Kökü sağlam olanın yolu uzun olur Akdeniz’de bazı ağaçlar yalnızca meyve vermez; zamanı taşır.

Zeytin ağacı da böyledir. Güneşin kavurduğu toprakta, rüzgârın savurduğu dallarda, yağmurun azaldığı mevsimlerde bile yaşamaya devam eder. Çünkü onun sırrı dallarında değil, köklerindedir.

Bir gün genç bir öğrenci, yaşlı bir zeytin ağacının altında oturur ve sorar:

— Sen nasıl bu kadar uzun yaşayabiliyorsun?

Ağaç yapraklarını hafifçe titreterek cevap verir:

— Acele etmiyorum. Toprağımı tanıyor, mevsimimi bekliyor, gerektiğinde budanıyor ve her gün köklerimi biraz daha güçlendiriyorum.

Öğrenci bir süre susar.

Çünkü zeytin ağacının söylediklerinde kendi hayatını görür.

Bir öğrencinin de önce sağlam köklere ihtiyacı vardır: düzenli çalışma, sabır, merak, disiplin ve kendine güven...

Zeytin ağacı güneşe, suya ve toprağa ihtiyaç duyduğu gibi öğrenci de doğru bilgiye, doğru yönlendirmeye ve sağlıklı bir etkileşime ihtiyaç duyar.

Fakat her öğrenci aynı değildir.

Bir ağaca gereğinden fazla su vermek nasıl fayda yerine zarar verebilirse, öğrenciye sürekli daha fazla ödev, baskı ve beklenti yüklemek de öğrenmeyi güçlendirmeyebilir.

Asıl mesele, öğrencinin ne kadar çalıştığı kadar nasıl çalıştığını ve neye ihtiyaç duyduğunu anlayabilmektir.

Zeytin ağacı her mevsimde aynı davranmaz.

Kışın dinlenir, baharda filizlenir, yazın güneşle güçlenir, sonbaharda meyvesini verir.

Öğrenci de böyledir.

Her gün aynı hızda öğrenemez. Bazen ilerler, bazen durur, bazen hata yapar. Önemli olan hiç hata yapmamak değil, hatasından sonra yeniden ayağa kalkabilmektir.

Öğrenci ağaca bakarak gülümser:

— Demek ki başarı, hızlı büyümek değil; doğru büyümekmiş.

Zeytin ağacı cevap verir:

— Şimdi anladın.

Akdeniz’in rüzgârı yaprakların arasından geçerken öğrenci kitabını açar. Bugün için küçük ama gerçek bir hedef belirler.

Çünkü artık şunu bilmektedir:

Bir zeytin ağacını çekerek büyütemezsiniz. Bir öğrenciyi de baskıyla olgunlaştıramazsınız.

Ağaç; toprak, su, güneş ve zaman ister.

Öğrenci; bilgi, rehberlik, emek, anlayış ve zaman...

Ve ikisinin de ortak bir sırrı vardır:

Kökü sağlam olan, fırtınadan korkmaz.

Belki de eğitim dediğimiz şey, öğrenciyi sürekli daha hızlı koşturmak değil; köklerini güçlendirerek kendi yolunda sağlam yürümesini sağlamaktır.

Çünkü zeytin ağacı bize yüzyıllardır aynı şeyi fısıldıyor:

“Meyveye değil, önce köke bak. Kök sağlamsa, meyvenin zamanı mutlaka gelir.”