Devletler ve ideolojileri genel yargı hükümlerini benimsemez. Bundan dolayıdır ki uluslararası ilişkiler görüş perspektifi daima ikili projeksiyonları ele alır.
Milletler ve devletlerin güç mekanizması da bu olguyla şekillenir. Öyle ki bugün tüm dünyayı etkisi altına almakta olan çok kutupluluk ve hegemonya stratejileri krizlerin başat faktörüdür. Küreselleşme sürecinde en büyük ekonomi düzeylerini sınırları içerisinde bulunduran ülkeler için tek hegemon güç olmak bir araç değil amaç olmuştur. Bu bağlamda Rusya ve Çin parlamentolarının çok kutuplu dünya düzeni istiyor oluşu ile ABD’nin tek rasyonel başrol olma isteğinin çatıştığı söylenilebilir. Bu çatışmanın geçmiş verileri birçok hususun aydınlatılmasında etkili olmuştur.
TARİHSEL SÜREKLİLİK İÇİNDE HEGEMONYA MÜCADELESİ: SOĞUK SAVAŞTAN GÜNÜMÜZE
ABD’nin tek aktör güç olma stratejisinin geçmişi çok köklü bir akışa sahiptir. Soğuk Savaş Dönemi ekseninde artış gösteren bu görüşlerin arka planında SSCB’nin hızla büyüyen ekonomisi vardır. 1960 yılları ortalarından, 1970 yıllarının son demlerine kadar süren bu aydınlık yüz ABD’nin tek kutuplu dünya çizgisi ile çatışmaktaydı ve ciddi bir sorun teşkil etmekteydi.
Oluşturulan çevrilmiş mekanizma ile 1960-1970 yılları arasında ABD, Pekin Hükümetinin yanında olduğunu belirtmiş, Nixon Kissinger Doktrini ile SSCB’nin ekonomik büyüme vizyonunu tel aktör güç Merkezine indirgemeye çalışmıştı. Günümüz “büyük üçgen” teorisinde ise tam tersi bir orantı ile hareket ediliyor olup, Rusya Çin’den uzaklaştırılmak istenmektedir.
MODERN DEKLEMDE İRAN: RUSYA VE ÇİN’İN JEOPOLİTİK EKLEMİ
Uluslararası sistemin güç sentezleri arasındaki rekabet, Stratejik eklem noktalarının tasnifi üzerinden yürütülmektedir.
Rusya ve Ukrayna Muharebesi ekseninde görülmüş olan bazı tasnifler de bu jeopolitik eklemi açıklama da etken oluşturmuşlardır. Ukrayna’nın NATO üyesi olması dolayında, ABD’nin arabuluculuk faaliyetlerini üstleniyor olması Rusya’yı ABD odağından soğutmuştur. Yörüngenin getirdiği yeni düzen ile Küresel ekonominin bağdaştığı yeni devletler ile müzakere yollarına girmenin kapısı aralanmıştır. Bu modern denklemin diğer yüzünde başat bir faktör olarak bulunan İran için ise son derece fonksiyonel bir hamle olmuştur.
İran bu modern jeolojik denklemde Rusya’nın hiyerarşik mekanizması ile Çin’in “lojistik ortak” projesinin merkez konumunda yer almaktadır. Rusya perspektifinden bakılıyor olduğunda Ukrayna Muharebesi ile daralan Hazar-Basta hattı İran ile nefes almaya çalışan bir kesişim noktasıdır. Dolayısıyla İsrail – Amerika ikilisinin İran dolayında yağıyor oldukları girişim tek bir kondisyona indirgenmemelidir. Buradaki paradoks ile İran merkezli hamlelerin temel yapı taşında Moskova ve Pekin Stratejik ittifakının yıpratılması ön görülmektedir. Bu argümanlar neticesinde hareket edilmektedir. İsrail’in Amerika ile beraber oluşu da buna dayanmaktadır.
Rusya’nın Uluslararası Kuzey-Güney taşıma yolu dolayında koymuş olduğu hedefler ile Çin’in İran’dan temin ediyor olduğu petrol ithalatının günlük dozamaj verilerinin üstünde olduğu gerçeği somut örnekleri kanıtlar niteliktedir.
Uluslararası İlişkilerde her aksiyon öngörülemeyen bir argümanı tetikleyecek nitelikte olabilir. Rusya’yı Çin’den koparma hamlesi teoride kusursuz bir tek hegemon varlık vizyonunu bahşetse de pratik de diyalektik riskleri de beraberinde getirecektir. Bu yeni düzen, Soğuk Savaş döneminin çok kutuplu yapısından daha dinamik ve daha akışkan bir güç metasına dönüşecektir.
KAYNAKÇA
Süpürgeci İ. (2022,12 Aralık). (ABD-Rusya-Çin üçgeninde İsrail neden kaygılı?) https://www.sde.org.tr
Tamer C. (Rusya’nın ABD/İsrail – İran Savaşına yaklaşımı). ANKASAM.