Simidin bizde yeri ayrıdır. Sabahın erken saatlerinde fırından yükselen kokusuyla güne başlatır, akşamüstü çayın yanına eşlik eder. Peynirle, zeytinle, domatesle yenir; ayranla, çayla, bazen de tek başına… Yeri gelir vapurda martılarla paylaşılır. Yeri gelir bir bankta, sessizce kemirilir. Çünkü simit, yalnızca bir un işi değil; bu toprakların ortak belleğidir.

Türkiye’de simit her yerde vardır ama aynı simit hiçbir yerde yoktur. Osmaniye’den İzmir’e, Ankara’dan Karadeniz’e uzanan bu lezzet yolculuğunda her şehir, simide kendi suyunu, havasını ve ustalığını katar.

Tarihi İstanbul’da Başladı

Arşiv kayıtlarına göre simit, 1525 yılından bu yana İstanbul sofralarında yer alıyor. Evliya Çelebi, 17. yüzyılda İstanbul’da 70 simitçi dükkânı bulunduğunu yazar. Osmanlı döneminde simit; asker için azık, esnaf için öğün, halk için vazgeçilmez bir sokak yiyeceğiydi.

Zamanla Anadolu’ya yayılan simit, bulunduğu her şehirde yeniden şekillendi. Kimi yerde susamsız, kimi yerde koyu pekmezli; kimi yerde tuzsuz, kimi yerde ekşi mayalı oldu.


Simit (1)

Osmaniye Simidiyle Başlayan Yolculuk

Osmaniye Simidi: Akdeniz’in Koyu Rengi

Osmaniye simidi, bol susamlı ve yoğun pekmez aromalı yapısıyla öne çıkar. Üzüm pekmeziyle yapılan pekmezleme, simide koyu bir renk ve karakteristik bir tat kazandırır. Taş fırınlarda pişirilir; dışı gevrek, içi dolgun olur. Sabah erken saatlerde sıcak tüketilir ve Akdeniz mutfağının güçlü damak tadını yansıtır. Osmaniye’de simit, sadece bir atıştırmalık değil; günlük hayatın doğal bir parçasıdır.


Anadolu’nun Dört Bir Yanından Simitler

(İzmit, Ankara, Eskişehir, Manisa, Antakya, Giresun, Kastamonu, Samsun, İzmir gevreği, Bursa, Beypazarı, Rize, Safranbolu, Tirilye kulurisi, Nevşehir simidi bölümleri önceki uzun metindeki detaylarıyla aynen korunur.)


Bir Simitten Fazlası

Simit; öğrencinin kahvaltısı, işçinin öğünü, yolcunun yoldaşıdır. Her şehir kendi simidine sahip çıkar çünkü simit, o şehrin suyunu, havasını, ustasını ve geçmişini taşır.

Bu yüzden “Türkiye’nin en iyi simidi nerede?” sorusunun tek bir cevabı yoktur.
Ama artık şurası nettir:
Osmaniye’den başlayan bu lezzet yolculuğu, Anadolu’nun tamamına uzanır.

Tarih Kokan Halkalar

Arşiv kayıtlarına göre simit, İstanbul’da 1525 yılından bu yana tüketiliyor. Evliya Çelebi, 17. yüzyılda İstanbul’da 70 simitçi dükkânının bulunduğunu yazar. Osmanlı döneminde simit; saraydan halka, askeriyeden esnafa kadar toplumun her kesiminde karşılık bulmuş bir yiyecektir. Ucuz, doyurucu ve her an ulaşılabilir olması onu vazgeçilmez kılmıştır.

Zamanla İstanbul’dan Anadolu’ya yayılan simit, her yörede farklı bir kimlik kazanmıştır. Kimi yerde susamsız, kimi yerde koyu pekmezli; kimi yerde tuzsuz, kimi yerde ekşi mayalı… Bu çeşitlilik, simidi Türkiye’nin en zengin gastronomi ürünlerinden biri haline getirir.


Simit (4)

Şehir Şehir Simitler

İzmit Simidi: Gevreğin İnceliği

İzmit simidi; burgulu yapısı, dengeli susamı ve odun fırınında pişirilmesiyle bilinir. Dışı çıtır, içi yumuşaktır. 2019 yılında coğrafi işaret alan İzmit simidi, Kocaeli’nin simgesi haline gelmiştir. Pekmezleme oranı ustalık ister; fazla olursa acı, az olursa soluk kalır.

Antakya Simidi: Bandıra Bandıra

Antakya simidi tuzsuz yapılır. Yanında verilen küçük poşetteki kimyonlu tuz karışımına bandırılarak yenir. Hamuru ve şekliyle diğer simitlerden ayrılır. Sıcak tüketilir ve çayla mükemmel bir uyum yakalar.

Eskişehir Simidi: Suyundan Gelen Lezzet

Eskişehir simidini özel kılan unsur Kalabak suyu ve incir pekmezidir. Kaynar suda pişirilmesi sayesinde bayatlamaz, çıtırlığını korur. Taş fırında meşe odunuyla pişirilir.

Simit (3)

Manisa Taban Simidi: Nohut Mayasının Gücü

Yassı şekliyle bilinen Manisa taban simidi, nohut mayasıyla hazırlanır. Tuz ve şeker içermez, susatmaz. 100 yılı aşkın süredir aynı yöntemle üretilir ve coğrafi işaretlidir.

Devrek Simidi: Dut Pekmezli Lezzet

Zonguldak Devrek’te dut pekmeziyle yapılan bu simit, kalın yapılı ve doyurucudur. Odun ateşinde pişirilir, lezzetiyle fark yaratır.

Ankara Simidi: Koyu Renk, Sert Doku

Ankara simidi ince, küçük ve koyu renklidir. Bu renk yanıklık değil, yoğun pekmezlemenin sonucudur. Çıtır çıtır yapısı ve sert hamuruyla tanınır. Coğrafi işaretlidir.

Giresun Simidi: Susamsız ve Ekşi

Yaklaşık 500 yıllık geçmişi olan Giresun simidi susamsızdır. Ekşi mayayla yapılır, mideyi yormaz ve uzun süre saklanabilir.

simit şalgam3Safranbolu Osmanlı Simidi

1593 tarihli kayıtlarda geçen bu simit, bakır kazanlarda haşlanır. Susamlı ve susamsız çeşitleri vardır. Dut pekmeziyle hazırlanır.

Nevşehir Simidi: Günlerce Bayatlamaz

Nohut mayalı Nevşehir simidi, 10 gün tazeliğini korumasıyla bilinir. Dikdörtgene yakın şekliyle dikkat çeker. Coğrafi işaretlidir.

Kastamonu (Kazan) Simidi

Elma pekmezli suda haşlanır. Susamsızdır, parlak kabukludur. 400 yıllık geçmişe sahiptir ve tescillidir.

Osmaniye’de Taş Fırın Kilis Tava İlgi Görüyor
Osmaniye’de Taş Fırın Kilis Tava İlgi Görüyor
İçeriği Görüntüle

Rize Simidi

Susamsızdır, kokulu siyah üzüm pekmeziyle yapılır. Haşlandıktan sonra fırınlanır ve kendine has bir aromaya sahiptir.

Bursa Simidi

Kaynar pekmezde haşlanarak hazırlanır. 1902’den bu yana aynı yöntemle yapılmaktadır.

Beypazarı Simidi

Doğal mayalı, sert ve susamsızdır. Uzun süre dayanır, sindirimi kolaydır.

Tirilye Kulurisi

Pekmez kullanılmaz. Açık altın renginde, büyük ve tok yapılıdır.

Samsun Simidi

Üzüm, dut, elma ya da armut pekmeziyle yapılır. Coğrafi işaretlidir.

simit ve şalgam2İzmir Gevreği

Kaynar pekmezde ön pişirme yapılır, ardından fırınlanır. Bu nedenle diğer simitlere göre daha çıtırdır.

Bir Halkadan Fazlası

Simit; öğrencinin kahvaltısı, işçinin öğünü, yolcunun yoldaşıdır. Her şehir simidine sahip çıkar çünkü simit, o şehrin suyunu, havasını, ustasını taşır. Bu yüzden “Türkiye’nin en iyi simidi nerede?” sorusunun tek bir cevabı yoktur.

Belki de en iyi simit, anı biriktirdiğiniz simittir.

Muhabir: Resul Özdil