Kayaların Arasında Yükselen Likya Kenti
Muğla’nın Seydikemer ilçesine bağlı Minare Mahallesi yakınlarında bulunan Pınara Antik Kenti, doğal kayalıklarla bütünleşen yapısıyla dikkat çekiyor. Antik kent, Fethiye’ye yaklaşık 40 kilometre mesafede yer alıyor ve Likya tarihinin önemli yerleşimlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Antik kentin adı Likçe kitabelerde Pinale olarak geçerken, “Pınara” adının Likçe “yuvarlak” anlamıyla ilişkilendirildiği belirtiliyor. Kentin erken dönem kalıntılarının bulunduğu yukarı akropolün yuvarlak biçimli olması da bu isimlendirmeyle bağlantılı olarak değerlendiriliyor.
Yüzlerce Kaya Mezarı Kayalara Oyuldu
Pınara’nın en dikkat çekici özelliklerinden biri, yukarı akropolün sarp yamacına oyulmuş yüzlerce kaya mezarı. Mezarlardan büyük bölümünün ev biçiminde olması, Likya döneminin sivil mimarisi hakkında da önemli bilgiler sunuyor.
Kayalara işlenen mezarlar, antik kentin doğal kayalık yapısıyla adeta bütünleşiyor. Bazı mezarlarda yer alan kabartmalar ise kentin geçmişteki mimarisi ve sosyal yapısına ilişkin önemli ipuçları taşıyor.
Özellikle kabartmalarında surlarla çevrili bir kent tasvirinin bulunduğu kaya mezarının, Pınara prenslerinden birine ait olabileceği değerlendiriliyor.
Tiyatro, Agora Ve Odeon Aynı Kentte
Pınara Antik Kenti yalnızca kaya mezarlarıyla değil, farklı dönemlerden günümüze ulaşan mimari kalıntılarıyla da dikkat çekiyor. Kentte tiyatro, agora, odeon, hamam, tapınaklar ve iki farklı akropol bulunuyor.
Aşağı akropolde yer alan odeon ve agora, yerleşimin önemli bölümlerini oluşturuyor. Kentin doğal kayalık yapısı ise savunma açısından önemli bir avantaj sağlarken, bazı bölümlerde sur duvarları ve teraslarla desteklenmiş.
Akropolün ve hamamın karşısında bulunan tiyatro ise doğal yamaca yaslanmış yapısıyla öne çıkıyor. Resmî kültür kaynaklarında tiyatronun plan ve konum bakımından Helenistik dönem özellikleri taşıdığı belirtiliyor.
Likya Birliği’nde Üç Oy Hakkına Sahipti
Pınara, antik dönemde Likya Birliği içerisinde önemli kentlerden biri olarak biliniyor. Kaynaklarda Pınara’nın Likya Birliği Meclisi’nde üç oy hakkına sahip altı kentten biri olduğu aktarılıyor.
Kent, tarih boyunca farklı dönemlere tanıklık etti. Resmî müze kaynaklarına göre Pınara, İskender’in seferi sırasında teslim olmuş, daha sonra Bergama Krallığı ve Roma dönemlerinde varlığını sürdürmüş, Roma döneminde yeniden gelişip imar edilmişti. Kent 141 ve 240 yıllarındaki depremlerden büyük zarar gördü ve MS 9. yüzyılda terk edildi.
Doğa Ve Tarih Aynı Noktada Buluşuyor
Pınara Antik Kenti, yalnızca arkeolojik kalıntılarıyla değil, kayalık dağların ve doğal çevrenin oluşturduğu manzarasıyla da ziyaretçilerine farklı bir atmosfer sunuyor.
Sarp yamaçlara oyulmuş kaya mezarları, antik tiyatro, akropoller ve diğer kalıntılar, kentin geçmişteki yaşamına dair izleri bugüne taşıyor. Pınara’yı da kapsayan Likya Uygarlığı Antik Kentleri, 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne kaydedildi.





