Eylül… Yazın rehavetinden çıkıp yeniden hedeflere, kitaplara ve öğrenmeye dönme zamanı. Ağaçlar yapraklarını dökerken insan da geçmiş dönemin eksiklerini geride bırakıp kendisi için yeni bir sayfa açabilir.
Eylül biraz garip bir aydır.
Bir yandan yaz bitmiştir; diğer yandan yeni bir şeylerin başlayacağı hissi vardır. Sokakların, okulların, kitapçıların, sınıfların ve hatta evlerin havası değişir. Tatilin rahatlığı geride kalırken önümüzde yepyeni bir dönem belirir.
Ve belki de en önemlisi…
Eylül, insana “yeniden başlayabilirsin” der.
Geçmişte ne yaptığın, hangi konuları kaçırdığın, kaç soru çözemediğin, hangi sınavda istediğin sonucu alamadığın önemlidir. Ama bunların hiçbiri gelecekte ne yapacağını tek başına belirlemez.
Çünkü eğitimde her yeni dönem, aynı zamanda yeni bir fırsattır.
“Ben Geç Kaldım” Diyenlere…
Özellikle sınav öğrencilerinin zihninde Eylül'le birlikte aynı cümle dolaşmaya başlar:
“Acaba geç mi kaldım?”
Henüz yılın başındayken bile bazı öğrenciler kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya başlar.
Biri 5 kitap bitirmiştir.
Biri denemelerde yüksek net yapıyordur.
Bir başkası yaz boyunca çalışmıştır.
Sosyal medyada ise herkes sanki mükemmel bir çalışma programı uyguluyormuş gibi görünür.
Sonra genç kendisine bakar ve:
“Ben hiçbir şey yapmadım.”
diye düşünür.
İşte tam burada durmak gerekir.
Çünkü başkasının Eylül'ü, senin Eylül'ün olmak zorunda değildir.
Herkes aynı noktadan başlamaz.
Kimi öğrencinin temeli güçlüdür, kimi konuların başındadır. Kimi disiplin konusunda iyidir, kimi çalışma alışkanlığını yeni oluşturuyordur.
Önemli olan nerede olduğun değil, bulunduğun yerden sonra hangi yöne gittiğindir.
Goethe'nin düşünce dünyasında da harekete geçmek ve üretmek önemli bir yere sahiptir. Ona atfedilen şu söz, eğitim hayatı için de güçlü bir mesaj taşır:
“Bilmek yetmez, uygulamak gerekir. İstemek yetmez, yapmak gerekir.”
Bu cümle özellikle sınava hazırlanan gençler için çok şey anlatır.
Çünkü sınav başarısı yalnızca “çok çalışmak istiyorum” demekle gelmez.
İstek → plan → uygulama → tekrar → gelişim
Bu döngü kurulmadıkça hedef, sadece zihinde güzel duran bir cümle olarak kalır.
Eylül, Mükemmel Olma Değil; Düzen Kurma Ayıdır
Gençlerin en büyük yanılgılarından biri, yeni döneme başlarken kendilerine aşırı büyük sözler vermeleridir.
“Bundan sonra her gün 8 saat çalışacağım.”
“Her gün 300 soru çözeceğim.”
“Hiç telefon kullanmayacağım.”
“Her konuyu eksiksiz bitireceğim.”
İlk birkaç gün işler güzel gider.
Sonra hayat devreye girer.
Bir gün yorgunluk olur.
Bir gün misafir gelir.
Bir gün moral bozulur.
Bir gün plan aksar.
Ve öğrenci kendisine:
“Yine başaramadım.”
der.
Oysa mesele başarısız olmak değildir.
Mesele, sürdürülebilir olmayan bir sistem kurmaktır.
Eğitimde asıl güç, bir gün çok çalışmak değil; uzun süre devam edebilmektir.
Bu nedenle Eylül'de kendine büyük sözler vermek yerine küçük ama net sözler vermek daha değerlidir:
Bugün 40 soru çözeceğim.
Bugün bir konuyu anlayacağım.
Bugün yanlışlarımı inceleyeceğim.
Bugün 20 dakika kitap okuyacağım.
Çünkü küçük adımlar küçümsenmemelidir.
Bir yılın sonunda büyük farkları oluşturan şey, çoğu zaman büyük sıçramalar değil; her gün tekrarlanan küçük davranışlardır.
Başarı Önce Masada Değil, Zihinde Başlar
Bir öğrencinin masasına oturması kolaydır.
Asıl mesele, zihnini o masaya getirebilmektir.
Telefon başka bir şey söyler.
Sosyal medya başka bir şey gösterir.
Arkadaşların başka bir hayat yaşıyor gibi görünür.
Bildirimler gelir.
Kısa videolar dikkati böler.
Bir süre sonra öğrenci kitabın başında otururken zihni başka yerlerdedir.
Bu yüzden günümüz gençliği için eğitim yalnızca “daha çok ders çalışmak” meselesi değildir.
Aynı zamanda dikkatini yönetebilme meselesidir.
Kendi zamanını yönetebilme meselesidir.
Ertelemeyi fark edebilme meselesidir.
Ve en önemlisi, kendisiyle sağlıklı bir ilişki kurabilme meselesidir.
Çünkü sürekli kendisine:
“Ben yapamam.”
“Benden olmaz.”
“Herkes benden daha iyi.”
diyen bir zihnin uzun süre üretken kalması kolay değildir.
Başarı yolunda genç insanın kendisine söylemesi gereken cümle daha farklıdır:
“Henüz istediğim yerde değilim ama oraya doğru ilerleyebilirim.”
Bu küçük değişiklik bile bakış açısını değiştirebilir.
Goethe'nin Penceresinden Eğitim: Kendini İnşa Etmek
Goethe'nin eğitim anlayışından çıkarılabilecek en önemli mesajlardan biri, insanın hayat boyunca gelişmeye devam etmesidir.
Eğitim yalnızca sınav kazanmak değildir.
Bir konu öğrenmek…
Bir kitap okumak…
Bir düşünceyi sorgulamak…
Bir hatadan ders çıkarmak…
Bir problemi çözmeye çalışmak…
Bunların hepsi insanın kendisini geliştirmesinin parçalarıdır.
Bu nedenle gençlere sadece:
“Kaç net yaptın?”
diye sormak yerine bazen şunu da sormak gerekir:
“Dünden bugüne ne öğrendin?”
Çünkü netler önemli bir göstergedir ama insanın bütün gelişimini anlatmaz.
Bir öğrencinin bugün çözemediği bir soruyu bir hafta sonra çözebilmesi de başarıdır.
Daha önce anlamadığı bir konuyu anlaması da başarıdır.
Düzenli çalışmaya başlaması da başarıdır.
Ertelediği bir işi bugün tamamlaması da başarıdır.
Gelişim, her zaman büyük sonuçlarla görünmez.
Bazen sessizce gerçekleşir.
Peki Eylül'de Nereden Başlamalı?
Cevap aslında oldukça basit:
Olduğun yerden.
Temelin zayıfsa temelden.
Konu eksiğin varsa konu eksiklerinden.
Düzenin yoksa düzen kurmaktan.
Motivasyonun düşükse küçük hedeflerden.
Çok geride olduğunu düşünüyorsan geçmişe bakmayı bırakıp bugünden başlamaktan…
Her öğrencinin başlangıç noktası farklıdır.
Bu yüzden başkasının programını kopyalamak yerine kendi gerçekliğine uygun bir sistem oluşturmak gerekir.
Eylül için dört basit soru yeterli olabilir:
1. Neredeyim?
Hangi konuları biliyorum, hangilerinde eksiğim?
2. Nereye gitmek istiyorum?
Hedefim ne?
3. Bugün ne yapabilirim?
Hedefe yaklaşmak için bugünün görevi ne?
4. Devamlılığı nasıl sağlayabilirim?
Bu programı yarın da, gelecek hafta da uygulayabilir miyim?
Bu dört soru, karmaşık görünen birçok problemi sadeleştirebilir.
Kendini Başkasıyla Değil, Dünkü Seninle Kıyasla
Belki de gençlerin en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri budur.
Kıyaslamayı bırakmak.
Çünkü herkesin hikâyesi farklıdır.
Bir arkadaşın senden daha yüksek net yapabilir.
Bir başkası daha hızlı öğrenebilir.
Bir başkası senden daha erken başlamış olabilir.
Bunların hiçbirisi senin hikâyenin bittiği anlamına gelmez.
Bugün 30 net yapan bir öğrenci, yarın 35 yapabilir.
35 yapan 40'a çıkabilir.
40 yapan 50'yi hedefleyebilir.
Buradaki asıl soru:
“Başkası benden ileride mi?”
değil.
Asıl soru:
“Ben bugün dünden biraz daha iyi miyim?”
olmalıdır.
Çünkü gerçek yarış çoğu zaman başkalarıyla değil, kendi alışkanlıklarınla yapılır.
Eylül Bir Takvim Yaprağından Daha Fazlasıdır
Eylül geldiğinde sadece takvim değişmez.
Rutinler değişir.
Hedefler yeniden konuşulur.
Defterler açılır.
Yeni kitapların sayfaları çevrilir.
Yeni öğretmenler, yeni arkadaşlıklar, yeni dersler ve yeni hedefler hayatımıza girer.
Ama bütün bunların içinde en önemli değişiklik insanın kendi içinde gerçekleşebilir.
“Bu yıl farklı davranacağım.”
demek…
İşte gerçek başlangıç budur.
Goethe'nin düşüncesine atfedilen bir başka ifade de bunu güzel biçimde anlatır:
“Başlamak, işin en önemli kısmıdır.”
Bazen insanın ihtiyacı olan şey daha fazla motivasyon değil, ilk adımı atmaktır.
Bir soru.
Bir sayfa.
Bir konu.
Bir kitap.
Bir tekrar.
Bir çalışma saati…
Sonra bir tane daha.
Sonbahar Yapraklarını Döker, İnsan Bahanelerini
Sonbaharın en güzel taraflarından biri değişimdir.
Ağaç yaprağını bırakır.
Doğa eskiyi geride bırakır.
Belki Eylül bize şunu hatırlatır:
Her şeyi yanında taşımak zorunda değilsin.
Geçmişteki başarısızlığını bırakabilirsin.
Erteleme alışkanlığını bırakabilirsin.
“Ben yapamam” düşüncesini bırakabilirsin.
Başkalarının hayatıyla kendini kıyaslamayı bırakabilirsin.
Geçmişte aldığın bir kötü sonucu geleceğinin kaderi olarak görmekten vazgeçebilirsin.
Çünkü yeni bir dönem, insana yeniden seçim yapma fırsatı verir.
Son Söz: Eylül Seni Beklemiyor, Sen Eylül'ü Bekleme
Belki geçen yıl istediğin sonucu alamadın.
Belki yazı istediğin gibi değerlendiremedin.
Belki bazı konularda hâlâ eksiklerin var.
Belki çalışma düzenin henüz oturmadı.
Sorun değil.
Bugün hâlâ başlayabilirsin.
Eylül senden kusursuz olmanı istemiyor.
Senden sadece harekete geçmeni istiyor.
Bugün bir sayfa aç.
Bir konu belirle.
Telefonu bir süre kenara bırak.
Masana otur.
Ve kendine şu cümleyi söyle:
“Her şeyi bugün bitirmek zorunda değilim. Ama bugün mutlaka bir adım atacağım.”
Çünkü gelecek bir anda kurulmaz.
Her gün yeniden inşa edilir.
Ve belki de yıllar sonra dönüp Eylül 2026'ya baktığında şunu söyleyeceksin:
“İşte her şey o gün değişmeye başladı.”
Eylül geldi.
Yeni dönem başladı.
Şimdi sıra sende.