Göl, öğretmenlerin haklı taleplerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, yaşanan gözaltı ve müdahalelerin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Yaptığı yazılı açıklamada öğretmenlerin güvenceli çalışma, insanca yaşam koşulları, taban maaş ve özlük hakları talepleriyle seslerini duyurmaya çalıştığını ifade eden Göl, mülakat mağduru öğretmenlerin de yıllardır emek vererek kazandıkları hakların teslim edilmesini istediğini vurguladı.
Öğretmenlerin taleplerine yanıt verilmesi gerekirken baskı yöntemlerinin tercih edildiğini savunan Göl, “Öğretmenlerin taleplerine yanıt vermesi gerekenler, bir kez daha çözüm yerine polis barikatını, müzakere yerine gözaltını, hak arama özgürlüğü yerine baskıyı tercih etmiştir” dedi.
Ankara’daki eylemlerde çok sayıda öğretmenin gözaltına alındığını belirten Göl, öğretmenlerin darp, ters kelepçe, biber gazı ve abluka gibi uygulamalarla karşı karşıya bırakıldığını ileri sürdü. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ile Genel TİS ve Hukuk Sekreteri Özlem Tolu’nun da dayanışma amacıyla bulundukları alanda gözaltına alındığını, daha sonra serbest bırakıldıklarını hatırlattı.
“Öğretmenlerin Hak Araması Suç Değildir”
Öğretmenlerin hak arayışının demokratik bir hak olduğunu vurgulayan Fahri Göl, “Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına, eğitim emekçilerinin güvencesizliğe ve düşük ücretlere mahkûm edilmesine, mülakat adı altında yaratılan adaletsizliğe karşı mücadele etmek suç değildir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de eğitim alanında yaşanan sorunların birbirinden bağımsız olmadığını dile getiren Göl, kamusal eğitimin zayıflatılması, özel okullarda güvencesiz çalışma koşullarının yaygınlaşması, mülakat uygulamaları ve ücretli öğretmenlik sisteminin eğitim emekçilerini zor durumda bıraktığını savundu.
“Haklı Mücadelenin Yanındayız”
Eğitim-Sen olarak özel sektör öğretmenlerinin ve mülakat mağduru öğretmenlerin yanında olduklarını belirten Göl, tüm gözaltı ve baskı uygulamalarını kınadıklarını ifade etti.
Göl, öğretmenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesinin ve eğitim alanındaki sorunların diyalog yoluyla çözülmesinin hem eğitim emekçileri hem de öğrencilerin geleceği açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.




