Antalya’da yaklaşık 30 yıldır yaşayan emekli İngilizce öğretmeni Fazlı Şanlıtürk, çocukluğundan bu yana bağını koparmadığı Zorkun’u anlattı. Her yıl yaklaşık 700 kilometre yol kat ederek yaylaya geldiğini söyleyen Şanlıtürk, Zorkun ile Antalya’yı karşılaştırırken, “Zorkun’un ruhu var, Antalya’nın güzelliği var. Bence ruhu yok” ifadelerini kullandı.
Osmaniye’nin doğal güzellikleri, serin havası ve kendine özgü kültürüyle öne çıkan Zorkun Yaylası, yaz aylarında yalnızca Osmaniye ve çevre ilçelerden değil, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen vatandaşları da ağırlıyor.

Yaylaya gelen ziyaretçiler için Zorkun; sıcak yaz günlerinden uzaklaşabilecekleri bir doğa alanı olmanın ötesinde, geçmişle bağ kurulan, ailelerin ve dostların bir araya geldiği, yöresel lezzetlerin yaşatıldığı özel bir merkez niteliği taşıyor.
Bu isimlerden biri de Antalya’da yaşayan emekli İngilizce öğretmeni Fazlı Şanlıtürk. Çocukluğundan bu yana Zorkun’la bağını sürdüren Şanlıtürk, yaz aylarının önemli bölümünü doğup büyüdüğü yaylada geçiriyor.
“Yazları 3,5-4 ay Zorkun’dayız”
Ceyhan’ın Burhanlı köyünden olduğunu belirten Fazlı Şanlıtürk, uzun yıllardır Antalya’da yaşadığını ancak Zorkun’dan vazgeçmediğini söyledi.
Her yıl yaz aylarında yaklaşık 3,5-4 ay boyunca Zorkun’da kaldığını anlatan Şanlıtürk, yaylaya gelmek için yaklaşık 700 kilometrelik yol kat ettiklerini belirtti.
Şanlıtürk, Zorkun’a geliş nedenini şu sözlerle anlattı:
“Doğum yerimiz burası. Anneden babadan kalma evimizde onların hatıralarını yaşatmak için 700 kilometre kat edip geliyoruz buralara.”
Uzun yıllar önce ailesinin yaşadığı evin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirten Şanlıtürk, yaylaya her gelişinde geçmişte kalan anıların yeniden canlandığını ifade etti.
Zorkun onun için bir yayladan çok daha fazlası
Şanlıtürk’e göre Zorkun’un en önemli özelliklerinden biri yalnızca doğası değil, insan ilişkileri.
Antalya’da uzun yıllardır yaşamasına rağmen Zorkun’daki aile, akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin kendisi için çok farklı olduğunu söyleyen Şanlıtürk, yaylaya geldiğinde memleket özlemini giderdiğini belirtti.
“Memleketin insanlarını özlüyoruz. İsim akrabalarıyla buluşma şansı var. Çok büyük bir imkan. Otantik lezzetler var, başka yerde tadamayacağın ilişkiler var.” diyen Şanlıtürk, Zorkun’un kendisine huzur verdiğini söyledi.
Yaylada insanların birbirini tanıdığını, eski dostlukların ve akrabalıkların devam ettiğini belirten Şanlıtürk, bu durumun Zorkun’u kendisi açısından özel kıldığını ifade etti.
Yeni hizmetlere övgü: “Allah razı olsun”
Zorkun’da son dönemde gerçekleştirilen çalışmalara da değinen Şanlıtürk, bölgedeki değişimden memnun olduğunu söyledi.
Yeni belediye yönetiminin yaptığı hizmetlerin dikkat çekici olduğunu ifade eden Şanlıtürk, “Yeni belediye başkanı da yaptığı hizmetler gerçekten kayda değer. Allah razı olsun.” sözleriyle çalışmalara teşekkür etti.
Yaylanın gelişmesiyle birlikte hem bölge halkının hem de dışarıdan gelen ziyaretçilerin daha iyi imkanlara kavuştuğunu belirten Şanlıtürk, Zorkun’un daha fazla tanınmayı hak ettiğini dile getirdi.
Antalya-Zorkun karşılaştırması: “Zorkun’un ruhu var”
Antalya’da yaklaşık 30 yıldır yaşayan Şanlıtürk’e, iki bölge arasındaki farkları nasıl değerlendirdiği soruldu.
Şanlıtürk’ün cevabı ise dikkat çekti:
“Zorkun’un ruhu var, Antalya’nın güzelliği var. Bence ruhu yok.”
Antalya’nın doğal ve turistik güzelliklerini reddetmediğini belirten Şanlıtürk, ancak Zorkun’da bulunan samimiyetin ve sosyal bağların Antalya’da aynı şekilde hissedilmediğini söyledi.
“Ben 30 senedir orada yaşıyorum ama 30 senede belki de 30 tane dost edinememişimdir. Zor yani dost edinmek zor. Akrabalarım burada, herkes burada.” diyen Şanlıtürk, Zorkun’un kendisi için sosyal anlamda da çok önemli olduğunu vurguladı.
“Zorkun’da dostluk başka”
Şanlıtürk’ün anlattıklarına göre Zorkun’un en büyük değerlerinden biri, insanların yıllar sonra bile bir araya gelebilmesi.
Antalya’da yaşayan bir kişinin Zorkun’a geldiğinde eski dostları, akrabaları ve tanıdığı insanlarla yeniden buluşabildiğini belirten Şanlıtürk, bu özelliğin yaylaya olan bağlılığını artırdığını söyledi.
Ona göre Zorkun’un güzelliği yalnızca ormanlarında, havasında ve manzarasında değil; insanların birbirine olan yakınlığında da saklı.
“Sıcacık pideyi her yerde bulamazsın”
Zorkun’un yöresel lezzetlerine de özel bir parantez açan Şanlıtürk, özellikle yaylada hazırlanan pide ve tava gibi yemeklerin bölgenin kültürünün bir parçası olduğunu söyledi.

Zorkun’da fırından yeni çıkmış sıcak pideyi yemenin kendine özgü bir deneyim olduğunu belirten Şanlıtürk, bu lezzetin başka yerlerde aynı şekilde bulunamayacağını ifade etti.
Şanlıtürk, “Burada şu pideyi her yerde sıcak sıcak gidip bulamazsın. Getirip tavayı yapıp sağda solda yiyemezsin. Yok böyle bir yayla.” diyerek Zorkun’un yemek kültürüne dikkat çekti.

Yöresel yemeklerin, yayla yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Şanlıtürk, Zorkun’un bu yönünün de mutlaka korunması gerektiğini vurguladı.
“Türkiye’nin her yerini gezdim, Zorkun farklı”
Hayatı boyunca Türkiye’nin farklı bölgelerini gezdiğini belirten Şanlıtürk, Karadeniz’den Akdeniz’e kadar çok sayıda yayla ve doğal güzellik gördüğünü söyledi.
Ancak Zorkun’un kendisi için farklı bir yere sahip olduğunu ifade eden Şanlıtürk, yaylanın doğal dokusunun değerinin bilinmesi gerektiğini dile getirdi.
Çevredeki ormanları ve doğal güzellikleri göstererek konuşan Şanlıtürk, “Ben Türkiye’nin her yerinde gezdim. Güzellik farklı bir şey. Bak şu ormana, bak şuralara. Allah bela bir kaza vermesin. Kıymet biçilemez buralara.” dedi.
Zorkun’un geleceği için doğanın korunması önemli
Yıllardır Zorkun’a gelen Şanlıtürk’ün sözleri, yaylanın doğal güzelliklerinin korunmasının önemini de bir kez daha gündeme getirdi.
Ormanları, serin havası, yöresel yemekleri ve kendine özgü kültürüyle Zorkun’un önemli bir doğal ve kültürel değer olduğunu belirten Şanlıtürk, bu güzelliklerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğine dikkat çekti.
Antalya’da yaşayan ancak yaz aylarında yüzlerce kilometre yol kat ederek Zorkun’a gelen Şanlıtürk için yayla, yalnızca sıcak havalardan kaçılan bir yer değil.
Zorkun onun için çocukluğu, ailesi, dostları, akrabaları, anıları ve memleket özlemini giderebildiği bir yaşam alanı.
Yıllardır değişen dünyaya rağmen Zorkun’la bağını koparmayan Şanlıtürk’ün sözleri ise yaylanın ziyaretçiler açısından taşıdığı anlamı tek cümlede özetliyor:


