İnsan çoğu zaman başarısız olduğu için değil, başlamaya cesaret edemediği için hayallerinden uzaklaşır.
Belki de hayatımızdaki en büyük engel şartlar değil, kendimize söylediğimiz cümlelerdir.
Her dönemin insanı farklı sorunlarla mücadele etti. Kimi yoklukla, kimi savaşlarla, kimi belirsizliklerle… Fakat çağlar değişse de değişmeyen bir cümle var:
“Ben yapamam.”
Bugün öğrenciler sınavlara başlamadan yoruluyor, gençler hayallerini denemeden erteliyor, yetişkinler ise içlerinden geçen pek çok isteği “artık geç kaldım” düşüncesiyle sessizce rafa kaldırıyor. İlginç olan şu ki bu vazgeçişlerin büyük kısmı gerçek bir denemenin ardından değil, henüz yolun başında gerçekleşiyor.
Tam bu noktada, asırlardır insan ruhuna ışık tutan büyük düşünür Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin çağrısı yeniden anlam kazanıyor:
“Dünle beraber gitti cancağızım, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
Bu söz aslında geçmişe değil, zihnimizde taşıdığımız korkulara veda etmeyi anlatır. Çünkü insan çoğu zaman hayatını yaşadığı gerçeklere göre değil, geçmişte aldığı küçük yaraların oluşturduğu inançlara göre şekillendirir.
Bir kez başarısız olan öğrenci kendini yetersiz ilan eder.
Bir hata yapan insan risk almaktan vazgeçer.
Bir gecikme, bütün bir hayatın geç kaldığı yanılgısını doğurur.
Oysa hayat kesin hükümler değil, yeniden başlayan hikâyeler üzerine kuruludur.
Modern Dünyanın Sessiz Sorunu
Bugün bilgi eksikliği çağında yaşamıyoruz. Aksine tarih boyunca hiç olmadığı kadar öğrenme imkânına sahibiz. Ancak modern insanın en büyük problemi bilgi değil, cesaret yorgunluğudur.
İnsan zihni güvenli alanı sever. Denemek belirsizliktir; belirsizlik ise hata ihtimali taşır. Bu nedenle zihin bizi korumak ister ve şu cümleyi üretir: Boş ver, deneme.
Fakat gelişim tam da bu noktada başlar. Çünkü insan potansiyelini düşünerek değil, hareket ederek keşfeder.
Mevlânâ’nın düşünce dünyasında insan bir sonuç değil, bir yolculuktur. Bu yüzden bekleyen değil, arayan insan değerlidir.
Geç Kalan İnsan Yoktur
Toplumda en sık duyulan ikinci cümle ise şudur:
“Artık çok geç.”
Oysa zaman çoğu zaman insanı değil, korkularını büyütür. Bir insanın hayatında gerçek değişim bazen tek bir karar anıyla başlar. Yaş değil, başlangıç eksikliği insanı geride bırakır.
Bugün birçok insanın içinde taşıdığı en ağır yük başarısızlık değildir. Asıl yük, denenmemiş ihtimallerdir.
Yıllar sonra kurulan “Keşke” cümlesi, çoğu zaman başarısızlıktan değil, cesaret edilemeyen başlangıçlardan doğar.
Belki de Asıl Soru
Belki mesele gerçekten yapıp yapamayacağımız değildir.
Belki asıl soru şudur:
Hiç gerçekten denedik mi?
Çünkü hayat bazen büyük değişimler istemez. Sadece küçük bir adım bekler.
Ve çoğu zaman yol, yürümeye karar veren insanlara görünür.