İnsan olmanın bir gereği olarak maddi ve manevi ihtiyaçlarımız vardır. Lezzetli bir yemek bizi mutlu ettiği gibi manevi lezzete haiz bir dua da tadından yenmez bir yemek misali bize haz verir gönlümüzü huzur ile doldurur.
Bedenin sağlıklı olabilmesi için yerine getirmemiz gereken birçok unsur olduğu gibi ruhun da mutluluğa ermesi için uygulamalar vardır. Bu ihtiyaçlar karşılanmadıkça ne maneviyattan, ne sevgiden, ne aşktan, ne de dua ve ibadetin lezzetinden bahsetmemiz mümkün olmaz.
Kısaca dua kulun Rabbiyle irtibat kurmasının en yalın halidir. (Ey Muhammed) de ki: “Duanız olmasa, Rabbim ne diye size değer versin!” (Furkan Suresi,77) Duayla ilgili anlatabileceğimiz birçok konu vardır. Öncelikle dikkat edilmesi gereken yüreğimizden geçen duâları dile dökmeden evvel Rabbimize karşı nasıl âciz, fakîr, muhtaç, günahkâr ve zayıf bir kul olduğumuzu itiraf etmeliyiz.
Bir duanın makbul olabilmesi için insanın bedenen ve ruhen duaya hazır hale gelmesi, mümkünse abdest alıp kıbleye yönelmesi, her hayırlı işte olduğu gibi euzü besmele ile hatta iki rekat namaz kıldıktan sonra duaya başlanması gerektiği ayet ve hadislerde açıkça belirtilmiştir. Çünkü insan namazda Rabbinin huzurundadır ve ruhun en temiz hali o andır. Kulun rabbiyle iletişim kurabileceği duanın kabul olacağı anlardan biridir.
Duaya tevbe ederek başlamalıyız, hamd ederek salavat getirerek devam edilmeliyiz, Peygamberimizden rivayet edildiğine göre “Biriniz dua ettiği zaman Allah’a hamd ve övgü ile başlasın sonra Peygambere salat etsin, sonra dilediği duayı yapsın. “buyurmuştur. (Tirmizi, De’avat, 66, Ebu Davut, Salat, 358 ) Duada ellerimizi semaya açmalıyız, bitiminde yüzümüze sürmeliyiz. Esma-i Hüsna ile dua etmeliyiz Ayet-i Kerimede: “Deki ister Allah diye dua edin , ister Rahman diye dua edin, hangisiyle dua ederseniz (edin) en güzel isimler O’nundur. “( İsra 17/110 ) mealindeki ayet ile “Allah “ismi veya “Rahman “ ismiyle ya da diğer isimlerden biriyle dua etmemiz tavsiye edilmiştir.
Dua, her zaman ve her yerde yapılabilir. Bununla birlikte Arefe günü ve geceleri, Ramazan ayları, Cuma ve bayram gün ve geceleri, seher vakitleri, gecenin üçte ikisi, sabah ve akşam vakitleri, ezan ile kamet arasında, secdede ve namaz akabinde yapılan duaların kabul edileceği ile ilgili hadisler vardır.
Aklımız başka konularla meşgulken dua yapılması doğru olmaz. İhlas ve tevazuyla bilinçli olarak Allah’a yönelmeliyiz. Çok önemli diğer bir nokta da kabul olacağına inanarak dua edilmelidir”Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an, gâfillerden olma.” (A’râf, 7/205)
Duanın kabul olacağının umulduğu zamanları yukarıda açıkladık şimdi de mekanlardan bahsetmek istiyorum. En başta gelen üç mesciddir. Bunlar Mescid-i Haram, Mescid-i Nebi ve Mescid-i Aksadır. Kabe’yi ilk defa görünce, tavafta Mültezem’in yanında, Safa ve Merve Tepelerinde,
Sa’y anında, Makamı İbrahim’in arkasında, Arafat’ta, Müzdelife’de,Mina’da şeytan taşlama anında ve peygamberlerin kabirleri yanında yapılan dualardır.
Duâ, her hâliyle sayısız ihtiyaçlar içinde kıvranan insanın, hiçbir şeye muhtaç olmayan Allâh’a söz ve davranışlarıyla sığınması, hâlini arz etmesi demektir.
Mü’min Sûresi’nin 60. âyetinde Rabbimiz:
“…Bana duâ edin, kabul edeyim…” buyuruyor.
Bir Allah dostunun dediği gibi, “Vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi.”
Nitekim Rabbimiz kullarının istek ve duâlarını hiçbir zaman karşılıksız bırakmaz, kulunu eli boş bir şekilde geri çevirmez; ya o anda kabul eder ya da hakkında daha hayırlı olanla değiştirerek erteler. Dua ederken dikkatli olmalıyız Rabbimizden kendi aleyhimize olacak şeyleri istememeliyiz.
Rûhu’l-Beyân tefsirinde şöyle denilmiştir:
“Herhangi bir mü’min yoktur ki, Allâh’a duâ edip O’ndan bir şey istesin de O, istediğini vermesin, ya dünyada ya da âhirette... Âhirette kabul ettiğinde kuluna: «Dünyada Benden istediğin şey buydu, buyur al! Onu senin için bugüne sakladım.» der. Kul da «Keşke dünyada iken hiçbir şey verilmemiş olsaydı da hepsi şimdi verilseydi!» diye temennî etmekten kendini alamaz.”
Peygamber Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmuştur:
“Müslümanın duâsı aslâ reddolunmaz. Ancak şu üç şeyden biri sebebiyle reddolur. Eğer kişi günah işlemek veya sıla-i rahmi kesmek için duâ etmişse, buna icâbet edilmez. Veya kişinin yaptığı duânın karşılığı âhirete bırakılır. Ya da ettiği duâ nisbetinde o kişiye kötülük dokunması engellenir.” (Deylemî, Hadis No: 304)
Sözün özü Rabbim senden hayrımıza olanları istiyoruz. Evini Beytin Kabe’yi ziyaret etmek ,Kabe’yi tavaf etmek, Mültezem’de sana yalvararak dua etmek istiyoruz. Sen duaları kabul edensin..Bizlere Hac ve Umre nasip eyle. Amin Ya Muin.