Dün, başına konulan para ödülü ile 'Wanted' denen yani 'Aranan' terörist, bugün ise cumhurbaşkanı ve "Kardeşim Şara" olan HTŞ'nin, Suriye'nin yarısını İsrail'e bırakma karşılığında ABD ve İsrail'in verdiği gazla 12 günde ele geçirdiği Şam'dan sonra bu kez de iki gün yaya yürüyerek Kürtlere ve Kobani'ye doğru yürüyüşü esnasında yaşanan bayrak olayı tartışmalarının devam ettiği bir anda bu kez benim memleketim Ardahan'da yapılan bir değişiklik gündeme düşüyordu..
Yani Kars Doğu Kapısı gibi kapalı olan güneyde ki bir sınır kapısında bulunan bayrağa uzanan kirli ve şüpheli bir el ülkede ki Kürtlerin dört yanı sarılmış olan Kobani'ye yürümesine ve koptu, kopacak diye korkulan, çekinilen ve pamuk ipliğine bağlı sürece takos olurken 'kardaşız' denen Kürde yönelik kin ve nefret bir kez daha çirkince boğulurcasına kusulmuşken aynı ülkenin kuzey sınırında da bir bayrak meselesi tartışılmaya başlanmıştı..
Evet, kağıttan kaplanların yapılan provokasyonları düşünmeden, araştırmadan 100 yıldır estirdiği düşmanlık tohumlarının yeşertilmeye çalışıldığı ülkenin güneyinde yaşanan bayrak olayı ile memleketim Ardahan'ın olduğu kuzeyinde yaşanan ve ele değil de bele yani yağcılık adına 'Yeni logo yarışması açılmalı' veya 'Biz yazdık, düzeltildi' denilen bayrak olayına konulan tepkilerinde de aynı ayrımcılık vardı..
Evet.. İnanmıyorsanız bakın yaşanan son iki bayrak olayına..
Birinde, Kürtler olduğu söylenen karanlık bir olaya konulan tepkiler diğeri devletin valisinin değiştiği logoda ki bayrak olayına 'sözde' yalancı, sanalcı ve de desinler için samimi olmayan tepkiler..
Ve bu arada bir dönem Erdoğan'a doktorlukta yapan ve medreselerde müderris adı verilen kimselerden ders alan ve onların hizmetine bakan öğrencilerin adından soyadını alan İYİ Parti'nin milletvekilinin de onca ciddi sorunla baş başa bulunan ve kalesi doğru dürüst turizmine açık olmayan yani hayatında gördüğüne inanmadığım Ardahan'da ki sorunları değil, Doğu Cephesi Komutanı, 100 yıl önce 'Kars-Ardahan Bel Kemiğimiz' diyen ve bunun Bakü-Tiflis-Ceyhan, Kars-Tiflis-Bakü Demir yolu ile o sözü gerçekleşen Kazım Karabekir Paşa'nın ölümün 78. yıl dönümü anılmadığı kuzey sınırında dalgalanmaya devam eden bayrak olayını meclise taşıması da komediden ve ay yıldızlı bayrağı temsil eden yeni valinin şevkini kırmaktan öte bir şey değildi.
Evet, bu ülkede ki iki yüzlüğün daniskasının bir başka yüzünü gördüğümüz son iki bayrak olayında olduğu gibi şu bizim kağıttan kaplan olan federasyonların bir derneğe karşı el kaldırıp, teslim olması yetmez gibi son günde savcılık olan korsan komisyonun izni ile ele yada bele yapılan sözde tanıtım etkinliğine 'katılmıyoruz' açıklamasına da bakmak gerekir.
Çünkü bu her iki konuda bizim gerek gazeteci olarak gerekse SARDAFED olarak Aslanlar gibi verdiğimiz mücadelemizin yanında onların çokta ciddi olmayan ve sanalı aşmayan ve desinler diye adeta kaptan da değil sanaldan yapılan sahte açıklamalarına baktığımızda bu ülkede olduğu gibi yerelde de iki yüzlülüğün ne kadar samimiyetsiz ve sanalcı olduğunu görmek mümkün olduğu gibi acı bir gerçektir.
Ha bu arada diğer kağıttan kaplanlarda olanların diğerleri de sınır ötesi Suriye'de ki YPG'lılar olduğunu belirtmek gerekir. Yani şimdiye kadar 300 bin kişinin göç etmek zorunda kaldığı, çocukların soğuktan ve gıdasızlıktan öldüğü ve başta ulusalcı tayfayı olmak üzere Kürt denilince o küçük beyinlerinde ki faşist düşüncelerin dışarıya fışkıranları sevindiren ve İş-İT'lilere Amerika gardiyanlığından öte bir iş yapmadıkları görülen ve Trump tarafından kendilerinden yeşil dolarlı kağıtları aldıkları söylenen sahte kaplan YPG'ye de bakmak gerekir..
Tabi bu arada kağıttan kaplan denen diğer birini, Aşiret Lideri ve birinci Barış Sürecinin bozulmasında da payı olduğu söylenen Barzani'yi de unutmayıp, es geçmemek gerek.. Çünkü bugün Rojava'da ve Suriye'nin sarı bölgesinde yaşananların ilk önce Barzani'nin yanına aldığı kağıttan kaplan korumalarla Türkiye'ye gelmesi ardından içine helvacıların sızdığını iddia değil, alenen dediğim DEM'in dünya cendermesi Amerika'nın eşiyle birlikte yatakta aldığı Venezuela'nın sözde kaplanı için yaptığı açıklamalarını ve ABD'nin Kürtlere bakışını değiştiren gelişmeleri de unutmamak gerekir.
Ve Barzani gibi Kürtlerin önderi, lideri mi benden, bizden başkası olamaz deyip, bir araya gelemeyen ve Ardahan kadar bir arazide olan Rojava'da en az 70 partinin olmasını da yani tek olamamalarında hesaba katıp, kağıttan Kaplanlar ile mücadele edilemeyeceği bilinen bu dünyada dolarlara bürünen Aslanlar unutulmuş, ve bizimkilerin nenelerinin lobiyesi sandığı lobiciliği unutup, bugün yelek stk'çılığın da ve dünyada yaşananlar karşında bir kez daha yenilmiştirler..
İnanmıyorsanız kuzeyde yaşanan bayrak olayı ile kuzeyde yaşanan bayrak olayına yetmezse benim diaspora hayta çete dediklerimin korsan ve siyasi komisyonla ezip geçtiği federasyonların içler acısı haline yada Suriye'nin kırmızı değil, pis sakal ve saçları ile ülkemiz ve dünya kayırlarında hâlâ terör örgütü diye adlandırılan kardeşim, pardon HTŞ'nin zaferine bakın ..
Bunlar yetmez ise Devlet Bahçeli'ye büyük emeklerle ilmik, ilmik örülen kilimi teslim edenlerin unutturuverdiği Demirtaş'a ve gerçek kaplanlar ile Aslanların mücadelesine bakın..