Allah (CC) o kadar merhametli ki, insanı yaratıp başı boş bırakmamış, kulunu terbiye etmek ve bilmediklerini öğretmek için peygamberler göndermiştir.

Kur’an-ı Kerim’de de emir ve yasaklarını bildirmiştir. Biz kullara düşen O’nun rızası doğrultusunda yaşamaya çalışmaktır. Rabbimiz biz insanoğlunu meleklerden farklı olarak hata yapabilen bir varlık olarak yaratmıştır. Hataya düçar olan biz aciz kullarına da temizlenme vesileleri halk etmiştir. En güzel bir örnek olarak Hz. Peygamberimiz (SAV) kendi yaptığı gibi bize de umreyi tavsiye etmektedir.

Câbir (RA)’ den nakledildiğine göre, "Umre yapmak farz mı?" diye sorulunca Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur:
"Hayır, fakat umre yapmanız, (yapmamanızdan) daha faziletlidir."
(T931 Tirmizî, Hac, 88)

Ebû Hüreyre (RA) rivayet ettiğine göre, Resûlullah (SAV) şöyle buyurmuştur:
"İki umre, aralarında işlenen günahlara kefarettir. (Allah tarafından) kabul gören haccın karşılığı ise ancak cennettir."
(B1773 Buhârî, Umre, 1; M3289 Müslim, Hac, 437)

Ümmü Ma’kıl (RA)’ın rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur: "Ramazan’da yapılan bir umre, (sevap bakımından) hacca denktir."
(T939 Tirmizî, Hac, 95)

Duanın makbul olduğu zaman ve yerler vardır bunlardan biri de umre ve hacdaki mekanlardır.
Hz. Ömer (RA)’den nakledildiğine göre, umreye gitmek için izin isteyince Hz. Peygamber (SAV) ona şöyle demişti: "Kardeşçiğim! Duana bizi de ortak et ve bizi unutma!"
(T3562 Tirmizî, Deavât, 109; İM2894 İbn Mâce, Menâsik, 5)

Kıyametin alametlerinden olan Ye’cüc ve Me’cüc çıkması bizi umreye veya hacca gitmekten geri koymamalıdır.
Ebu Saîd el-Hudrî’nin (RA) rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur: "Ye’cûc ve Me’cûc’un çıkmasından sonra bile mutlaka Beytullah’a hac ve umre (ziyareti) yapılacaktır."
( B1593 Buhârî, Hac, 47)

Hz.Muhammed (SAV)’in umre ziyaretlerine bakarsak almamız gereken dersleri göz ardı etmemeliyiz. Hz. Peygamberimiz (SAV)’in umreleri:
1 - Hz. Peygamberin hictetin 7. yılında yaptığı “ Kaza Umresi” dir.
2- Hicretin 8. yılında Cirane’den yaptığı umre
3- Veda Haccıyla beraber yaptığı Umre olmak üzere toplam 3 umre yaptığı görülmektedir.

Hicretin altıncı yılında Hz. Peygamber (SAV) Medine’de ilginç bir rüya görmüş ve bunu, çok sevdiği Kâbe’yi ziyarete yormuştu. Rüyasını ashâbıyla paylaştı ve bir umre ziyareti ile bunu gerçekleştirmek istedi. Yapılacak bu umre ziyareti, doğup büyüdükleri Mekke’den gelen muhacirler başta olmak üzere herkesi heyecanlandırdı. Gerekli hazırlıklar yapıldı ve yola çıkıldı. Ancak yegâne gayeleri Kâbe’yi ziyaret etmek olan bu Müslümanlar, ihramlarıyla günlerce süren yorucu yolculuktan sonra Mekke’nin 22 km. batısındaki Hudeybiye’de Mekkeli müşrikler tarafından durduruldular. Niyetlerinin sadece umre ziyareti olduğunu defalarca dile getirmelerine rağmen, Mekkeliler Müslümanların umre yapmalarına izin vermediler. Bunun üzerine Allah Resûlü (sas) ile sahâbe arasında Rıdvan Biati, Mekkelilerle de Hudeybiye Antlaşması gerçekleşti. Neticede Müslümanlar kendi açılarından şartları oldukça ağır sayılabilecek bir antlaşma imzalamak durumunda kaldılar. Yapılan bu antlaşmaya göre, Müslümanlar bu ziyaretlerinden vazgeçip Medine’ye geri dönecekler, Kâbe’yi ertesi yıl ziyaret edebileceklerdi. Hasretleri iyice depreşen Müslümanlar, Mekke’nin yanı başına kadar varıp da Kâbe’yi ziyaret edemeden dönmenin hüznü ile çaresiz ihramlarından çıktılar ve Medine’ye geri döndüler. Onların en büyük teselli kaynağı ise, Rıdvan Biati’nden söz eden ve bir gün ihramlarıyla mutlaka Kâbe’yi ziyaret edeceklerini müjdeleyen Fetih sûresinin inmesi oldu.

Hudeybiye Antlaşması’nın üzerinden bir yıl geçmiş, umre zamanı gelmişti. Allah Resûlü (SAV)’in emri ile tekrar umre hazırlıklarına başlandı. Önceki yıl gerçekleştiremedikleri umre, kaza edilecek ve bu umreye ‘kaza umresi’ denilecekti. Önceki sene giden 1400-1500 kişiye ilâveten bu sene yeni katılanların da olduğu 2000 kişilik grup yola çıktı. Yapılan antlaşma gereği Müslümanlar Mekke’ye silahsız girecekler ve üç gün içerisinde ziyaretlerini tamamlayıp döneceklerdi.
Allah Resûlü (SAV) ve sahâbe, yıllarca uzak kaldıkları Mekke’ye gür sesleriyle telbiyeler getirerek girdiler. Hasret kaldıkları Kâbe’yi tavaf etmişlerdir. Biz onların bu aşk ve şevkine ortak olmak için umre ibadetine daha da bir önem vermekteyiz. Rabbim umre yapmayı isteyen her müslüman kardeşimize nasip etsin. Allah (CC )’ın beytini ziyaret edip gönül bahçemizde güller açılmasına vesile olalım…