Marmara Denizi’nde beklenen büyük deprem tartışmaları sürerken, yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş’tan dikkat çeken açıklamalar geldi. Yıllardır milyonlarca kişinin endişeyle takip ettiği Marmara depremi konusunda yeni bilimsel verilerin ortaya çıktığını belirten Bektaş, kamuoyunda sıkça dile getirilen bazı senaryoların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Deprem Uyarı Sistemi Nedir, Deprem Bildirimi Nasıl Açılır4Uzun yıllardır Marmara Bölgesi’nde meydana gelebilecek büyük depremlerle ilgili çalışmalar yürüten bilim insanları, bölgedeki aktif fay hatlarının davranışlarını incelemeyi sürdürüyor. Özellikle İstanbul’u doğrudan etkileyebilecek olası bir deprem, Türkiye’nin en önemli gündem başlıkları arasında yer alıyor. Ancak son dönemde yapılan araştırmalar, fay hattının yapısına ilişkin farklı görüşlerin öne çıkmasına neden oldu.

Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi’nin altından geçen Ana Marmara Fayı’nın uzun yıllardır düşünüldüğü gibi tek parça ve homojen bir yapıdan oluşmadığını belirtti. Bektaş’a göre fay hattı birçok farklı segmentten meydana geliyor ve bu segmentlerin tamamı aynı şekilde enerji biriktirmiyor.

Deprem-9Uzman isim, fayın bazı bölümlerinde enerji birikiminin devam ettiğini ancak bazı kesimlerde ise enerjinin zaman içerisinde harcandığını ifade etti. Bu durumun, olası depremlerin büyüklüğüne doğrudan etki edebileceğini vurgulayan Bektaş, yeni çalışmaların klasik deprem modellerini yeniden sorgulamaya açtığını söyledi.

Bilim dünyasında uzun yıllardır hakim olan görüşlerden biri, Marmara Fayı’nın büyük ölçüde kilitli olduğu ve tek seferde kırılması halinde 7’nin üzerinde bir deprem üretebileceği yönündeydi. Ancak son araştırmalar, fayın tamamının aynı özellikleri göstermediğini ortaya koyuyor. Bektaş, özellikle Batı ve Orta Marmara’daki bazı segmentlerde enerjinin zamanla tüketildiğini ve bunun deprem büyüklüğünü sınırlayabilecek önemli bir unsur olduğunu dile getirdi.

Depremler

Yer bilimcilere göre fay hatlarının davranışı yalnızca enerji biriktirmeleriyle değil, enerjiyi nasıl harcadıklarıyla da yakından ilişkili. Fay üzerinde gerçekleşen küçük ölçekli hareketler ve gerilim boşalmaları, gelecekte oluşabilecek büyük sarsıntıların karakterini değiştirebiliyor. Bu nedenle son yıllarda yapılan deniz tabanı araştırmaları ve sismik ölçümler, Marmara’daki risk hesaplamalarının yeniden gözden geçirilmesine yol açtı.

Prof. Dr. Bektaş, Alman bilim insanlarının da son çalışmalarında benzer sonuçlara ulaştığını belirterek, Ana Marmara Fayı’nın her noktasının aynı derecede deprem üretme potansiyeline sahip olmadığının artık daha net görüldüğünü ifade etti. Bu durumun, bölge için yapılan deprem senaryolarında önemli değişikliklere neden olabileceği değerlendiriliyor.

Uzmanlar, Marmara Denizi’nde deprem riskinin tamamen ortadan kalktığı yönünde bir anlam çıkarılmaması gerektiğinin de altını çiziyor. Depremlerin doğası gereği kesin tahminlerin mümkün olmadığını belirten bilim insanları, yeni verilerin yalnızca risk seviyesinin ve olası deprem büyüklüklerinin yeniden hesaplanmasına katkı sağladığını vurguluyor.

Bektaş, "7’den büyük deprem üretme olasılığını engelliyor demek yerine, bu ihtimali zayıflatıyor ya da önemli ölçüde azaltıyor demek daha doğru olur" değerlendirmesinde bulundu. Bu açıklama, Marmara’da yaşayan milyonlarca vatandaş tarafından dikkatle takip edilirken, deprem konusunda yürütülen bilimsel tartışmaların da devam edeceğini gösteriyor.

Kredi Kartınız Çalınırsa Ne Olur? Bu 7 Ayar Zararı Sınırlandırabilir
Kredi Kartınız Çalınırsa Ne Olur? Bu 7 Ayar Zararı Sınırlandırabilir
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, farklı görüşlerin bulunmasının bilimsel araştırmaların doğal bir parçası olduğunu belirterek, Marmara Bölgesi’nde yaşayan vatandaşların deprem hazırlıklarını sürdürmesi gerektiğini hatırlatıyor. Deprem riskine karşı yapı güvenliğinin artırılması, afet planlarının hazırlanması ve bireysel önlemlerin alınması ise her senaryoda önemini koruyor.

Marmara’daki fay sistemine ilişkin yeni araştırmaların önümüzdeki yıllarda daha kapsamlı sonuçlar ortaya koyması beklenirken, bilim insanları deniz tabanındaki hareketleri ve fay segmentlerinin davranışlarını yakından izlemeyi sürdürüyor. Elde edilecek yeni verilerin, Türkiye’nin deprem stratejilerinin şekillendirilmesinde önemli rol oynaması bekleniyor.

Muhabir: Resul Özdil