Osmaniye’de köyde büyüyenler iyi bilir… Sabah horoz sesiyle uyanmayı, pencereyi açınca Amanoslardan gelen temiz havayı içine çekmeyi, toprağın kokusuyla güne başlamayı herkes bilmez. Şehir hayatının kalabalığına alışanlar için belki uzak bir hatıra gibi görünür ama Osmaniye köyleri başlı başına bir yaşam kültürüdür.
Eskiden Osmaniye’nin köylerinde çocuklar alarm sesiyle değil, annesinin çağrısıyla uyanırdı. Gün daha doğmadan ahıra gidilir, hayvanların yemleri verilir, tandırda pişen ekmeğin kokusu tüm eve yayılırdı. Kahvaltı masasında hazır ürünler değil, emeğin karşılığı olurdu. Taze süt, köy peyniri, bal ve tereyağı sofranın baş tacıydı.
Sokaklar Bizim Oyun Alanımızdı
Osmaniye’de köyde büyüyenler iyi bilir; sokaklar bugünkü gibi sessiz değildi. Çocuklar sabah çıkıp akşam ezanına kadar eve girmezdi. Taşlardan kale yapılır, toprak sahada top oynanır, saklambaçta bütün mahalle dolaşılırdı. Telefon yoktu ama dostluk vardı. İnternet yoktu ama muhabbet eksik olmazdı.
Komşuluk sadece selamlaşmak değil, hayatı paylaşmaktı. Bir evde yemek pişince kokusu diğer eve gider, herkes sofraya davet edilirdi. Kimse kapısını kilitlemez, kimse komşusuna şüpheyle bakmazdı.
Emek Küçük Yaşta Öğrenilirdi
Osmaniye köylerinde çocuklar küçük yaşta çalışmayı öğrenirdi. Tarlaya gidilir, biber toplanır, yer fıstığı sökülür, buğday harmanı yapılırdı. Ama bu bir yük değil, hayatın doğal parçasıydı.
Bir domatesin sofraya gelene kadar ne emekle yetiştiğini bilen nesiller büyürdü. İsraf nedir bilmez, alın terinin kıymetini öğrenirdi. Bugün şehirde unutulan birçok değer, Osmaniye köylerinde hâlâ yaşatılıyor.
Akşamların Huzuru Başkaydı
Akşam olunca soba yakılır, herkes aynı odada toplanırdı. Büyükler eski günleri anlatır, çocuklar masallar dinlerdi. Televizyon yokken sohbet vardı. Sessizlik değil, samimiyet olurdu.
Osmaniye köylerinde geceler başka güzeldi. Gökyüzü yıldızlarla dolu olur, serin hava insanın içini ferahlatırdı. Şehir ışıklarının gizlediği yıldızları köyde izlemek ayrı bir mutluluktu.
Şehirde Unutulan Değerler
Bugün şehir büyüdü ama insanlar küçüldü derler. Kalabalıklar içinde yalnızlık arttı. Oysa Osmaniye’nin köylerinde kimse yalnız kalmazdı. Herkesin kapısı, sofrası, gönlü açıktı.
Para değil, paylaşmak zenginlikti. İnsanlar birbirinin derdiyle dertlenir, sevincini çoğaltırdı. Köy hayatı pahalı değil, samimi yaşanırdı.
Osmaniye’nin Hatırası Yaşıyor
Bugün birçok Osmaniyeli çocukluğunu düşündüğünde köy günlerine dönmek istiyor. Toprakla, doğayla, insanla kurulan bağ hâlâ kalplerde.
Osmaniye’de köyde büyüyenler iyi bilir… Hayat daha yavaştı ama daha huzurluydu. Daha sade ama daha mutluydu. Köy sadece bir yer değil, bir karakter, bir terbiyedir.
Ve o kültür, Osmaniye’nin dağlarında, ovalarında ve insanlarının kalbinde yaşamaya devam ediyor.







