Tercihler, vazgeçişler ve yeniden başlamayı bilenlerin yolculuğu

Hayat, çoğu zaman önümüze açılmış uzun bir yol değildir. Daha çok, her gün yeniden çizdiğimiz bir güzergâhtır. Bazen düz bir yolda yürürüz, bazen bir kavşakta dururuz. Kimi zaman hızlanır, kimi zaman yavaşlarız. Bazı yolları seçer, bazılarını geride bırakırız.

Ve belki de hayatın en büyük yanılgılarından biri şudur: İlerlemek için her zaman hızlanmamız gerektiğini düşünürüz.

Oysa hayatın asıl sırrı hızda değil, ritimdedir.

İnsan her gün aynı güçle çalışamaz. Her gün aynı heyecanla başlayamaz. Her karar doğru çıkmaz. Her hedefe aynı yoldan ulaşılmaz. Bazen vazgeçmek gerekir. Bazen yeniden başlamak…

Önemli olan, bütün bunların arasında kendi ritmini kaybetmemektir.

Francis Bacon'ın “Bilgi güçtür” sözü, aslında yalnızca öğrenmenin değil, insanın kendisini tanımasının da kapısını aralar. Çünkü insan neyi bilmediğini fark ettiğinde gelişmeye başlar. Kendi eksiklerini görebilen insan, başkalarının hayatını kopyalamak yerine kendi yolunu inşa etmeye başlar.

Hayat biraz da budur:

Neyi sürdüreceğini, neyden vazgeçeceğini ve neye yeniden başlayacağını bilmek.

TERCIHLER BİZİ BİZ YAPAR

İnsan hayatını yalnızca yaptığı seçimlerle değil, yapmadığı seçimlerle de kurar.

Bir meslek seçeriz. Bir şehir seçeriz. Bir insanla yürümeyi seçeriz. Bir alışkanlığı sürdürür, başka bir alışkanlığı bırakırız.

Her “evet”, başka bir şeye “hayır” demektir.

Bu nedenle tercih yapmak yalnızca bir şey kazanmak değildir; aynı zamanda bazı ihtimallerden vazgeçmektir.

Bacon'ın düşüncesinde deneyim önemli bir yere sahiptir. Ona atfedilen “Düşünmek, insanı bilge yapar; deneyim ise onu güçlü kılar” anlayışı, hayatın bize yalnızca kitaplardan değil, yaşadıklarımızdan da öğretildiğini hatırlatır.

Yanlış tercih yaptığımızda hayat bitmez.

Sadece yeni bir bilgi ediniriz.

Bazen yanlış bölüm seçeriz, yanlış çalışma yöntemi kullanırız, yanlış insanlara fazla zaman ayırırız veya kendimizden beklediğimizden daha azını yaparız.

Bunların her biri bir son değil, doğru kullanıldığında bir tecrübedir.

VAZGEÇMEK HER ZAMAN YENİLMEK DEĞİLDİR

Toplum bize vazgeçmeyi çoğu zaman başarısızlık gibi öğretir.

“Vazgeçme!”

Bu cümle elbette değerlidir. Fakat her durumda aynı anlamı taşımaz.

Bazen vazgeçmek gerekir.

Yanlış bir yöntemden…

Sürekli ertelemekten…

Sizi tüketen bir alışkanlıktan…

Artık size hizmet etmeyen bir hedeften…

Ve en önemlisi, başkalarının sizin için çizdiği ama sizin içinde yaşamadığınız bir hayattan…

Vazgeçmek, bazen yolun sonuna gelmek değil, yanlış yoldan dönmektir.

Asıl mesele neyi bıraktığımız kadar, bıraktıktan sonra nereye yöneldiğimizdir.

Bir insan yanlış kapıyı uzun süre çaldığı için başarısız değildir. Başarısızlık, kapının açılmadığını gördüğü hâlde bütün ömrünü aynı kapının önünde geçirmek olabilir.

Hayatın olgunluğu biraz da burada başlar:

Her şeyi sürdürmek zorunda olmadığımızı fark ettiğimiz yerde.

GELİŞİMİN ÖNCELİĞİ: HER ŞEYİ AYNI ANDA DEĞİŞTİRMEMEK

İnsan değişmek istediğinde çoğu zaman büyük bir liste hazırlar.

Daha çok okuyacağım.

Daha çok çalışacağım.

Daha düzenli olacağım.

Daha erken kalkacağım.

Telefonu daha az kullanacağım.

Spor yapacağım.

Yeni şeyler öğreneceğim…

Sonra birkaç gün geçer ve bütün bu hedeflerin ağırlığı insanın üzerine çöker.

Çünkü gelişim, her şeyi aynı anda değiştirmek değildir.

Gelişim, doğru şeyi doğru zamanda değiştirmektir.

Bunun için insan kendisine şu soruyu sormalıdır:

“Şu anda hayatımda değiştirirsem diğer alanları da olumlu etkileyecek en önemli şey nedir?”

Bazen cevap disiplindir.

Bazen uyku düzenidir.

Bazen ders çalışma biçimidir.

Bazen kötü bir alışkanlığı bırakmaktır.

Bazen de kendimize sürekli söylediğimiz “Ben yapamam.” cümlesini değiştirmektir.

Bir insan bütün hayatını bir günde değiştiremez.

Ama bir gününü değiştirebilir.

Sonra bir haftasını…

Sonra bir ayını…

Ve zamanla hayatının yönünü.

RİTMİ KORUMAK

Başarı çoğu zaman büyük sıçramaların hikâyesi gibi anlatılır.

Oysa gerçek hayat daha sessiz ilerler.

Her gün birkaç sayfa okumak…

Her gün biraz çalışmak…

Her gün bir yanlıştan ders çıkarmak…

Her gün kendini biraz daha tanımak…

Bunlar dışarıdan bakıldığında küçük görünür.

Fakat hayatı değiştiren çoğu şey zaten küçük tekrarların içinde gizlidir.

Bacon'ın “İnsanın bilgisi, gücü ölçüsündedir” düşüncesiyle bağ kurarsak, bildiğimizi uygulamak kadar, öğrendiğimizi sürdürebilmek de önemlidir.

Çünkü bilgi kullanılmadığında yük olur.

Plan uygulanmadığında kâğıt üzerinde kalır.

Hedef eyleme dönüşmediğinde yalnızca güzel bir cümledir.

Bu yüzden başarıyı yalnızca hedefle değil, ritimle düşünmek gerekir.

Bir öğrenci bir gün on saat çalışıp sonraki üç gün hiçbir şey yapmıyorsa, mesele yalnızca çalışma süresi değildir.

Asıl mesele ritmin kırılmasıdır.

Bir insanın her gün mükemmel olması gerekmez.

Ama mümkün olduğunca devam edebilmesi gerekir.

Çünkü uzun yolları hızlı yürüyenler değil, yürüyüşünü sürdürebilenler tamamlar.

YENİDEN BAŞLAMAK

Hayatta herkesin bir “yeniden başlama” hikâyesi vardır.

Bir sınavdan sonra…

Bir başarısızlıktan sonra…

Bir yanlış karardan sonra…

Bir ilişkinin, bir işin veya bir hedefin bitiminden sonra…

Bazıları yeniden başlamayı geciktirir.

Çünkü geçmişte kaybettiklerine bakar.

Oysa yeniden başlamak geçmişi silmek değildir.

Geçmişten aldığın bilgiyi geleceğe taşımaktır.

Bugün yeniden başlayan insan, aslında dünün hatalarından daha güçlüdür. Çünkü artık nerede zorlandığını, neyin işe yaramadığını ve hangi yoldan geçmek istemediğini bilir.

Bacon'ın deneyime verdiği önem burada anlam kazanır:

Yaşadıklarımız, doğru okuyabilirsek geleceğin pusulasına dönüşür.

Bu yüzden yeniden başlamak için mükemmel zamanı beklememek gerekir.

Pazartesiyi…

Yeni yılı…

Yeni ayı…

Sınav sonrasını…

“Biraz daha hazır olayım” dediğimiz o belirsiz zamanı…

Hayat çoğu zaman hazır olduğumuzda başlamaz.

Başladığımızda hazır hâle geliriz.

SON SÖZ: YOLU DEĞİL, RİTMİ KAYBETME

Hayat bize sürekli seçimler sunacak.

Bazı yollar açılacak, bazıları kapanacak.

Bazı insanlarla karşılaşacağız, bazı insanlardan ayrılacağız.

Bazı hedeflere ulaşacağız, bazılarını geride bırakacağız.

Kimi zaman kazanacağız, kimi zaman kaybedeceğiz.

Ama bütün bunların arasında korumamız gereken bir şey var:

Kendi yürüyüşümüz.

Çünkü insanın hayatındaki en büyük başarı, hiç düşmemek değildir.

Düştüğünde yeniden kalkabilmek…

Yanlış yaptığında öğrenebilmek…

Gerektiğinde vazgeçebilmek…

Sonra yeniden başlayabilmek…

Ve bütün bunları yaparken kendi ritmini koruyabilmektir.

Belki de hayatın gerçek pusulası budur:

Her şeyi aynı anda değiştirme.
Doğru olanı seç.
Gerektiğinde bırak.
Küçük adımlarla ilerle.
Ritmini koru.
Ve ne olursa olsun, yeniden başlamaktan korkma.

Çünkü bazı yollar insanı hedefe götürür.

Bazı yollar ise insanı kendisine götürür.

Asıl yolculuk, ikincisidir.