Osmaniye’de kısa dönem konut kiralaması yapan binlerce ev sahibini yakından ilgilendiren önemli bir vergi gelişmesi yaşandı. Danıştay’ın verdiği son karar, Turizm Amaçlı Kiralanan Konut İzin Belgesi ile evini kiraya veren mülk sahipleri açısından yeni bir dönemin kapısını araladı. Karar doğrultusunda, daha önce Maliye tarafından ticari faaliyet kapsamında değerlendirilen bazı kiralamalar için uygulanan gelir vergisi, Katma Değer Vergisi (KDV), geçici vergi ve konaklama vergilerine ilişkin tartışmalar yeniden gündeme geldi.

Özellikle Airbnb ve benzeri dijital platformlar üzerinden konutlarını kısa süreli olarak kiraya veren Osmaniyeli ev sahipleri, Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı sonrasında gelişmeleri yakından takip etmeye başladı. Karar, vergi mükellefiyeti oluşturulan ve çeşitli vergi cezalarıyla karşı karşıya kalan vatandaşlar açısından emsal niteliği taşıyor.
Maliye Bakanlığı daha önce yayımladığı düzenlemelerde, Turizm Amaçlı Kiralanan Konut İzin Belgesi alınarak yapılan kiralamaların ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştu. Bu nedenle söz konusu faaliyetlerden elde edilen gelirlerin ticari kazanç olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiş, birçok kişi adına geriye dönük vergi mükellefiyeti tesis edilmişti.
Bu uygulama kapsamında bazı ev sahiplerine gelir vergisi, geçici vergi, KDV ve konaklama vergisi tahakkuk ettirilirken, ayrıca vergi ziyaı cezaları da uygulanmıştı. Osmaniye’de de benzer şekilde kısa dönem kiralama yapan vatandaşların önemli bir kısmı bu süreçten etkilenmişti.

Ancak konuyu yargıya taşıyan bir vatandaşın açtığı dava sonrasında Danıştay’dan dikkat çeken bir karar çıktı. Yüksek mahkeme, turizm amaçlı konut kiralama faaliyetinin doğrudan ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetti. Kararda, bir kiralamanın ticari kazanç kapsamında sayılabilmesi için otel, pansiyon veya apart işletmeciliği gibi ticari bir organizasyon içinde yürütülmesi gerektiği belirtildi.

Danıştay ayrıca kahvaltı, yemek servisi, günlük temizlik, ütü hizmeti gibi ek hizmetlerin sunulmadığı durumlarda söz konusu kiralamaların ticari faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Bu nedenle yalnızca konutun kiraya verilmesinden elde edilen gelirlerin ticari kazanç olarak kabul edilmesinin hukuka uygun olmadığı ifade edildi.

Kararla birlikte, bu tür kiralamalardan elde edilen gelirlerin Gayrimenkul Sermaye İradı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönündeki görüş güç kazanmış oldu. Böylece birçok ev sahibi açısından gelir vergisi, KDV ve konaklama vergisi yükümlülüklerinin yeniden değerlendirilmesinin önü açıldı.

Uzmanlar, Osmaniye’de ve Türkiye genelinde daha önce vergi ve ceza ödemesi yapan vatandaşların da hak arama yoluna başvurabileceğini belirtiyor. Ekonomi çevrelerinde yapılan değerlendirmelere göre, vergi mükellefiyeti oluşturulan kişiler iki farklı yöntem izleyebilecek.
İlk seçenek olarak Vergi Usul Kanunu’nun 118’inci maddesi kapsamında düzeltme ve şikâyet başvurusu yapılabilecek. Başvuruda, yapılan işlemin vergilendirme hatası olduğu ileri sürülerek tahsil edilen vergi ve cezaların yeniden değerlendirilmesi talep edilebilecek.
İkinci seçenek ise Danıştay’ın davaya ilişkin esastan vereceği nihai kararın beklenmesi olacak. Nihai kararın ardından yeniden düzeltme ve iade başvurularının yapılabileceği belirtiliyor.
Vergi uzmanları, özellikle Osmaniye’de kısa dönem konut kiralaması yapan vatandaşların mevcut durumlarını uzman mali müşavirler ve vergi danışmanlarıyla değerlendirmelerinin önem taşıdığına dikkat çekiyor. Danıştay’ın kararı kesinleştiğinde, geçmiş dönemde ödenen vergi ve cezaların iadesi konusunda yeni hukuki süreçlerin gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

Danıştay’ın söz konusu kararı, kısa süreli konut kiralaması yapan milyonlarca ev sahibi için önemli bir emsal oluştururken, Osmaniye’deki mülk sahipleri de gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürüyor. Kararın, vergi uygulamalarında yeni düzenlemelere ve farklı yorumların yeniden gözden geçirilmesine yol açabileceği değerlendiriliyor.





