“Motivasyon, içsel bir ateştir. Eğer başkaları tarafından yakılmadıysa, dışarıdan sönmez.”
Bir eğitim koçu olarak öğrencilerime her zaman şunu hatırlatırım: Başarının başlangıç noktası yalnızca zekâ, yetenek veya çok çalışmak değildir. Başarıya giden yol, insanın neden çalıştığını bilmesi ve kendi potansiyeline inanmasıyla başlar.
Bir öğrenciyi ailesi ders çalışmaya zorlayabilir. Öğretmeni sürekli uyarabilir. Arkadaşları yüksek notlar alarak onu rekabete yönlendirebilir. Ancak öğrenci kendi içinde öğrenme isteğini oluşturamadığında bu dış etkilerin gücü sınırlı kalabilir.
Gerçek motivasyon, başkalarının beklentilerini karşılamak için değil, kendi geleceğini inşa etmek için harekete geçmektir.
Sevgili Öğrencim, Neden Başarmak İstiyorsun?
Sana bir eğitim koçu olarak ilk sorum şu olurdu:
“Gerçekten neyi başarmak istiyorsun ve bunu neden istiyorsun?”
Bu sorunun cevabı çok önemlidir.
Çünkü yalnızca ailen istediği için bir mesleği seçiyorsan, arkadaşların çalışıyor diye ders çalışıyorsan veya çevrendeki insanlardan takdir görmek için başarılı olmaya uğraşıyorsan motivasyonun zaman zaman zayıflayabilir.
Fakat hedefinin senin hayatında ne anlama geldiğini biliyorsan, zorluklar karşısında yeniden harekete geçmen kolaylaşabilir.
Unutma, başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için değil, kendi geleceğini şekillendirmek için çalışıyorsun.
Motivasyonun Olmadığında da Çalışabilmelisin
Öğrencilerden en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:
“Hocam, ders çalışmak istiyorum ama motivasyonum yok.”
İşte burada önemli bir gerçeği anlamamız gerekiyor.
Motivasyon her gün aynı seviyede olmaz. Bazen çok istekli uyanırsın, bazen de kitabın kapağını açmak bile zor gelebilir.
Ancak başarılı bir çalışma düzeni, yalnızca istekli olduğun günlerde çalışmakla kurulmaz.
Bir eğitim koçu olarak sana önerim, motivasyonun düşük olduğu günlerde bile sürdürebileceğin küçük çalışma alışkanlıkları geliştirmendir.
Örneğin üç saat ders çalışmak gözünde büyüyorsa önce 20 dakikalık bir çalışma hedefi belirle.
Çünkü bazen harekete geçmek için motivasyon beklemek yerine, küçük bir adım atmak motivasyonun oluşmasına yardımcı olur.
Kendini Başkalarıyla Değil, Dünkü Hâlinle Karşılaştır
Sevgili öğrencim,
Sınıfındaki bir arkadaşın senden daha yüksek not alabilir. Bir başkası daha fazla soru çözebilir. Bazıları konuları senden önce bitirebilir.
Ama bu durum senin başarısız olduğun anlamına gelmez.
Her öğrencinin öğrenme hızı, güçlü yönleri, eksikleri ve çalışma koşulları farklıdır.
Bu nedenle kendine şu soruları sormanı istiyorum:
Geçen haftaya göre hangi konuda ilerledim?
Bugün hangi yeni bilgiyi öğrendim?
Daha önce yapamadığım hangi soruyu artık çözebiliyorum?
Hangi hatamı fark ettim ve düzeltmek için ne yaptım?
Yarın kendimi geliştirmek için hangi küçük adımı atabilirim?
Bu soruların cevapları, kendi gelişimini görmene yardımcı olacaktır.
Unutma, gerçek ilerleme başkalarını geçmekten önce kendi potansiyelini geliştirmektir.
Bir Sınav Senin Değerini Belirlemez
Sınavlara hazırlanan öğrenciler bazen tek bir deneme sonucunu bütün geleceklerinin göstergesi olarak değerlendirebiliyor.
Düşük bir net, beklenenden kötü gelen bir not veya çözülemeyen bir soru öğrencinin özgüvenini sarsabiliyor.
Oysa bir sınav sonucu, belirli bir zamandaki bilgi ve performansın hakkında veri sunar. Senin kişiliğini, değerini veya gelecekte neler başarabileceğini kesin olarak belirlemez.
Bir eğitim koçu olarak öğrencilerime şunu söylerim:
“Deneme sınavı senin kim olduğunu değil, hangi konularda çalışman gerektiğini gösterir.”
Yanlış yaptığın sorulara yalnızca başarısızlık olarak bakma. Onları öğrenme fırsatına dönüştür.
Eksiklerini belirle, çalışma yöntemini gözden geçir ve gelişimini takip et.
İçindeki Ateşi Nasıl Canlı Tutabilirsin?
Motivasyonunu sürdürebilmek için kendine uygulanabilir bir yol haritası oluşturmalısın.
Öncelikle hedefini açıkça belirle. Ardından bu hedefi haftalık ve günlük küçük görevlere ayır.
Çalışma planın gerçekçi olsun. Dinlenmeye, uykuya, sosyal yaşama ve sevdiğin etkinliklere de zaman ayır.
Her gün mükemmel olmak zorunda değilsin. Önemli olan, eksik kaldığın bir günün ardından yeniden başlayabilmendir.
Kendine karşı kullandığın dile de dikkat et.
“Ben zaten yapamıyorum” demek yerine “Henüz öğrenemedim ama çalışarak gelişebilirim” demeyi dene.
Çünkü kendinle konuşma biçimin, zorluklara yaklaşımını etkileyebilir.
Ailelere de Önemli Bir Mesajım Var
Bir eğitim koçu olarak ailelere de seslenmek istiyorum.
Çocuklarımızı sürekli başkalarıyla karşılaştırmak, yalnızca yüksek not aldıklarında takdir etmek veya başarısızlıklarını kişilikleriyle ilişkilendirmek onların öğrenme isteğini olumsuz etkileyebilir.
Bunun yerine çocukların çabalarını, gelişimlerini ve sorumluluk alma becerilerini desteklemek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
Çocuğunuza yalnızca “Kaç net yaptın?” diye sormayın.
Bazen şu sorular çok daha değerlidir:
“Bugün ne öğrendin?”
“En çok hangi konuda zorlandın?”
“Sana nasıl yardımcı olabilirim?”
Çünkü öğrencinin kendisini güvende ve anlaşılmış hissetmesi, öğrenme sürecine olumlu katkı sağlayabilir.
Eğitim Koçundan Öğrencilere Son Mesaj
Sevgili öğrencim,
Hayatın boyunca seni destekleyen insanlar olacak. Sana inanan öğretmenlerin, başarılarını görmek isteyen ailen ve yanında yürüyen arkadaşların bulunabilir.
Ama bazen kimse seni alkışlamayacak.
Bazen çalıştığın hâlde istediğin sonucu alamayacaksın.
Bazen yorulacak, bazen kendinden şüphe edeceksin.
İşte o anlarda kendine neden başladığını hatırlatmanı istiyorum.
Başkalarının sana inanması değerlidir. Ama senin kendi gelişimine inanman ve bunun için sorumluluk alman çok daha önemlidir.
Bugün küçük bir adım at.
Bir konu öğren.
Bir yanlışını düzelt.
Bir hedefini gerçekleştir.
Ve yarın yeniden devam et.
Çünkü başarı, her gün kendini motive hissetmek değil; motivasyonun azaldığında da hedefin doğrultusunda ilerleyebilmektir.
Unutma sevgili öğrencim: İçindeki ateşi başkalarının alkışlarıyla değil, kendi hedeflerin, emeğin ve kararlılığınla besle.
Bir eğitim koçunun kaleminden: Geleceğini başkalarının beklentilerine göre değil, kendi potansiyelini keşfederek inşa et.