Osmaniye’nin geçmişine bakıldığında, kentin ulaşım kültüründe faytonların önemli bir yere sahip olduğu görülüyor. Günümüzde artık şehir sokaklarında günlük ulaşım aracı olarak kullanılmayan faytonlar, bir dönem Osmaniyelilerin hayatının vazgeçilmez parçalarından biriydi.

Atların çektiği faytonlar, yalnızca yolcu taşımacılığında değil; gelin arabası, düğün konvoyu, sünnet düğünü konvoyu, posta taşıma ve öğrenci servisi gibi farklı alanlarda da kullanılıyordu. Faytoncular ise şehrin farklı noktalarında yolcu bekleyen, tren garı ile şehir merkezi arasında ulaşım sağlayan ve dönemin günlük yaşamına yakından tanıklık eden kişiler olarak hafızalarda yer aldı.

Aradan geçen yıllara rağmen faytonlarla ilgili anlatılanlar, Osmaniye’nin geçmişine ışık tutuyor. Okurların paylaştığı anılar, faytonların yalnızca bir ulaşım aracı olmadığını; aynı zamanda düğünlerin, çocukluk oyunlarının, mahalle hayatının ve aile hikâyelerinin bir parçası olduğunu gösteriyor.

Osmaniye’de Faytonların İzinde Kalan Eski Anılar2

Osmaniye’nin Faytonlu Günleri

Geçmişte Osmaniye’de ulaşım imkânlarının bugünkü kadar gelişmiş olmadığı dönemlerde faytonlar önemli bir ihtiyacı karşılıyordu. Şehir içerisinde bir yerden başka bir yere gitmek isteyen vatandaşlar, faytoncuların bulunduğu duraklara giderek ulaşım sağlıyordu.

Faytonlar özellikle düğünlerde ayrı bir önem taşıyordu. Gelinler faytonlarla evlerinden alınıyor, düğün konvoyları faytonlarla oluşturuluyor, sünnet düğünlerinde çocuklar ve aileler faytonlarla şehir içerisinde gezdiriliyordu.

Altı yaşındayken amcasının oğlu Selman ile birlikte faytonlarla düzenlenen bir sünnet düğünü konvoyunu bizzat yaşadığını anlatan kişi, bu günlerin hafızasında önemli bir yer tuttuğunu belirtiyor.

Bugün otomobillerle yapılan düğün ve sünnet konvoylarının geçmişteki karşılığını faytonlar oluşturuyordu. Atların çektiği faytonların peş peşe ilerlemesi, mahallelerde büyük bir hareketlilik oluşturuyordu.

Osmaniye’de Faytonların İzinde Kalan Eski Anılar3Faytoncuların Durağı İskenderun Garajı Çevresindeydi

Osmaniye’nin eski faytoncularından biri olan Hacı Ahmet Öztürk’ün oğlu Hulusi Öztürk, ailelerinin faytonculuk yaptığı döneme ilişkin dikkat çekici bilgiler paylaşıyor.

Öztürk, ailelerine ait 01 AY 799 plakalı çift atlı bir fayton bulunduğunu belirtiyor. Faytonun korna yerine kullanılan bir zilinin olduğunu ve bu zilin çok hoş bir sese sahip olduğunu anlatıyor.

Öztürk, hafta sonlarında okul harçlığını çıkarmak için ailelerinin faytonıyla çalıştığını da ifade ediyor. Bu ayrıntı, faytonculuğun bazı ailelerde çocukların ve gençlerin de hayatının bir parçası olduğunu gösteriyor.

Eski belediye binasının bulunduğu yerde geçmişte İskenderun Garajı’nın bulunduğunu belirten Öztürk, garajın yanında Mavi Köşe Pastanesi'nin yer aldığını ve bölgenin faytoncuların durağı olarak kullanıldığını aktarıyor.

Öztürk, hatırladığı faytoncular arasında Çakır Ali ve İbo’nun isimlerini de sayıyor. Ancak yıllar geçtikçe diğer faytoncuların isimlerinin hafızalardan silindiğini belirtiyor.

Osmaniye’de Faytonların İzinde Kalan Eski Anılar4

“Faytoncu, Vur Kırbacı” Sözü Hafızalarda

Faytonculukla ilgili anılarda, atların yönlendirilmesinde kullanılan kırbaç da önemli bir ayrıntı olarak karşımıza çıkıyor.

Hulusi Öztürk, “Faytoncu, vur kırbacı” talimatına istemeden de olsa uyanlardan biri olduğunu esprili bir ifadeyle anlatıyor.

O dönemde faytonların hareket ettirilmesi ve atların kontrol edilmesinde sürücüler önemli bir görev üstleniyordu. Faytonun hızını ve yönünü belirleyen sürücüler, şehir içerisinde yolcuların güvenli şekilde taşınmasından sorumluydu.

Bugün bu ayrıntılar, geçmişin günlük yaşamına ilişkin nostaljik birer hatıra olarak anlatılıyor.

Faytoncu Mahmut Amca Tren Garına Posta Taşıyordu

Mehmet Memişoğlu’nun paylaşımı ise Osmaniye’de faytonların farklı bir amaçla da kullanıldığını ortaya koyuyor.

Memişoğlu, “Bir de faytoncu Mahmut Amca vardı, aynı zamanda tren garına posta taşırdı” sözleriyle, faytonların posta taşımacılığında da görev yaptığını aktarıyor.

Tren garının önemli bir ulaşım noktası olduğu dönemde faytoncular, istasyon ile şehir merkezi arasındaki bağlantının sağlanmasında önemli rol oynuyordu.

Trenden inen yolcular faytonlara binerek çarşıya giderken, posta gibi önemli gönderilerin taşınmasında da faytonlardan yararlanılıyordu.

Bu nedenle faytoncular, dönemin ulaşım sisteminin olduğu kadar haberleşme ve günlük hizmetlerin de bir parçasıydı.

Cumhuriyet İlkokulu Çevresindeki Faytoncular

Kadir Canbaz’ın paylaşımı ise faytoncuların mahallelerde ne kadar tanınan kişiler olduğunu gösteriyor.

Canbaz, Cumhuriyet İlkokulu'nun bitişiğinde faytoncu Kemal Türk ve oğulları Godiç Hasan, Hüseyin, Sarı Ali ve Ufuk’un bulunduğunu belirtiyor.

Faytoncuların belirli mahallelerde bulunması, vatandaşların ulaşım ihtiyacını karşılamalarını kolaylaştırıyordu. Aynı zamanda faytoncular, mahalle sakinleriyle yakın ilişkiler kuruyor, şehrin sosyal hayatının içerisinde yer alıyordu.

Bu nedenle faytonculuk, geçmiş Osmaniye’de yalnızca bir meslek değil, mahalle kültürünün de önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyordu.

Faytonların Arkasına Asılan Çocuklar

Faytonlarla ilgili geçmişe ait en dikkat çekici çocukluk anılarından biri de hareket halindeki faytonların arkasına asılmak.

Hamdi Yaşar Kandemir’in dizeleri, bu alışkanlığı nostaljik bir dille anlatıyor:

“Cesurluğum tutsa, şöyle kasılsam,

Faytonların arkasına asılsam,

Kamçıyı yiyince yere yayılsam,

Yollarda ağlayıp gülmek istiyom,

O tatlı günlere ermek istiyom!...”

Bu dizelerde çocukluk heyecanı ile geçmişe duyulan özlem bir arada görülüyor.

Faytonların arkasına asılan çocuklar için bu davranış bir macera olarak görülse de zaman zaman sürücünün müdahalesiyle karşılaşmaları da kaçınılmaz oluyordu.

Bugün geçmişi hatırlayanlar için bu görüntüler, Osmaniye’nin eski sokaklarından kalan renkli çocukluk anıları arasında yer alıyor.

Devlet Bahçeli’ye Dair Aktarılan Fayton Anısı

Faytonlarla ilgili anlatılan yorumlar arasında Devlet Bahçeli’nin çocukluk yıllarına ilişkin bir anı da bulunuyor.

Fahri Teke, bir faytoncunun kendisine anlattığı bir olayı aktararak, trenle Osmaniye’ye gelen yolcuların faytonlarla çarşıya götürüldüğünü belirtiyor.

Teke’nin aktardığı anlatıma göre, çocuk yaşlarda olan Devlet Bahçeli de faytonların arkasına asılıyordu. Bahçeli ailesinin evlerinin tren istasyonuna yakın olduğu da söz konusu yorumda ifade ediliyor.

Bu anlatı, bir okur tarafından aktarılan hatıraya dayanıyor. Ancak dönemin çocuklarının faytonlarla kurduğu ilişkiyi göstermesi açısından dikkat çekici bir ayrıntı olarak öne çıkıyor.

1970’ten Kalan “Fayton Travması”

Faytonların düğünlerdeki yeri, Merve Tatlı’nın paylaşımında ise farklı bir hikâyeyle anlatılıyor.

Tatlı, annesinin gelin olarak faytonla gittiğini ve bu konuyu yıllarca anlattığını belirtiyor. Olayın 1970 yılında yaşandığını ifade eden Tatlı, o dönemde taksinin lüks kabul edildiğini aktarıyor.

Anlatıma göre ailesi şehirli bir gelin almayı kabul etmiş ancak taksi ve orkestra gibi bazı düğün taleplerini kabul etmemişti. Annesi ise eşinin sevgisi uğruna bu durumu kabullenmişti.

Ancak yıllar boyunca annesinin faytonla gelin gitme hikâyesini bir sitem olarak anlattığı ifade ediliyor.

Yıllar sonra yaşadığı şehirde bir gelinin faytona bindirilerek sokaklarda gezdirildiğini gören Tatlı, bu görüntüyü fotoğraflayarak annesini arıyor.

Annesine gelin faytonu gördüğünü ve bunun kendisine onu hatırlattığını söyleyen Tatlı, annesiyle birlikte yaşanan geçmişi kahkahalarla hatırlıyor.

Böylece yıllarca “fayton travması” olarak anlatılan düğün hikâyesi, zaman içerisinde gülümseten bir aile hatırasına dönüşüyor.

Tatlı, bu olayın ardından ailelerinin fayton travmasının sona erdiğini, yerini ise fayton hayranlığına bıraktığını ifade ediyor.

“Hayat, siyah beyaz fotoğraf güzelliği gibi” sözleri ise geçmişin bazen yıllar sonra farklı bir anlam kazanabileceğini anlatıyor.

“Fayton” Yerine “Payton” Deniliyordu

Osmaniye’de geçmişte fayton kelimesinin “payton” şeklinde de kullanıldığı belirtiliyor.

Söylemesi daha kolay olduğu için halk arasında “payton” kelimesinin daha yaygın kullanıldığı aktarılırken, bu söyleyiş de dönemin yerel dil özelliklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Fayton kelimesinin anlamı ve kökeni ise geçmişe dair yapılan değerlendirmelerin başka bir bölümünü oluşturuyor.

Antandros Antik Kenti’nde 1600 Yıllık Kilise Ortaya Çıkarılıyor
Antandros Antik Kenti’nde 1600 Yıllık Kilise Ortaya Çıkarılıyor
İçeriği Görüntüle

Osmaniye’nin Hafızasında Faytonların Yeri

Faytonlar artık Osmaniye sokaklarında günlük ulaşım amacıyla kullanılmıyor. Ancak bu araçların kentte bıraktığı izler, geçmişi yaşayan insanların anlatılarıyla günümüze taşınıyor.

Bir zamanlar yolcu taşıyan, düğünlere gelin götüren, sünnet konvoylarında kullanılan, tren garından yolcu alan ve posta taşıyan faytonlar; aynı zamanda çocukların oyunlarına, gençlerin çalışma hayatına ve ailelerin düğün anılarına eşlik etti.

Faytoncular ise dönemin şehir hayatının önemli tanıklarıydı. Çarşıyı, mahalleleri, tren garını ve düğünleri bilen bu kişiler, Osmaniye’nin geçmişine dair bugün artık ulaşılması zor ayrıntıları hafızalarında taşıyordu.

Bugün eski fotoğraflara bakıldığında görülen bir fayton, yalnızca atların çektiği bir ulaşım aracı olarak değerlendirilmemeli. O fotoğrafın içerisinde bir düğünün, bir yolculuğun, bir çocukluk macerasının, bir aile hikâyesinin veya bir şehir anısının bulunabileceği unutulmamalı.

Osmaniye’nin faytonlu yılları geride kaldı. Fakat faytoncuların isimleri, eski duraklar, tren garı yolculukları, düğün konvoyları ve çocukların faytonların arkasına asıldığı günler, kentin geçmişinden bugüne ulaşan hatıralar arasında yaşamaya devam ediyor.

Faytonlar bugün yalnızca geçmişin bir ulaşım aracı olarak anılsa da Osmaniye’nin şehir hafızasında onların yeri çok daha büyük. Çünkü faytonlar, bir dönemin ulaşımını değil, aynı zamanda insanların yaşam biçimini, eğlencesini, düğününü, çocukluğunu ve mahalle kültürünü de taşıdı.

Muhabir: Resul Özdil