku düzenini toparla.

Açık havaya çık.

Spor veya yürüyüş yap.

Arkadaşlarınla görüş.

Bir kitap seç.

Sosyal medya kullanımını sınırlandır.

Sınav sonuçlarıyla ilgili sürekli tahmin takip etme.

Ana hedef: Zihni sınav modundan çıkarmak.

2. HAFTA — KENDİNE YATIRIM YAP

Artık biraz daha enerjik hissetmeye başladıysanız küçük gelişim hedefleri belirleyin.

Her gün kitap oku.

Yabancı dil pratiği yap.

Temel dijital beceriler öğren.

İlgi alanındaki bir konuda araştırma yap.

Üniversite kulüplerini ve sosyal imkanları incele.

Yeni insanlarla tanışmaya ve iletişim kurmaya açık ol.

Ana hedef: Dinlenirken gelişmeye devam etmek.

3. HAFTA — YENİ HAYATA HAZIRLAN

Sonuçların açıklanmasına yaklaşırken artık üniversite hayatına dair genel hazırlıklar yapılabilir.

Gidebileceğiniz şehirleri tanıyın.

Ulaşım seçeneklerine göz atın.

Barınma seçenekleri hakkında genel bilgi edinin.

Üniversitenizin sosyal ve akademik imkanlarını araştırın.

Kendinize yeni dönem hedefleri yazın.

Ailenizle beklentilerinizi konuşun.

Sonuç açıklandığında atacağınız adımları genel hatlarıyla belirleyin.

Ana hedef: Belirsizlikten geleceğe geçiş yapmak.

SON SÖZ: BEKLEMEK DE BİR BECERİDİR

YKS maratonunda öğrenciler genellikle çalışmayı, hedef koymayı, plan yapmayı ve mücadele etmeyi öğrenir.

Fakat hayatın başka bir becerisi daha vardır:

Bekleyebilmek.

Her şeyi hemen öğrenemeyiz.

Her sonucu hemen değiştiremeyiz.

Her belirsizliği ortadan kaldıramayız.

Bazen yapılabilecek en doğru şey, üzerimize düşeni yaptıktan sonra sürece güvenmektir.

Tercihinizi yaptınız.

Listenizi onayladınız.

Görevinizi tamamladınız.

Şimdi sıra hayatın diğer tarafında.

Bu üç haftayı;

kaygıyla ekran yenileyerek değil,

zihninizi dinlendirerek,

kitap okuyarak,

ailenizle ve arkadaşlarınızla vakit geçirerek,

yeni insanlarla tanışarak,

geleceğinize küçük yatırımlar yaparak

değerlendirin.

Çünkü üniversiteye yalnızca bir puanla değil, dinlenmiş bir zihin, güçlü iletişim becerileri, okuma alışkanlığı, merak duygusu ve öğrenmeye açık bir karakterle başlamak çok daha değerlidir.

Ve sevgili anne-babalar…

Çocuğunuzun geleceği yalnızca bugün açıklanacak bir yerleştirme sonucundan ibaret değildir.

Bir bölüm kazanmak önemli olabilir.

Bir üniversiteye yerleşmek önemli olabilir.

Ama asıl uzun yol, o üniversitede nasıl bir insan olacağıyla başlar.

Bu nedenle sonuç açıklanana kadar çocuğunuzun yanında olun.

Onu sürekli sorgulamak yerine dinleyin.

Kaygısını büyütmek yerine güven verin.

Sonucu değiştiremeyeceğiniz günlerde ilişkinizi güçlendirin.

Çünkü bazen bir öğrencinin geleceğine yapılan en büyük yatırım, ona verilen bir test kitabı değil;

“Ne olursa olsun, bu süreci birlikte yöneteceğiz.”

duygusudur.

MARAŞANLIKOÇ | EĞİTİM KOÇU | REHBERLİK

Tercih bitti.

Şimdi zihni dinlendirme, hayatı yaşama ve geleceğe hazırlanma zamanı.