Osmaniye deprem konutları, kullanıcı memnuniyeti açısından dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu. 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından kentte başlatılan kalıcı konut çalışmaları, akademik bir araştırmayla incelendi.

Araştırmada Osmaniye Merkez için Toprakkale’de yapılan konutlar ile Hasanbeyli ilçesinde inşa edilen afet konutları değerlendirildi. Çalışma, konutların yalnızca fiziksel güvenliğiyle değil; konum, sosyal yaşam, ulaşım, kültürel uyum ve aidiyet duygusuyla da ele alınması gerektiğini gösterdi.

Osmaniye’de deprem konutları güvenli görülse de yaşam beklentilerini tam karşılamıyor.

Osmaniye’de Kalıcı Konutlar Araştırmaya Konu Oldu

6 Şubat Pazarcık merkezli depremler, Osmaniye’de ciddi can ve mal kayıplarına yol açtı. Kentte çok sayıda bina yıkıldı, ağır hasar aldı ya da acil yıkılacak yapı kapsamına girdi.

Bu süreçte barınma sorunu, depremzedeler için en acil başlıklardan biri oldu. Geçici barınma alanlarının ardından kalıcı afet konutlarının yapımına başlandı.

Artium dergisinde yayımlanan “Kalıcı Deprem Konutlarında Kullanıcı Memnuniyeti Analizi: Osmaniye Örneği” başlıklı çalışmada, bu konutların kullanıcılar üzerindeki etkisi incelendi.

Araştırma, Dr. Öğr. Ü. Elife Büyüköztürk ve Doç. Dr. Murat Oral tarafından hazırlandı.

Trump’tan İran’a Sert Nükleer Anlaşma Uyarısı
Trump’tan İran’a Sert Nükleer Anlaşma Uyarısı
İçeriği Görüntüle

Toprakkale ve Hasanbeyli İncelendi

Çalışmada iki ana bölge öne çıktı. Bunlardan ilki, Osmaniye Merkez’deki yıkılan ve ağır hasarlı konutlar için Toprakkale Akyar mevkiinde yapılan kalıcı deprem konutları oldu.

Toprakkale’de 1819 konut üzerinden değerlendirme yapıldı. İkinci alan ise depremden büyük zarar gören Hasanbeyli ilçesi oldu.

Hasanbeyli’de 504 konutluk afet konutu projesi incelendi. İlçede deprem öncesi yaşam biçiminin büyük ölçüde müstakil ve bahçeli evlere dayalı olması, araştırmanın önemli bulgularından biri olarak öne çıktı.

Aynı tip konut modeli, farklı yaşam alışkanlıklarına aynı sonucu vermiyor.

280 Kişiyle Anket Yapıldı

Araştırmada toplam 280 kişiye anket uygulandı. Katılımcılar, depremde evini kaybeden ve konteyner kentlerde kalan kişiler arasından seçildi.

Toprakkale için 155, Hasanbeyli için 125 kişilik örneklem oluşturuldu. Anket verileri IBM SPSS Statistics 25 programında analiz edildi.

Katılımcılara eski konutları ve yeni yapılacak konutlarıyla ilgili sorular yöneltildi. Bu sorular; konum, sosyal yaşam, güvenlik, deprem güvenliği, ulaşım, yeşil alan, mahremiyet, aidiyet ve yerleşim kimliği gibi başlıklardan oluştu.

Eski Konutlara Memnuniyet Daha Yüksek Çıktı

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, depremzedelerin eski konutlarına yönelik memnuniyetinin yüksek olması oldu. Katılımcılar eski konutlarını konum, aidiyet, yerleşim kimliği ve kültürel uyum açısından daha olumlu değerlendirdi.

Osmaniye’de eski konutların konumu, sosyal yaşamla ilişkisi ve şehirsel çevreye yakınlığı kullanıcılar tarafından güçlü bulundu. Hasanbeyli’de ise eski konutlar özellikle yaşam biçimine uygunluk açısından öne çıktı.

Deprem güvenliği konusunda ise eski konutlara yönelik memnuniyet oldukça düşük kaldı. Bu durum, depremzedelerin eski evlerinde yaşamaya alışkın olduklarını ancak yapı güvenliği konusunda ciddi kaygı taşıdıklarını gösterdi.

Yeni Konutlarda Güvenlik Olumlu Görüldü

Yeni yapılan kalıcı afet konutlarında en olumlu değerlendirilen başlıklardan biri deprem güvenliği oldu. Katılımcılar, yeni konutların yapı güvenliği açısından daha iyi olduğunu belirtti.

Özellikle TOKİ konutlarının depremde yıkılmadığına ilişkin algı, kullanıcıların güven duygusunu artırdı. Bu nedenle yeni konutlar, yapı güvenliği bakımından genel olarak olumlu değerlendirildi.

Ancak güvenlik algısı, genel memnuniyet için tek başına yeterli olmadı. Konum, ulaşım, sosyal yaşam ve kültürel ihtiyaçlar memnuniyet seviyesini düşüren temel başlıklar arasında yer aldı.

Sağlam konut önemli, ancak tek başına yeterli değil.

Osmaniye’de En Büyük Sorun Konum

Osmaniye Merkez’deki depremzedeler için yapılan konutların Toprakkale’de konumlandırılması, araştırmada önemli bir memnuniyetsizlik nedeni olarak öne çıktı.

Katılımcıların önemli bölümü, yeni konutların şehir merkezinden uzak olduğunu belirtti. Bu durum özellikle iş, okul, sağlık hizmetleri, sosyal yaşam ve günlük ulaşım açısından sorun olarak değerlendirildi.

Osmaniye’de başka yere taşınmak isteyenlerin oranı yüzde 69 olarak belirlendi. Taşınmak isteyenlerin önemli bölümü, aynı şehir içinde ancak daha uygun konumda başka bir konuta geçmek istediğini ifade etti.

Hasanbeyli’de Yaşam Biçimi Sorunu Öne Çıktı

Hasanbeyli’de ise temel sorun farklılaştı. İlçede katılımcıların büyük bölümü deprem öncesinde müstakil evlerde yaşıyordu.

Araştırmaya göre Hasanbeyli’de katılımcıların yüzde 84,8’i eski konutunun müstakil olduğunu belirtti. Bu veri, ilçedeki yaşam alışkanlığının apartman tipi konutlardan farklı olduğunu ortaya koydu.

Hasanbeyli’de birçok ailenin bahçecilik, hayvancılık ve odun depolama gibi ihtiyaçları bulunuyor. Bu nedenle apartman tipi afet konutlarının, bölgenin gündelik yaşam pratiklerine tam uyum sağlamadığı görüldü.

Toprakkale Ve Hasanbeyli’de Konut Memnuniyeti Ölçüldü 1Odunluk, Bahçe ve Balkon İhtiyacı Dikkat Çekti

Araştırmada Hasanbeyli için öne çıkan başlıklardan biri odunluk ihtiyacı oldu. Katılımcıların önemli bir kısmı, eski evlerinde bulunan odunluk gibi alanların yeni konutlarda yer almadığını belirtti.

Bu durum, özellikle soba kullanımı, kırsal yaşam alışkanlıkları ve depolama ihtiyacı açısından önemli görüldü. Hasanbeyli’de balkonun konumu da kullanıcı memnuniyetinde etkili oldu.

Katılımcılar, sıcak iklim nedeniyle günün önemli bölümünü balkonda geçirdiklerini ifade etti. Bu nedenle balkonun yönü, mahremiyeti ve kullanılabilirliği yeni konut memnuniyetinde belirleyici hale geldi.

Hasanbeyli’de konut yalnızca oda sayısıyla değil, yaşam düzeniyle ölçülüyor.

Aidiyet Duygusu Zayıf Kaldı

Araştırmada öne çıkan en kritik başlıklardan biri aidiyet duygusu oldu. Katılımcılar, eski konutlarında aidiyet, yer ve kültür duygusunu daha güçlü hissettiklerini belirtti.

Yeni konutlarda ise bu duygunun zayıfladığı görüldü. Özellikle Osmaniye’de yeni yerleşim alanının eski yaşam çevresinden uzak olması, aidiyet kaybını artırdı.

Depremzedeler için konut yalnızca barınma alanı değil; komşuluk, mahalle kültürü, sosyal çevre ve gündelik alışkanlıkların devam ettiği bir yaşam alanı anlamına geliyor.

Sosyal Yaşam ve Ulaşım Beklentiyi Karşılamadı

Yeni deprem konutlarının sosyal yaşam açısından yeterli görülmediği de araştırmanın dikkat çeken sonuçları arasında yer aldı. Katılımcılar, yeni yerleşim alanlarında sosyal çevrenin henüz oluşmadığını belirtti.

Ulaşım ve erişilebilirlik de önemli bir sorun olarak kaydedildi. Yeni konutların yürüme mesafesinde olmaması, toplu taşıma erişiminin sınırlı olması ve şehir merkezine uzaklık memnuniyeti düşürdü.

Bu durum özellikle yaşlılar, çocuklu aileler, çalışanlar ve sağlık hizmetlerine düzenli erişim ihtiyacı olan kişiler için daha belirgin hale geldi.

Depremzedeler Sürece Katılmak İstiyor

Araştırmanın bir diğer önemli sonucu, depremzedelerin konut yapım sürecine katılım isteği oldu. Osmaniye’de katılımcıların yüzde 56,9’u, Hasanbeyli’de ise yüzde 81,6’sı paydaşların sürece dahil edilmesi gerektiğini belirtti.

Katılımcılara göre yerel halk, bölgenin ihtiyaçlarını en iyi bilen kesimlerden biri. Bu nedenle konut projelerinde yalnızca teknik kriterlerin değil, kullanıcı görüşlerinin de dikkate alınması gerektiği vurgulandı.

Özellikle Hasanbeyli’de bu talebin daha yüksek çıkması, bölgesel yaşam biçiminin proje tasarımlarında yeterince temsil edilmediğini gösterdi.

Afet konutlarında kullanıcı görüşü, memnuniyetin temel koşullarından biri haline geliyor.

Tip Proje Eleştirisi Öne Çıktı

Araştırma, Türkiye’de afet sonrası sık kullanılan tip proje yaklaşımına da dikkat çekti. Tip projeler hızlı üretim açısından avantaj sağlasa da her bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik yapısına aynı ölçüde uyum sağlamıyor.

Osmaniye örneğinde bu durum açık şekilde görüldü. Merkezde yaşayan depremzedeler için şehir merkezine erişim daha kritik hale gelirken, Hasanbeyli’de bahçe, odunluk, balkon ve hayvancılık bağlantılı ihtiyaçlar ön plana çıktı.

Bu nedenle araştırma, afet konutlarında tek tip çözüm yerine bölgeye özgü tasarımların geliştirilmesi gerektiğini ortaya koydu.

Kalıcı Konutlar İçin Yeni Yaklaşım Gerekiyor

Çalışmanın sonuçlarına göre afet sonrası konut üretiminde yalnızca yapı güvenliği ve teslim hızı yeterli görülmemeli. Konutların yer seçimi, ulaşım bağlantıları, sosyal donatı alanları ve kullanıcı profili birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle Osmaniye gibi deprem riski yüksek kentlerde yeni yerleşim alanları planlanırken zemin güvenliği kadar kentle bütünleşme de önem taşıyor. Aksi halde güvenli ancak sosyal açıdan kopuk yerleşim alanları oluşabiliyor.

Bu durum, depremzedelerin yeni konutlarına uyum sürecini zorlaştırabiliyor.

Osmaniye İçin Neden Önemli?

Osmaniye’de yapılan bu araştırma, afet sonrası konut politikaları için önemli bir veri sunuyor. Kentte deprem sonrası inşa edilen konutların yalnızca barınma ihtiyacını değil, sosyal yaşamı da yeniden kurması gerekiyor.

Depremzedelerin eski yaşam alanlarına duyduğu bağlılık, yeni konutların planlanmasında dikkate alınması gereken önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

Araştırma, Osmaniye’de kalıcı konutların geleceği için daha yerel, katılımcı ve kullanıcı odaklı planlamaya ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

Konut teslimi süreci bitirmez; asıl süreç yaşam başladığında ortaya çıkar.

Osmaniye’de kalıcı deprem konutları üzerine yapılan araştırma, afet sonrası barınma politikalarının çok boyutlu ele alınması gerektiğini ortaya koydu.

Yeni konutlar deprem güvenliği açısından olumlu görülse de konum, ulaşım, sosyal yaşam, aidiyet ve bölgesel ihtiyaçlar konusunda memnuniyet sorunları dikkat çekti.

Toprakkale’de şehir merkezine uzaklık, Hasanbeyli’de ise yaşam biçimine uygun olmayan apartman tipi yapılaşma öne çıkan başlıklar oldu.

Araştırma, Osmaniye’de afet sonrası konut üretiminde yerel halkın görüşlerinin alınmasının ve bölgeye özgü çözümler geliştirilmesinin önemini gösterdi. Önümüzdeki dönemde afet konutlarında kullanıcı memnuniyetinin, yalnızca bina kalitesiyle değil, yaşam kalitesiyle birlikte değerlendirilmesi bekleniyor.

Muhabir: Resul Özdil