İnternet bağımlılığı,sorunlu internet kullanımı olarak adlandırılmaktadır. Bağımlılık çeşitli çeşitlerde karşımıza çıkabilmektedir.

Dürtü kontrol bozukluğu veya davranışsal bağımlılık olarak değerlendirilmektedir. Genelde bilgisayar erişiminin ve teknolojinin yaygın olduğu ülkelerde bu bozukluk görülebilmektedir. Araştırmalar bu bağımlılığın erkeklerde daha fazla görüldüğünü göstermektedir. Depresyon ve sosyal izolasyon bunu tetiklemektedir. Duygu durum bozukluğu, anksiyete, dürtü kontrolü ve madde kullanımı olmak üzere psikiyatrik eşlik eden hastalıklar yaygındır. Psikolojik, nörobiyolojik ve kültürel faktörler temelinde yatmaktadır.

İnternet bağımlılığı kullanım şekline göre farklı türleri vardır. Birkaçını şöyle sıralayabiliriz.
-Siber ilişki bağımlılığı
-Bilgi ve içerik tüketimi
- Dijital içerik tüketim bağımlılığı
-Sosyal medya bağımlılığı
-Online kumar bağımlılığı
- Oyun bağımlılığı
Bağımlılık beynin kritik noktalarını etkiler. Haz hormonu(dopamin) tekrarlamaya neden olur. Elbette buna eşlik eden zihinsel ve dışsal nedenler de vardır.

Geçmişten gelen bağımlılıklar yeni bir bağımlılığa sebep olabilir. Utangaçlık ve sosyal kaygı içinde olan gençler çevrimiçi dünyada gerçeklikten uzak bir kimlikle kendilerini daha rahat ifade edebilirler. Depresyon, sorunlardan kaçma isteği ile interneti daha çok kullanmaya sebep olabilir.

Gençlerimizde internet bağımlılığının tedavisinde, bağımlılığın şiddetine göre değişik yollar vardır. Tedavinin ne olacağını belirlemek için ruh sağlığı uzmanının kapsamlı bir değerlendirme yapması gerekmektedir. Tabiki bu bir başlangıçtır. Bireysel veya aile terapisi de dahil olmak üzere psikolojik danışmanlık yapılmalıdır. Öncelikle internet kullanımıyla ilgili net kurallar belirlenmelidir. Çevrimiçi etkinliklerin saatleri belirlendiği gibi , çevrimdışı aktivitelerin de dengeli bir biçimde belirlemek gerekmektedir. Aile fertlerininde sağlıklı internet alışkınlıklarına sahip olması önemlidir. Destek guruplarından yardım alınması gerekir.Aşırı çevrimiçi aktivitelerin riskleri konusunda farkındalık oluşturmak ve gençlerin bu konuda becerilerini arttırmak çok önemlidir. Eğer günlük hayattaki ergenin yapması gerekenleri engeller boyuttaysa profesyonel yardıma düzenli devam edilmesi elzemdir. Ergenlerde teknoloji bağımlılığı için çözüm önerilerini şöyle sıralayabiliriz.
-İlk adım olarak bildirimleri kapatmamız gerekir.
-Aile bireyleri olarak kendi alışkanlıklarımızı gözden geçirmeli olumsuz örnek olup olmadığımızı düşünmeliyiz.
-Gerçek hayattan bağlantılar kuralım. Etkinlikler, partiler, gezinti, temiz havada yürüyüş, spora teşvik gerçekten çok önemli olacaktır.
-Aile olarak biz de alışkanlıklarımızı sınırlayalım.Oyun, teknolojik alışveriş, sık sık telefon veya bilgisayara girme….. Gençlere de sınırlama ancak böyle getirebiliriz.
-Cihazları bizim belirlediğimiz yerde kullanmasına izin verelim.Yemek odası veya yatak odası olmamalı. Bu yasaklara bütün aile üyeleri uymalı. -Belirlediğiniz süreye dikkat edelim.Taviz vermeyelim. Elbette bu zor olacaktır.
-Cihaz sayısını azaltın. Yemek sırasında telefon, tablet, tablet, bilgisayarınızı bir kenara bırakıp kullanmamaya dikkat edelim.
-Ailecek vakit geçirirken teknolojik aletlerden uzak duralım.
-Haberleri gazeteden okumak, duvar takvimine bakmak gibi kağıtlarla haşır neşir olalım.
-Sosyal hesapları azaltalım
-Düzenli spor,egzersiz yapmaya özen gösterelim. Öncelikle düşünceli ve destekleyici olmamız önemlidir. Gençlerle telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı hakkında konuşalım onların bakış açısını yargılamadan ziyade dinleyelim. Sonra kendi endişelerimizi dile getirelim. Bazı sınırlar koymamız gerektiğine onları ikna edelim. Bizler anne babalar olarak onlara güzel örnekler olmamız gerektiğini unutmayalım.

Gerek kadın, erkek gerekse gençlik odaklı tüm toplumsal saha çalışmalarında derinden hissettiğimiz şey insanın kendi evindeki insanlara yabancılaşmasıdır. Bizler anne babalar olarak başarıyı değil, şefkati, merhameti aşıladığımız o güvenli limanları yeniden inşa etmek zorundayız. Hiç şüphesiz insanları birbirine bağlayan manevi bağlar güçlüyse o toplum ayakta kalır. Binalar ne kadar güçlü olursa olsun içindeki insanlar manevi çöküntü yaşıyorlarsa yıkılmaya mahkumdur.
Hayatımızın koşuşturmasında durup sorma vaktidir.

Vitrinlerimiz zenginleşirken heybemizden dökülen insani değerleri yeniden toplayarak heybemizin gözünü doldurma vakti ne zaman diye beklemeyelim elbirliği ile İnsani, İslami ve medeniyetimizde var olan hasletlerimizi yeniden ihya edelim.