İSTANBUL (AA) - YETER ADA ŞEKO - Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Temsilcisi, Azerbaycan ve Gürcistan Ülke Direktörü Mariam A. Khan, kadınların ve kız çocuklarının iklim değişikliğinden en fazla etkilenen gruplar arasında yer aldığını belirterek, 'Bizim için halk sağlığı, üreme sağlığı, güvenli annelik ve kadınlar, çocuklar ve gençler için şiddetin önlenmesi gibi konuların iklim tartışmalarının bir parçası olması kritik öneme sahip. Çünkü iklim kırılgan grupların zaten karşı karşıya olduğu bu sorunları doğrudan etkiliyor ve COP31 sürecinde bu konuları tartışmak ve çözümler üretmek için paydaşlarla birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.' dedi.
UNFPA verilerine göre iklim değişikliği, üreme sağlığı ve cinsiyet eşitliği üzerinde ciddi etkilere neden oluyor. Artan sıcaklıklar anne ve yenidoğan sağlığını olumsuz etkilerken, doğumdan önceki haftada sıcaklığın 1 derece artması ölü doğum riskini yüzde 6 yükseltiyor.
Kuraklık ve afetler kadınlar ile kız çocuklarını daha hassas hale getirirken, başta su olmak üzere çeşitli ihtiyaçlar için katedilen mesafelerin artması cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet riskini artırıyor.
Afet dönemlerinde sağlık hizmetlerine ve hijyen ürünlerine erişimin sınırlanması güvenli doğumları zorlaştırıyor.
Afetler nedeniyle eğitimden uzak kalan kız çocukları erken yaşta evlenmek zorunda kalabiliyor.
İklim krizinin tetiklediği gıda ve su güvensizliği göçleri artırarak insani krizleri derinleştirirken, bu durum özellikle insani yardım mekanizmaları üzerindeki baskıyı artırıyor.
- 'Gelecek kuşaklar çok daha ağır afetlerle karşı karşıya kalabilir'
UNFPA Türkiye Temsilcisi, Azerbaycan ve Gürcistan Ülke Direktörü Mariam A. Khan, iklim değişikliğinin toplumsal etkileri ve Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) sürecinden beklentilerine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
UNFPA olarak nüfus alanında çalıştıklarını ve bu yüzden her zaman insan odaklı bir yaklaşım benimsediklerini belirten Khan, 'İklim sorunu ve bu konudaki mücadele de bu çerçevede ele alınıyor. Bu mesele aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili bir konu. Ayrıca, gelişmiş ülkeler ile kalkınma sürecindeki ya da gelişmekte olan ülkeler arasındaki dengesizlikle de bağlantılı.' dedi.
İklim krizinin genç nesiller açısından kritik mesele olduğunu vurgulayan Khan, gelecek kuşakların önceki nesillere kıyasla iklim kaynaklı çok daha ağır afetlerle karşı karşıya kalabileceğini ifade etti.
Bu nedenle iklim adaletinin toplumun tüm boyutlarıyla ele alınması gerektiğinin altını çizen Khan, üretim ve tüketim döngüsü içinde yer alan kesimlerle bu imkanlara erişimi olmayan gruplar arasında belirgin eşitsizlikler bulunduğunu dile getirdi.
- İklim krizi kadınlar ve çocuklar üzerinde daha belirgin
İklim krizinin gelecekte dünya nüfusunu etkileyecek en büyük adaletsizliklerden biri haline gelebileceği değerlendirmesinde bulunan Khan, özellikle kadınlar, gençler ve çocukların daha fazla etkilendiğini, gerekli yatırımlar ile doğru kararların alınmaması halinde bu etkinin artarak süreceğini kaydetti.
Sıcaklık artışlarının hamilelikte düşük riskini artırdığına, hava kirliliğinin de kadın ve erkek doğurganlığı üzerinde olumsuz etkileri bulunduğuna değinen Khan, bu durumun toplumların refahı açısından önemli sonuçlar doğurduğuna dikkati çekti.
Kaynak yetersizliğiyle mücadele eden kadınların bu konuda daha savunmasız olduğuna işaret eden Khan, 'Bu kadınlar genellikle hizmetlere erişimin olmadığı ortamlarda yaşıyor. Sıcaklık artışının aynı zamanda aile içi şiddet oranlarını da artırdığını biliyoruz. Bu nedenle bu konu bir halk sağlığı meselesi, bir haklar meselesi. Aynı zamanda kadınların haneleri içinde üstlendikleri sorumlulukları yerine getirebilmeleri açısından da bir zorluk.' sözlerini sarf etti.
Kadınların bakım emeğinin büyük bölümünü üstlenmesi nedeniyle iklim krizinin etkilerinden orantısız şekilde etkilendiğini anlatan Khan, su, gıda ve temel hizmetlere erişimde yaşanan zorlukların kadınların ailelerine destek olma kapasitesini zayıflattığını, bunun da sağlık ve yaşam koşulları üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğunu aktardı.
- İklim göçleri kadınları daha savunmasız yapıyor
İklim değişikliğinin göç üzerindeki etkilerine değinen Khan, aile bireylerinin göç etmesiyle kadınların bakım yükünün arttığını, ayrıca bu süreçte şiddet, ekonomik güvensizlik ve fiziksel güvenlik riskleriyle daha fazla karşı karşıya kaldıklarına dikkati çekti.
Kadınları koruyacak ve güvenliklerini sağlayacak mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Khan, 'İklim değişikliği bir toplumsal cinsiyet eşitliği meselesidir. Her şeyden önce dünya genelinde kırılgan toplulukların ve bireylerin haklarını ve seçimlerini etkileyen bir konudur.' dedi.
Bu yıl Türkiye'nin ev sahipliği ve başkanlığında gerçekleşecek COP31'den önemli beklentileri olduğunu dile getiren Khan, şunları söyledi:
'Öncelikle Türkiye hükümetini ev sahipliği yaptığı için tebrik ediyorum. COP31 sürecine giden yolda düzenlenen Sıfır Atık Forumu gibi etkinliklerin çok iyi bir ivme yarattığını düşünüyorum. UNFPA olarak bizim için halk sağlığı, üreme sağlığı, güvenli annelik ve kadınlar, çocuklar ve gençler için şiddetin önlenmesi gibi konuların iklim tartışmalarının bir parçası olması kritik önemde. Çünkü iklim kırılgan grupların zaten karşı karşıya olduğu bu sorunları doğrudan etkiliyor ve COP31 sürecinde bu konuları tartışmak ve çözümler üretmek için paydaşlarla birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Böylece Ulusal Katkı Beyanları'nda (NDC) ve sonrasında hazırlanacak ulusal eylem planlarında bu konuda finansman yer alır ve değişimi ölçmek için belirli göstergeler tanımlanır.'
Khan, COP31'e katılacak taraf ülkelere, 'Eğer sistem değişiminden bahsediyorsak, bunun içine doğrudan insan boyutunu da katmamız gerekiyor. Çünkü iklim değişikliği her şeyden önce insanlar için bir tehdit ve bu nedenle odağımızda mutlaka insanlar olmalı. Kadınları ve gençleri çözümün tanımlanma sürecine dahil edin.' çağrısında bulundu.




