Osmaniye simidinin o kendine özgü koyu, kızıl-kahverengi görüntüsü tesadüf değil. Fırına girmeden önce uygulanan pekmezli işlem, kavrulmuş susam ve yüksek ısı; simidin rengini, kokusunu ve çıtırlığını belirleyen en önemli ayrıntılar arasında yer alıyor.
Osmaniye’de sabahın erken saatlerinde fırından yükselen simit kokusu, kentin günlük yaşamının yıllardır değişmeyen parçalarından biri. Ancak Osmaniye simidini başka şehirlerde yapılan simitlerden ayıran yalnızca şekli ya da susamı değil. İlk bakışta dikkat çeken koyu ve kızıl rengi, geleneksel hazırlama yönteminin sonucu.
Osmaniye simidinin yapımında hamur şekillendirildikten sonra kavrulmuş susamla buluşturuluyor ve fırına girmeden hemen önce pekmezli karışım uygulanıyor. Geleneksel tariflerde pekmez ile suyun karıştırılarak simidin yüzeyine sürülmesi, pişme sırasında karakteristik rengin oluşmasında önemli rol oynuyor.
O Koyu Renk Fırında Oluşuyor
Osmaniye simidi henüz fırına girmeden diğer simitlerden ayrılmaya başlıyor.
Hamurun yüzeyindeki pekmezli karışım yüksek ısıyla buluştuğunda yüzey hızla renk değiştiriyor. Pekmezin içerdiği şekerler pişme sırasında koyulaşırken, önceden kavrulan susam da simidin hem rengini hem de belirgin kavruk kokusunu güçlendiriyor.
Bu nedenle Osmaniye simidinin dış yüzeyi açık sarı değil, kızıl-kahverengiye yaklaşan koyu bir renge bürünüyor.
Yerel tariflerde üzüm pekmezinin suyla bire bir oranında hazırlanıp simitlerin üzerine sürüldüğü, ardından simitlerin kızarana kadar pişirildiği belirtiliyor.
Sır Yalnızca Pekmezde Değil
Osmaniye simidinin lezzetini belirleyen ikinci önemli ayrıntı ise susamın kavrulmuş olması.
Klasik simitlerde kullanılan susamın hazırlanış biçimi değişebilirken Osmaniye usulünde kavrulmuş susam öne çıkıyor. Bazı geleneksel tariflerde kavrulmuş susamın toz şekerle karıştırıldığı, şekillendirilen hamurun bu karışıma bulandıktan sonra üzerine pekmezli şerbet sürüldüğü görülüyor.
Böylece fırından çıktığında dışı daha kıtır, susam aroması daha belirgin ve rengi daha koyu bir simit ortaya çıkıyor.
Taş Fırın Lezzeti Tamamlıyor
Osmaniye’de geleneksel üretimde yüksek ısı da sonucu doğrudan etkiliyor. Özellikle taş fırında veya yüksek sıcaklıktaki fırınlarda pişirme, simidin dış yüzeyinin kısa sürede kızarmasını sağlıyor.
Sabır Gazetesi’nin daha önce yayımladığı Osmaniye simidi araştırmasında da hamurun pekmezli suyla buluşturulup kavrulmuş susama bulanmasının ardından yüksek ısıda pişirildiği aktarılıyor. Yerel ustalar simidin dışının kıtır, iç kısmının ise yumuşak kalmasının önemli olduğunu belirtiyor.
Osmaniye’de Simit-Şalgam Geleneği
Osmaniye simidini farklılaştıran yalnızca üretim yöntemi değil, tüketim biçimi de.
Türkiye’nin birçok kentinde simit denildiğinde akla ilk olarak çay gelirken Osmaniye’de simit ile şalgam yıllardır yan yana anılıyor. Yerel kaynaklarda simit-şalgam ikilisinin Osmaniye’de yaygın ve sevilen bir tüketim alışkanlığı olduğu belirtiliyor.
Özellikle sıcak simidin yanında soğuk şalgam, kentte sokak lezzeti kültürünün en bilinen eşleşmelerinden birini oluşturuyor.
Osmaniye’den Gidenlerin Yanında Simit de Gidiyor
Kent dışına çıkan Osmaniyelilerin yanında götürdüğü ürünler arasında yer fıstığının yanı sıra simit de bulunuyor. Koyu rengi, yoğun susamı ve kendine has yapısıyla Osmaniye simidi, kenti ziyaret edenlerin de dikkatini çeken yerel lezzetlerden biri haline geliyor.
Aslında simidin görünüşündeki o koyuluk, fırında fazla kaldığının işareti değil. Tam tersine, pekmez, kavrulmuş susam ve yüksek ısının birlikte oluşturduğu geleneksel yöntemin sonucu.
Kısacası Osmaniye simidinin sırrı hamur halka haline getirildikten sonra başlıyor: kavrulmuş susam, pekmezli şerbet ve doğru fırın sıcaklığı.
Ve ortaya Osmaniyelilerin iyi bildiği o görüntü çıkıyor: dışı koyu ve çıtır, içi yumuşak, yanında şalgamıyla Osmaniye simidi.






