Gün içinde en çok vakit geçirdiğin yeri düşün: odan, yatağın, koltuğun… Orası sana huzur veriyor olabilir. Ama asıl soru şu: Orası seni ileri mi taşıyor, yoksa olduğun yerde mi tutuyor?
Konfor alanı dediğimiz şey, ilk başta güvenli hissettirir. Yorulduğunda dinlenirsin, kafan doluyken kaçarsın. Bu çok normal. Ama sorun şu ki, uzun süre o alanda kalırsan fark etmeden yavaşlarsın. Çünkü gelişim, genelde rahatsızlık hissinin başladığı yerde ortaya çıkar. Yani biraz zorlanmadan, biraz terlemeden büyümek pek mümkün değil.
Bugün oturduğun koltuk aslında bir seçimdir. Aynı yerde oturup saatlerce ertelemek de bir seçim, o koltukta otururken 20 soru çözmek de. Ortamın seni geliştirmiyor gibi görünse bile, onu nasıl kullandığın her şeyi değiştirir. Sessiz bir oda yok mu? Kulaklık tak. Masan dağınık mı? Küçük bir alan aç. Motivasyonun mu yok? 10 dakika ile başla. Çünkü mesele mükemmel şartlar değil, harekete geçebilmek.
Birçok kişi “hazır olduğumda başlayacağım” diyor. Ama gerçek şu: Kimse %100 hazır hissetmez. Başladıkça hazırlanırsın. Küçük adımlar attıkça özgüvenin artar. Bugün 1 saat çalışırsın, yarın 1 saat 10 dakika… İşte büyüme böyle olur. Sessiz, yavaş ama kalıcı.
Kendine dürüst ol: Günün sonunda “Bugün kendim için ne yaptım?” sorusuna net bir cevabın var mı? Eğer yoksa, bulunduğun yer seni oyalıyor olabilir. Ama güzel haber şu: Bunu değiştirmek senin elinde. Aynı koltuk, aynı oda… ama farklı bir karar.
Unutma, hayat büyük değişimlerle değil, küçük ama istikrarlı adımlarla dönüşür. Şu an bulunduğun yer başlangıç noktan olabilir. Orayı bir zincir haline getirmek de senin elinde, basamak yapmak da.
Şimdi kendine sor:
Bugün bulunduğun yeri bir basamağa çevirmek için ne yapacaksın?