Akdeniz’in kıyısında binlerce yıllık tarih
Anemurium, Anamur Burnu’nun doğuya bakan yamaçlarında, denizle Toroslar arasındaki stratejik konumda kurulmuş bir antik kent. Kentin adı tarihi kaynaklarda bir liman listesinde geçtiği için MÖ 4. yüzyılda var olduğu kabul ediliyor. “Anemurium” adının ise “rüzgârlı yer” anlamına geldiği belirtiliyor.
Konumu sayesinde özellikle Roma döneminde önemli bir ticaret merkezi haline gelen kent, Kilikya Bölgesi'ndeki doğal kaynakların deniz yoluyla farklı bölgelere taşınmasında da önemli rol oynadı. Kıbrıs'a yakınlığı ise Anemurium'un Akdeniz ticaretindeki stratejik önemini artırdı.
Roma ve Bizans dönemlerinin izlerini taşıyor
Anemurium'da yerleşimin özellikle MS 1. yüzyıldan itibaren geliştiği ve MS 7. yüzyıla kadar devam ettiği belirtiliyor. Kentin çevresindeki ilk surların da MS 1. yüzyılda inşa edildiği aktarılıyor.
Tarih boyunca farklı saldırı ve egemenliklere sahne olan Anemurium, MS 260'ta Sasani saldırısına uğradı. 7. yüzyıldaki Arap akınlarının ardından ise kent terk edildi.
1,5 kilometrelik surlarla çevrili
Antik kentin en dikkat çekici unsurlarından biri yaklaşık 1,5 kilometre uzunluğundaki surları. Kent, genel olarak Yukarı Şehir ve Aşağı Şehir olmak üzere iki bölümden oluşuyor.
Aşağı Şehir bölümünde tiyatro, odeon, hamamlar, bazilikalar, kiliseler, palestra ve su kemerleri gibi çok sayıda yapı kalıntısı bulunuyor. Kentin kuzeyinde yer alan su kemerleri ise antik dönemin gelişmiş su sistemlerinden günümüze ulaşan önemli örnekler arasında.
900 kişilik odeon dikkat çekiyor
Anemurium'un en dikkat çekici yapılarından biri yaklaşık 900 kişilik oturma kapasitesine sahip odeon. MS 2. yüzyıla tarihlenen yapı, konser ve çeşitli toplu etkinliklerde kullanılan bir salon niteliği taşıyordu.
Odeonun yanı sıra yaklaşık 60 metre genişliğinde olduğu belirtilen tamamlanmamış tiyatro da antik kentin önemli yapıları arasında yer alıyor.
Mozaikleriyle de ünlü
Antik kentteki yapılarda çok sayıda zemin mozaiği ortaya çıkarıldı. Özellikle hamamlar, kiliseler ve diğer yapılarda bulunan geometrik desenli mozaikler, dönemin sanat anlayışına ilişkin önemli bilgiler sunuyor.
Kazılarda ortaya çıkarılan mozaiklerin bir bölümü bugün Anamur Müzesi'nde sergileniyor.
Kilikya’nın en önemli nekropol alanlarından biri
Anemurium'un belki de en etkileyici bölümlerinden biri nekropol alanı. Antik kentin batısındaki yamaçlarda yer alan nekropolde yaklaşık 350 mezar yapısı bulunuyor.
Birçoğu oldukça iyi korunmuş olan mezarlar, farklı mimari özellikleriyle antik dönemdeki ölüm ve gömü geleneklerine ışık tutuyor. Alan, Kilikya Bölgesi'nin en büyük ve en iyi korunmuş nekropollerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Kazılar yeniden kentin tarihini gün yüzüne çıkarıyor
Anemurium'daki arkeolojik çalışmalar 1960 yılında Toronto Üniversitesi'nden Elisabeth Alfoldi Rosenbaum tarafından başlatıldı. Daha sonraki yıllarda Prof. Dr. James Russel başkanlığında devam eden çalışmaların ardından, günümüzde kazı ve araştırmalar farklı projeler kapsamında sürdürülüyor.
Kazılarda yalnızca mimari kalıntılar değil; sikkeler, mühürler, dokuma ve balıkçılık araçları, takılar, anahtarlar ve günlük yaşamda kullanılan çeşitli eşyalar da ortaya çıkarıldı. Bu buluntular, Anemurium'daki yaşamın yalnızca dini ve siyasi değil, aynı zamanda ticari ve sosyal yönlerini de ortaya koyuyor.
Tarihin ve Akdeniz manzarasının buluştuğu nokta
Bugün Anemurium Antik Kenti, deniz kıyısındaki konumu ve ayakta kalan yapıları sayesinde ziyaretçilerine antik bir kentin günlük yaşamını gözlemleme fırsatı sunuyor. Surları, hamamları, odeonu, tiyatrosu, kiliseleri, su kemerleri ve geniş nekropol alanıyla Anemurium, Akdeniz kıyısında geçmişten günümüze ulaşan eşsiz bir tarih hazinesi olmayı sürdürüyor.
Anemurium Örenyeri bugün ziyaret edilebiliyor; Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın resmi bilgilerine göre ören yerinde MüzeKart geçerli.








