Bir anne düşünün… Gününü saat alarmı ile değil , çocuğunun zamansız uyanışıyla başlatan…
Bir anne düşünün…
Gününü saat alarmı ile değil , çocuğunun zamansız uyanışıyla başlatan…
Yorgunluğunu unutup , sorumluluğunu sürekli yaşayan…
Kimsenin görmediği kaslarla ayakta duran bir anne…
Bu yazı, otizmli bir çocuğun annesinin
Bir gününü anlatıyor.
04.58
Uyandı.
O anda benim de içimde bir kas kasıldı.
Kimsenin görmediği, ölçemediği bir kas.
Ben ona ad verdim:
otizm mücadelesi kası.
Ayıcık kolunun altında.
Bir eli ayıcıkta, bir eli benim kolumda.
Bırakmıyor.
Ne onu, ne beni.
Zıplıyor.
Zemin titriyor.
Ben kapıya bakıyorum.
“Ne olur bu saatte çalmasınlar…”
“Ne olur komşular uyanmasın…”
05.01
Tiz bir ses çıktı ağzından.
Nereden geldiğini bilmiyorum.
Ama duvarlar duydu.
Apartman duydu.
Ben dua ettim.
05.07
Dolabı açtı.
Yazdan kalma kısa kolluyu çekti.
İnce tişört.
Hava buz gibi.
“Olmaz Gaye, soğuk…”
Dinlemedi.
Ayıcığı salladı.
Zıpladı.
Ben tartışmadım.
Kazanmaya çalışmadım.
Montu koluma aldım.
Onun dünyasıyla hava durumu arasında durdum.
Bu da bir kas.
06.00
Kahvaltı.
Tabak yanlış.
Kaşık soğuk.
Ayıcık masada olmalı.
Yoksa hiçbir şey olmaz.
Bir kaşık alındı.
İkisi reddedildi.
Ben razı oldum.
07.30
Okul için çıktık.
Kısa kollu.
Mont bende.
Ayıcık onda.
Mahalle sessiz.
Ben tetikteyim.
Kalbim hazır.
Bu kaslar görünmez.
Ama bütün gün çalışır.
08.12 – Okul Bahçesi
Bahçedeyim.
Gitmiyorum.
Gidemiyorum.
İçimden konuşuyorum:
“Allah’ım…
ne olur bugün öğretmen ‘çok iyiydi Gaye’ desin.
Ne olur sınıftan kaçmasın.
Ne olur tiz ses çıkarmasın.
Ne olur arkadaşları korkmasın.”
Bu da bir kas.
Dua kası.
09.20
Sınıftan ses geliyor.
Kalbim duruyor.
Sonra öğretmen camdan bakıyor,
başını sallıyor:
“İyi… bugün iyi.”
Bir kas gevşiyor.
Ama hiçbiri tam dinlenmiyor.
10.30
Teneffüs.
Gaye koşuyor.
Ayıcık elinde.
Sallıyor.
Zıplıyor.
Bir çocuk korkuyor.
Biri bakakalıyor.
Biri gülüyor.
Ben hepsini aynı anda izliyorum.
Bu da bir kas:
herkesin yerine düşünme kası.
12.00 – Okul Çıkışı
Çıktı.
Yorgun değil.
Ben tükenmişim.
Birden tiz bir ses.
Kapıdan geçen dönüp baktı.
Ben başımı eğdim.
Bu da bir kas:
utançla onur arasında durma kası.
12.25 – Mahalle
“GAYECİK!” diye sesleniyor esnaf.
Manav elma uzatıyor.
En sevdiği.
Kırmızı.
Parlak.
Ayıcık bir elde, elma diğerinde.
Zıplıyor.
Ben gülümsüyorum.
Uzun zaman sonra ilk kez.
Bu da bir kas: umut kası.
13.10 – Uzun Yürüyüş
Durmuyor.
Koşuyor.
Kaldırımdan iniyor.
Çıkıyor.
Ben arkasından.
Kalbim önde.
14.00 – Komşu Günü
Salon dolu.
Çay sıcak.
Börek dizili.
Gaye durmuyor.
Masaya çıkıyor.
Perdeye asılıyor.
Ayıcık düşüyor.
Ağlıyor.
Kadınlar bakıyor.
Bazıları acıyor.
Bazıları anlamıyor.
“Biraz durmaz mı?”
Durmuyor.
Ben özür diliyorum.
Yine.
Kalbimden.
Bu da bir kas: kimseye kızmadan ayakta kalma kası.
15.30
Kaçıyoruz.
Eve değil.
Sokağa.
Yine yürüyüş.
Ayıcık sallanıyor.
Zıplama bitmiyor.
17.10
Mahalle yine aynı…
Kasap amcadan selam.
Eczacı el sallıyor.
Herkes Gaye’yi tanıyor.
Gaye kimseyi tanımıyor gibi.
Ama seviliyor.
Ben ilk kez yalnız hissetmiyorum.
18.40 – Akşam
Yemek.
Aynı tabak.
Aynı kaşık.
Ayıcık masada.
20.10 – Banyo
Su sesi fazla.
O bağırıyor.
Ben şarkı söylüyorum.
21.30
Uykuya direnç.
Zıplama.
Dönme.
Bir tiz ses daha.
Ben bitiyorum.
23.47
Uyudu.
Ayıcık elinden düştü.
Saçlarını okşadım.
Yanağını öptüm.
“Bugün de geçtik,” dedim.
“Yarın yine geçeceğiz.”
Işığı kapattım.
Kaslarım hâlâ çalışıyordu.
Çünkü otizmli bir çocuğun annesi
asla gerçekten dinlenmez.
Bir Annenin Sessiz Uyarısı
Siz siz olun, Otizmli çocuğun annesine bakarken sadece yorgunluğunu görmeyin.
O annenin vücudunda hiç kimsenin fark etmediği çok gelişmiş kaslar vardır.
Sabır kası.
Umut kası.
Dua kası.
Utançla onur arasında durma kası.
Ve en çok da
vazgeçmeme kası.
Bu yüzden Gaye’ye… ayıcığını bırakmayan, zıplayan, seslenen, yürüyen küçük mucizeye…
ve onun annesine olumsuz bakmayın, destek olun…
Çünkü o anne, biricik yavrusu için her gün bir dağa tırmanır ve her gece kimse görmeden
o dağdan iner.
Ve sabah olduğunda aynı dağı yeniden tırmanır.