Sislerin çam ormanlarının arasına çöktüğü sabahlarda başlayan Zorkun hayatı, yağmurun çinko çatılara vurduğu melodilerle şekillenir, güneşin dağların ardından yükselmesiyle yeniden canlanırdı. Çam ve ardıç kokularının birbirine karıştığı yaylada, doğa ile insanın uyumu adeta bir tabloyu andırırdı.

Bir zamanlar yayla çarşısında üzüm satıcılarının sesleri yankılanır, sepet sepet incirler, taze sebzeler ve meyveler dükkân önlerini süslerdi. Fırınlardan çıkan sıcak tırnak ekmekleri, kasapların hazırladığı etler ve dillere destan Zorkun tavası yayla hayatının vazgeçilmezleri arasında yer alırdı. Haşim Amca'nın meşhur Şam tatlısı ise bu lezzet şöleninin tatlı finali olurdu.

Zorkun’un hafızasında yalnızca mekânlar değil, insanlar da önemli bir yer tutuyor. Çaycılar, hamallar, esnaflar, taksiciler, muhtarlar ve yıllarca yaylanın sosyal hayatına yön veren renkli simalar bugün hâlâ hatıralarda yaşamaya devam ediyor. Her biri Zorkun’un kimliğinin bir parçası olarak anlatılarda yerini koruyor.

Çam ağaçlarının gölgesinde kadınların el işi yaptığı, çocukların tahta arabalarla yamaçlardan kaydığı, kuşların peşinden koştuğu günler, yayla kültürünün en güzel örnekleri olarak hafızalarda tazeliğini koruyor. Akşamları yakılan göç ateşleri etrafında toplanan gençlerin oyunları, dostlukları ve sohbetleri ise Zorkun’un sosyal yaşamının en canlı anlarını oluşturuyordu.

Bahrat’ın serin suları, Dervişpınarı, Mitisin, Çağlayan ve Keldaz gibi doğal güzellikler yalnızca birer mesire alanı değil, nesiller boyunca insanların hatıralarını biriktirdiği özel mekânlar olarak öne çıkıyordu. Bulutlarla kucaklaşan ceviz ağaçları ve yaylanın zirvesinde yükselen Keldaz, Zorkun’un sembolleri arasında yer alıyordu.

Dünyada En Fazla İzin Veren Ülkeler: Türkiye Kaçıncı Sırada?
Dünyada En Fazla İzin Veren Ülkeler: Türkiye Kaçıncı Sırada?
İçeriği Görüntüle

Bugün de yaz aylarında binlerce ziyaretçiyi ağırlayan Zorkun Yaylası, geçmişten bugüne taşıdığı kültürel mirası, doğal güzellikleri ve insan hikâyeleriyle Osmaniye’nin en değerli hazinelerinden biri olmayı sürdürüyor.

Bir yayladan çok daha fazlası olan Zorkun, Osmaniyeliler için bir çocukluk hatırası, bir özlem, bir sevda ve nesilden nesile aktarılan bir yaşam kültürü olarak varlığını koruyor.

Muhabir: Resul Özdil