Günümüzde belediye seçimlerinde aday belirleme sürecinde halkın tanıdığı, güven duyduğu ve halkına hizmet etme potansiyeline sahip bireylerin ön planda olması, birçok vatandaşın ortak beklentisi haline gelmiştir. Ancak, tepeden indirilen veya getirilen adayların, halkın gerçek ihtiyaçlarını anlamakta zorlanabileceği, yerel dinamiklere yabancı kalabileceği ve halkın taleplerine yeterince duyarlı olamayabileceği düşüncesi yaygındır.

Bu bağlamda, belediye seçimlerinde halkın iradesine yapılan haksızlık olarak görülen durumları ele almak oldukça önemlidir. Özellikle, sadece partizanlığa dayalı atamaların, emeği geçen teşkilatlara saygısızlık olduğu ve halka hesap verilebilirlik ilkesine zarar verdiği düşünülmektedir.

Örnek vermek gerekirse, sadece resmi toplantılara katılmak ve görev yapmak üzere görevlendirilen kişilerin, gerçekten halka hizmet edecek bir vizyona ve yerel ihtiyaçları anlama yeteneğine sahip olup olmadığı sorgulanmalıdır. Parti içi ilişkilerin öne çıkmasının yanı sıra, adayın halkla doğrudan iletişim kurabilme ve sorunlara etkili çözümler üretebilme yetenekleri de değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak, belediye seçimlerinde halkın tanıdığı, bilgi birikimiyle donanmış ve halkına hizmet etmeye istekli adayların ön planda olması, demokratik süreçlerin güçlenmesine ve yerel yönetimlerin daha etkili olmasına katkı sağlayabilir. Halkın iradesine saygı, demokratik değerlerin önemli bir parçasıdır ve seçim süreçlerinde bu değerin korunması büyük önem taşır.