İstanbul Şam ve Medine-i Münevvere'ye uzanan tren yolu Hicri 1326 miladi 1908'de inşa edilmiştir. 7 sene çalıştırılan tren hattının bu ilk seferi 1915'te durdurulmuştur.


Osmanlı padişahı olan II. Abdülhamit tarafından 1900-1908 yılları arasında Şam ile Medine arasında yaptırılan demir yoludur.
Padişah Abdülhamit tahta çıktığı sırada ilk iş olarak eğitim ve üretim alanında birçok değişiklik ve yenilik yapmaktı.
Tren istasyonun arka cephesine düşen gardan küçük binalar. arka da Uhud Dağı'nın bir kısmıdır.
Tren istasyonu arka cephesinde ambar, mahzen ve depolar mevcuttur.
İstasyonun arka tarafı da Uhud Dağı'dır.
Medine-İstanbul hattı üzerinde çalışan yolcu ve yük trenleri, hâlâ mevcuttur.
Medine, yolculuk ve yolcuların şehridir. Mekke'den sonra İslam'ın ikinci kutsal şehri kabul edilen Medine'ye çok sayıda yolcu öncelikle Umre ziyareti için gelir. Farklı ülkelerden yola çıkarlar ve varır var maz, 622 yılında doğduğu şehir Mekke'den ayrılarak Medine'ye hicre edenler Efendimiz'i ziyaret ederler.
Yazılarda şöyle yazar:
Emîru'l-mü'minîn Sultan el-Gazî İkinci Abdülhamid Han'ın râtıdır. Mevla kendisinden razı olsun.
Medine Tren İstasyonu'nda tamirhanenin rayı üzerinde dökme mire yazılmış yazılar...
Sakin ve huzurlu şehir Medine'de gezerken
Hamidiye Hicaz Demir Yolu'nu ziyaret ederler.
Medine istasyonunda bugün iki katlı bir müze yer alıyor.
Medine tren istasyonu bugünlerde tarihteki yolculuğuna, ziyareçilerini Medine Müzesi ismiyle karşılayarak devam ediyor. Bu önem konumuna binaen Osmanlı hakimiyeti döneminde buraya bölgede geçen hacıların ve ticaret ehlinin güvenliğini sağlamak için karakol vazifesi gören küçük bir Osmanlı kalesi inşa edilmiştir.

Hi̇caz Demi̇r Yolu (2)EKONOMİK SIKINTILARA RAĞMEN HİCAZ DEMİR YOLU YAPILIYORDU
Hicaz demir yolunun yapımına 1900 yılında Şam'da başlandı. Demir yolunun yapımının başında Alman mühendis görev alıyordu fakat diğer demir yolunun yapımında çalışan mühendislerin arasında Türk oranı hayli fazlaydı. İşçiler, Türkler ve bölge halkından oluşmaktaydı. Projenin yapımının 4 milyon liraya tekabül edeceği düşünülmüştü. Osmanlı kısa süre sonra yapılan harcamalara yetişemeyeceğini anladı ve başka çareler bulma yoluna yöneldi. İlk olarak kredi çekilmeye çalışıldı fakat Avrupalı devletler 4 milyon lira kadar büyük bir parayı vermeyi kabul etmediler. Ardından memur maaşları kesintiye uğradı, resmi kâğıt ve evraklar demir yoluna katkı amaçlı satıldı. Bunun yanında kartpostallar, pullar ve kurban derilerinin satışından elde edilen bütün kazançda demir yoluna harcandı. Bunlar da yetersiz kalınca padişahın bizzat ilk bağış yaptığı "Hicaz Şimendifer Hattı İanesi" fonu oluşturuldu. Padişah ile beraber devlet adamları, bürokratlar, vilayetler, eğitim, adalet ve sağlık personellerinin yanında halk da demir yolu yapımı için bağışta bulundu. Hicaz Demir Yolu'nun yapımı bütün İslam ülkelerinde sevinçle karşılandı.
Demir yolunun inşaatı aşırı sıcaklık, kuraklık, su sıkıntısı ve kötü arazi şartlarının getirdiği tabii zorluklarla bedevilerin engellemelerine rağmen kısa kabul edilebilecek bir sürede tamamlanmıştı.

İSTASYONLAR PEYGAMBER'İMİZİN KONAKLADIĞI YERLERE YAPILDI
Öyle ki tren yolunun istasyonlarını da sünnet-i seniyyeye uygun olması için Peygamber Efendimiz'in seferlerinde konakladığı yerler özellikle durak yapılmıştı. Medîne Tren İstasyonu'nu Nebiyy-i lere inşa ettirmiştir. Hicret yolundaki Kuba'da konakladıkları yerde özellikle durak yapılmıştı. Ayrıca Medine Tren İstasyonunu Nebiyyi-i Muhterem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in ruhaniyetini rahatsız etmemek düşüncesiyle Kubbe-i Hadra'dan yaklaşık 2 km uzağa yaptırmış ve Medîne içerisinde bulunan bütün raylar üzerinden vagonlar geçtikçe gürültü çıkarmasınlar diye keçe ile kaplatmıştır.

KEÇE İLE DÖŞENEN RAYLAR GÜLSUYU İLE YIKANIRDI
Keçe ile döşenen bu raylar da Allah Resul'üne duyulan hürmet ve muhabbet dolayısıyla günün belli saatlerinde gülsuyu ile yıkanmıştır. Osmanlı'nın bu mukaddes beldelere yaptığı her hizmet:
Şair Nabînin:
Sakın terk-i edebden kûy-i Mahbûb-i Hüda'dır bu;
Nazargâh-ı ilâhîdir, makâm-ı Mustafa'dır bu!
Dizelerini yazmıştır.
"Cenâb-ı Hakk'ın nazargâhı ve onun Sevgili Resulü Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem'in makamı ve Beldesi olan bu yerde edebe riayetsizlikten sakın!.."
İkazıyla başlayan na'tında dâvet ettiği edep, hürmet, muhabbet hassasiyetin âdeta müşahhas birer ifadesi mahiyetinde gerçekleşmiştir. Velhâsıl ecdadımız, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kalplerinde öyle müstesna bir yere koymuşlardır ki günlük hayatlarından, yazdıkları naatlara kadar her sahada onun adını zikretmeyi ve şefastini dilemeyi bir düstur hâline getirmişlerdir.
Mekanlar ve Zamanlar Kitabımdan

NOT: Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu, gelecekte demir yolu hattının Irak’taki Basra Limanı’na kadar uzatılacağını belirterek, Sultan Abdülhamid döneminde inşa edilen Hicaz Demiryolu’na atıfta bulundu. Uraloğlu, bu hattın devamıyla Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’a kadar kesintisiz ulaşım sağlanmasının hedeflendiğini ifade etti. Hicaz demiryolu hattının ihya edileceğini Tüm kalbimle dua ediyor ve inanıyorum.