Edebiyatta zaman mekan ve musiki olguları çoktandır süregelen araştırmaların omurgası olmuştur.
Edebiyatta zaman mekan ve musiki olguları çoktandır süregelen araştırmaların omurgası olmuştur. Olguların buradan bağlanmasının asıl sebebi edebi dünyanın varoluşunu inceleyebilmek ve buna göre belirlenen kültür yordamlarının aktarılmasını sağlamaktır.
Edebiyatta zamanın öneminin alışılagelmesi karakter bağlamında ortaya çıkmıştır. Öyle ki bazen gerçek bazen de kurgusal karakter ve temalar zamanın bütüncül yansımasını örneklerini verir. Zaman kavramının, sadece bir akıştan meydana gelmediğini, edebi hipotezlerle kanıtlar.
Edebi yazım aşamasını beslendiği her yeni metin bu berrak anlayış ile büyür. Bunu içselleştirerek olması ve görmesi gereken payı heybesine Katar. Bundan dolayıdır ki yaşam serüveninde insanoğlu mekana ve bunun getirdiği içgüdülere de ihtiyaç duyar. İnsanoğlu bu ihtiyacı zamanla edebiyatın varlığını, ve bu konuya bakış açısını değiştirmiş, kamçılamıştır. Yüzyıllara bilginleri ve alimleri mekan tasvirlerini eserlerinde kullanarak bu ihtiyacı karşılamaya yönelik bir hareket başlatmışlardır.
Öyle ki Tanzimat edebiyatından Divan edebiyatına geçiş dönemi eserlerinden milli edebiyata kadar her kesimde bu izler görülmüştür. Adeta edebiyatın parçalanamaz olan ideolojileri ile beraber büyümüştür. Mekan tasvirlerini kondisyonlu bir altyapı da ilerliyor oluşu da bu yayılma politikalarından meydana gelmiştir. Bir kurgunun ya da bir eser türünün inmek zorunda olduğu detay nükseleri bulunur.
Ve bu bağlam ancak Edebiyatın mekan tasvirlerini ortaya çıkarıyor olması ile açıklanır. Somut örneklere bakıldığında görülür ki Divan Edebiyatı Osmanlı Devletinin 600 yılı aşan ihtişamının yazılı kaynakları sayılır. Bu niteliği anlatabiliyor oluşu mekanın işleyişinden ve tasvirlerinden meydana gelmiştir. İdari akışın aktarılması da kültürel sentezlerle buna başlanmıştır.
Edebi disiplinlerin kendilerini açıklayabildikleri birçok kulvar vardır. Bunlardan birisi ise Musikidir. Musiki bazen eseri iyi anlayabilmeyi göze aldırırken bazen de bulunduğu yörenin sezgileri ile yoğrulmayı amaçlar. Bazen de tümünden bağımsız olanı seçerek objektif temellerde kalmayı yeğler.
Nasıl ve hangi surette görünürse görünsün her zaman ve her dönem de Edebiyatta temaları ortaya çıkarma işlevi görmüştür. Öyle ki bugün bakıldığında görülen ve araştırılan tezlerin birçoğu bu gerçeğe vurgu yapar. Sanatını birbirleri ile ilerleten iki dalın farkındalığını anlayan eser sahipleri ve alimler sıkça yararlanmışlardır.
Edebiyatta zaman mekan ve musiki olguları günümüz çağının sosyolojik ve kozmopolit yapısı ele alındığında değişime ve dönüşüme açık hâle gelmiştir.