İSTANBUL (AA) - Biruni Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hilal Şentürk, ev ortamının sinir sistemini doğrudan etkili olabildiğini belirtti.

Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Şentürk, bir mekana girildiğinde hissedilen ferahlık ya da huzursuzluğun yalnızca estetik tercih meselesi olmadığını, ev ortamının sinir sistemi üzerinde etkili olabildiğini aktararak, 'Ev dediğimiz yer, duyular üzerinden beyne sürekli veri gönderen bir uyaran alanı gibi çalışıyor. Beyin de bu verileri güven, tehdit, kontrol ve belirsizlik ekseninde değerlendirerek bedene 'rahatla' ya da 'hazır ol' mesajı veriyor.' değerlendirmesinde bulundu.

Ev ve iç mekan düzenlemelerinin insan bedeninde ölçülebilir fizyolojik karşılıklar oluşturabileceğine değinen Şentürk, mekanların yalnızca yaşanılan alanlar değil, aynı zamanda bedensel yanıtları şekillendiren çevresel düzenleyiciler olduğunu, özellikle renk, ışık, doğal unsurlar ve mekansal kurgunun sinir sistemini etkilediğini kaydetti.

İnsan beyninin bir ortama girildiği ilk anda çevreden gelen verileri çok hızlı biçimde işlediğini vurgulayan Şentürk, şu ifadeleri kullandı:

'Bir odaya girdiğimizde ışık düzeyi, renkler, açıklık-kapalılık hissi, doğayla görsel temas, kullanılan malzemeler gibi pek çok unsur aynı anda algılanıyor. Beyin, bu çevresel verileri çok kısa sürede sınıflandırıyor. Bunun sonucunda otonom sinir sistemi devreye giriyor ve bedenin gevşeme ya da tetikte olma halini etkileyen bir yanıt ortaya çıkıyor. Sempatik sinir sisteminin baskın olduğu durumlarda kalp atım hızı artabiliyor, dikkat daha çok çevresel tehdit taramasına kayabiliyor. Parasempatik sistemin baskın olduğu durumlarda ise beden toparlanma ve dinlenme moduna daha kolay geçebiliyor.'

- 'Doğal dokularla kurulmuş küçük köşeler bile kişiye toparlanma hissi verebilir'

Şentürk, ev içinde doğayla ilişki kuran unsurların önemli olduğunu, 'biyofilik tasarım' yaklaşımının sadece dekoratif bir tercih olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Gün ışığı, yeşil dokular, doğal malzemeler ve dışarıyla görsel temas gibi unsurların, belirsizlik algısını azaltarak kişide daha dengeli bir iç ortam hissi oluşturabileceğini kaydeden Şentürk, şunları kaydetti:

Sadece yaşlılık değil yaşam biçimi de kas erimesi riskini artırıyor
Sadece yaşlılık değil yaşam biçimi de kas erimesi riskini artırıyor
İçeriği Görüntüle

'Ev içinde pencere önü yeşil alanları, balkon kullanımı ya da doğal dokularla kurulmuş küçük köşeler bile kişiye toparlanma hissi verebilir. Renk ve ışık konusundaki yaygın kabuller, her zaman doğru sonuç vermez. Koyu ve karanlık ortamlar, bazı kişilerde daha yüksek uyarılma halini tetikleyebilir. Rengin etkisini yalnızca mavi, yeşil ya da bej gibi tonlarla açıklamak yeterli değil. Açıklık-koyuluk dengesi, doygunluk ve ışığın gün içindeki değişimi de önemli. Bu nedenle 'hangi renk sakinleştirir' sorusundan çok, 'bu renk benim yaşadığım alanda hangi ışıkla nasıl bir etki oluşturuyor' sorusunu sormak, daha doğru olur. İyi tasarımın herkes için aynı sonucu doğurmaz Açık plan ya da aşırı minimalist kurgular bazı kişilerde rahatlatıcı, bazı kişilerde ise stres artırıcı etkiler oluşturabiliyor. Açık plan bir ev bazı bireylerde ferahlık hissi yaratırken, bazı kişilerde mahremiyet ve kontrol duygusunu azaltabilir. Benzer şekilde, aşırı sade bir ortam bir kişiyi rahatlatırken, başka bir kişide aidiyetsizlik hissi oluşturabilir. Burada önemli olan daha az uyaran değil, kişiye uygun doğru uyaran mimarisidir.'

Şentürk, evlerin sinir sistemine her gün sessizce mesaj veren çevresel yapılar olduğuna değinerek, doğru iç mekan kurgusunun bedenin stres ve toparlanma dengesi üzerinde de etkili olabileceğini belirtti.

Kaynak: AA