Boşanma süreci yalnızca duygusal değil, aynı zamanda maddi açıdan da önemli sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlar, boşanma davası ile mal rejimi tasfiyesi davasının birbirinden farklı süreçler olduğunu belirterek, bu ayrımın bilinmemesinin ciddi hak kayıplarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Boşanma Davası ile Mal Paylaşımı Aynı Değil
Birçok kişi boşanma davası açıldığında malların da otomatik olarak paylaşılacağını düşünüyor. Ancak mal paylaşımı, boşanma davasından bağımsız olarak yürütülen ayrı bir hukuki süreç olarak değerlendiriliyor. Mal rejiminin tasfiyesi davası çoğu zaman boşanma kararının kesinleşmesinin ardından açılıyor.
Tapu Tek Eşin Üzerinde Olsa da Hak Doğabiliyor
Evlilik birliği içinde edinilen ev, arsa veya araç gibi mallar, tapu ya da ruhsat yalnızca bir eş adına kayıtlı olsa bile paylaşım kapsamına girebiliyor. Buna karşılık evlilik öncesinde edinilen, miras yoluyla kalan veya bağış olarak alınan mallar kişisel mal sayılıyor. Ancak kişisel malların evlilik süresince elde ettiği gelirler ise paylaşılabilir mal kapsamında değerlendiriliyor.
Mal Kaçırma Girişimlerine Karşı Hukuki Tedbir Alınabiliyor
Boşanma sürecinde eşlerden birinin malları üçüncü kişilere devretmeye çalışması sık karşılaşılan durumlar arasında yer alıyor. Böyle durumlarda mahkemeden ihtiyati tedbir kararı talep edilerek taşınmazların, araçların ve banka hesaplarının devri geçici olarak durdurulabiliyor.
Ayrıca aile konutu olarak kullanılan ev diğer eş adına kayıtlıysa, tapuya aile konutu şerhi konulması halinde ev sahibinin tek başına satış yapmasının önüne geçilebiliyor.
Mal Daha Önce Devredildiyse de Hak Aranabiliyor
Boşanma öncesinde mal kaçırma amacıyla yapılan devirler de hukuken incelenebiliyor. Türk Medeni Kanunu kapsamında bazı devirler, hiç yapılmamış gibi değerlendirilerek mal paylaşımı hesabına yeniden dahil edilebiliyor.
Anlaşmalı Boşanma Protokolü Dikkatle İncelenmeli
Uzmanlar, süreci kısa sürede tamamlamak amacıyla hazırlanan anlaşmalı boşanma protokollerinin dikkatle okunması gerektiğini belirtiyor. Hakların tam olarak bilinmeden imzalanan protokoller, sonradan telafisi güç maddi kayıplara neden olabiliyor.
Tehdit Mesajları ve Hukuka Aykırı Deliller Sorun Oluşturabilir
Boşanma sürecinde öfkeyle gönderilen mesajlar, tehdit içeren ifadeler ve hakaretler mahkemede aleyhe delil olarak kullanılabiliyor.
Bunun yanında eşin telefonuna casus yazılım yüklemek, gizlice ses veya görüntü kaydı almak gibi hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen kayıtlar delil olarak kabul edilmiyor ve ceza soruşturmasına da neden olabiliyor.
Çocuklar Tartışmanın Parçası Yapılmamalı
Uzmanlar, çocukların velayet, nafaka veya eşler arasındaki anlaşmazlıklarda pazarlık unsuru olarak kullanılmaması gerektiğini vurguluyor. Bu durumun hem çocukların psikolojisini olumsuz etkilediği hem de velayet davalarında değerlendirmeye olumsuz yansıdığı belirtiliyor.
Süresiz Nafaka Düzenlemesinde Yeni Süreç
Anayasa Mahkemesi'nin 2026 yılında verdiği iptal kararının ardından süresiz nafaka uygulamasına ilişkin yeni bir yasal düzenleme hazırlanması bekleniyor. Meclis tarafından yapılacak düzenlemeyle nafakanın evlilik süresi, yaş, eğitim durumu, çalışma imkânı ve tarafların kusur durumu gibi kriterlere göre süreli hale getirilmesi öngörülüyor.
Ancak daha önce kesinleşmiş nafaka kararlarının kendiliğinden sona ermeyeceği, yeni düzenleme yürürlüğe girdikten sonra mahkemeye başvurularak yeniden değerlendirme talep edilmesi gerekeceği ifade ediliyor.
Hak Kaybı Yaşamamak İçin Hukuki Destek Önemli
Uzmanlar, boşanma sürecinde acele karar verilmemesi, hakların bilinmesi ve tüm işlemlerin hukuki danışmanlık alınarak yürütülmesinin, hem mal paylaşımı hem de nafaka ve velayet gibi konularda hak kayıplarının önüne geçeceğini belirtiyor.




