Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş, köşe yazısında Yargıtay’ın kararına ilişkin detayları paylaştı. Karakaş, yeni kararla birlikte “Akıllı ilacın parasını kendim öderim, sonra mahkemeyi kazanır paramı geri alırım” anlayışının sona erdiğini ifade etti.
Karara göre, yalnızca doktor raporuna dayanarak akıllı ilaç bedelinin SGK tarafından karşılanmasına karar verilmesi artık yeterli olmayacak. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, ilacın hastanın iyileşmesine “sürekli ve etkin” katkı sunup sunmadığının bilimsel olarak kanıtlanması gerektiğini vurguladı.
Davanın geçmişi
Karakaş’ın aktardığına göre, bir kanser hastası tedavisinde hayati öneme sahip olduğunu belirttiği ve SGK’nın ödeme listesinde (SUT) yer almayan “Avelumab” etken maddeli akıllı ilacın bedelinin devlet tarafından karşılanması talebiyle dava açtı.
SGK ise söz konusu ilacın bütçe ve mevzuat gereği ödeme kapsamında olmadığını belirterek talebi reddetti.
İlk derece mahkemesi, hastanın sunduğu doktor raporlarını yeterli bularak davanın kabulüne ve ilaç bedelinin ödenmesine karar verdi. SGK’nın itirazı üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) de yerel mahkemenin kararını onayladı.
Ancak dosyayı inceleyen Yargıtay, eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle kararı bozdu ve dosyanın yeniden değerlendirilmesine hükmetti.
Yargıtay’dan “bilimsel filtre” vurgusu
Kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Nitecki/Polonya ve Pentiacova/Moldova kararlarına da atıf yapan Yargıtay, sağlık hizmetlerinin finansmanında kamu kaynaklarının sınırlılığına dikkat çekti.
Yargıtay kararında, “Her türlü sağlık hizmetinin ücretsiz olması arzu edilse de bu durum devletin mali kaynaklarıyla doğrudan ilişkilidir. Devlet, nüfusun geneline asgari düzeyde ve sürdürülebilir sağlık hizmeti sunmakla yükümlüdür” değerlendirmesine yer verildi.
Mahkeme ayrıca, hiçbir sınırlama olmaksızın her ilacın bedelinin ödenmesinin sağlık sisteminin finansal sürdürülebilirliğini riske atabileceğini ve diğer hastaların haklarına zarar verebileceğini vurguladı.
Akıllı ilaçlar için “altın kriterler”
Yargıtay, mahkemelerin akıllı ilaçların bedelinin ödenmesine karar verebilmesi için bazı kriterlerin karşılanması gerektiğini belirtti. Buna göre:
-
Faz çalışmaları tamamlanmalı: İlacın güvenilirliği ve etkinliği Faz 1, 2, 3 ve 4 süreçleriyle dünya genelinde ve Türkiye’de tescillenmiş olmalı.
-
Kişiye özel uygunluk belirlenmeli: Hastaya genetik test yapılarak ilacın kanser türüne ve genetik yapısına uygunluğu net şekilde ortaya konulmalı.
-
Sürekli fayda sağlamalı: İlacın yalnızca geçici değil, hastanın durumunu sürekli iyileştirdiğine dair tıbbi onkoloji uzmanlarından oluşan bir heyet raporu bulunmalı.
-
Mevcut tedaviler yetersiz kalmalı: SGK’nın hâlihazırda karşıladığı mevcut tedavi yöntemlerinin hastanın durumunda yetersiz kaldığı ispatlanmalı.
Hastalar için yeni dönem
Kararı değerlendiren İsa Karakaş, bu emsal kararın tedavi hakkını tamamen ortadan kaldırmadığını ancak dava süreçlerinde daha güçlü bilimsel kanıtların gerekeceğini ifade etti.
Karakaş, “Bu kararla birlikte her yeni ilacın her hastaya ödenmesi dönemi sona erdi. Sigortalıların dava açmadan önce ilacın kendi genetik yapılarına uygunluğunu tıbbi olarak belgelemeleri gerekecek” dedi.
Ayrıca Karakaş, sınırlı kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasının hedeflendiğini ve bilimsel temeli zayıf ya da deneme aşamasındaki ilaçlar için SGK bütçesinden kontrolsüz harcama yapılmasının önüne geçildiğini belirtti.









