Yılın bu döneminde, Şalpazarı'nın yayla sakinleri, kışın soğuk ve karlı günlerine hazırlık olarak yaylaya göç ediyorlar. Göç sırasında, koyun, keçi, inek ve diğer sürülerini de yanlarına alarak bu coğrafyaya doğru yola çıkıyorlar. Her yılın bu zamanı, ailelerin ve komşuların bir araya gelip yardımlaşarak çadırlarını kurdukları ve kış mevsimine hazırlık yaptıkları özel bir dönemi ifade ediyor.
Yayla göçü, geleneksel yöntemlerle gerçekleşiyor. Aileler, eşyalarını sırtlarına yükleyip yaya olarak yolu tutuyorlar. Bu sıradışı yolculuk sırasında, manzara olağanüstüdür. Dağların zirvelerinde, sisin denizin üzerine çöktüğü bu özel dönem, bölgenin en fotojenik manzaralarından bazılarını sunuyor.
.jpg)
Sis Dağı Yaylası'nın bu dönemdeki hareketliliği, aynı zamanda geleneksel yaşamın modern dünyayla buluştuğu bir zaman dilimini temsil ediyor. Yayla sakinleri, eski gelenekleri ve doğayla uyum içinde yaşama tutkularını gelecek nesillere aktarmaya devam ediyorlar.
Bölgedeki bu önemli geleneği koruma ve yaşatma amacıyla, Sis Dağı Yaylası'nda yerel organizasyonlar ve dernekler de çalışmalarını sürdürüyor. Yaylaya göç eden ailelerin sosyal ihtiyaçlarını karşılamak ve onları desteklemek, bölgenin dayanışma kültürünün bir yansımasıdır.
Sis Dağı Yaylası'ndaki bu yıllık göç, Trabzon'un doğal güzellikleri ve kültürel zenginliklerinin bir parçasıdır. Yerel halkın bu geleneksel yaşam biçimini sürdürmesi, bölgenin doğal çevresini koruma konusundaki kararlılığını da yansıtmaktadır.
Sis Dağı Yaylası'ndaki yayla göçü, hem geleneksel yaşamın bir yansıması hem de insan ile doğa arasındaki özel bir ilişkiyi temsil ediyor. Bu güzellikleri paylaşan ve yaşatan Şalpazarı'nın yayla sakinleri, bölgenin özgün kimliğinin bir parçası olarak bu geleneksel yaşam biçimini gelecek kuşaklara aktarmaya kararlılar.





