Uzman değerlendirmesinin erken dönemde yapılması, kişinin iletişim ve günlük yaşam becerilerinin desteklenmesi açısından önem taşıyor.

Konuşma terapisi denildiğinde çoğu kişinin aklına çocukların bazı harfleri doğru söyleyememesi veya kekemelik geliyor. Ancak dil ve konuşma terapisi, bundan çok daha geniş bir alanı kapsıyor.

Konuşma üretimi, dili anlama ve kullanma, ses, akıcılık, rezonans ve yutma fonksiyonlarında ortaya çıkan sorunların değerlendirilmesi ve rehabilitasyonu dil ve konuşma terapisinin çalışma alanları arasında bulunuyor.

Bu nedenle yalnızca çocuklar değil, gençler, yetişkinler ve ileri yaştaki bireyler de farklı nedenlerle dil ve konuşma terapisine ihtiyaç duyabiliyor.

KONUŞMA TERAPİSİ NEDİR?

Konuşma terapisi; kişinin konuşma, dil, ses, akıcılık ve gerektiğinde yutma becerilerinin değerlendirilmesini ve ortaya çıkan güçlüklerin azaltılmasına yönelik terapi uygulanmasını kapsayan klinik bir çalışma alanı olarak tanımlanıyor.

Dil ve konuşma terapistleri, kişinin yaşadığı sorunun niteliğine göre değerlendirme yaparak bireye özel bir terapi programı oluşturuyor.

Sorunun nedeni doğuştan gelen bir durum olabileceği gibi hastalık, nörolojik rahatsızlık, travma veya ilerleyen yaşla birlikte sonradan da ortaya çıkabiliyor.

ÇOCUKLARDA HANGİ SORUNLARDA UYGULANIYOR?

Çocukluk döneminde dil ve konuşma terapisine başvurulmasına neden olan çok sayıda durum bulunuyor.

Çocuğun yaşıtlarına göre geç konuşması, kelime dağarcığının sınırlı kalması, cümle oluşturmakta güçlük çekmesi veya bazı sesleri doğru çıkaramaması ailelerin dikkat etmesi gereken belirtiler arasında gösteriliyor.

Konuşma terapisine başvurulabilecek çocukluk dönemi sorunları arasında şu durumlar öne çıkıyor:

  • Konuşmanın yaşıtlarına göre belirgin şekilde gecikmesi

  • Kelime ve cümle kurmakta güçlük

  • Sesleri veya kelimeleri yanlış telaffuz etme

  • Konuşmanın çevredeki kişiler tarafından anlaşılmakta zorlanılması

  • Kekemelik ve konuşma sırasında sık takılma

  • Ses veya hece tekrarları

  • Yarık dudak ve damak gibi doğuştan gelen yapısal sorunlar

  • Otizm spektrum bozukluğuna eşlik eden iletişim güçlükleri

  • İşitme kaybına bağlı dil ve konuşma gelişimi sorunları

Özellikle çocuğun konuşmasının yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında belirgin derecede geride olduğunun fark edilmesi halinde değerlendirmeyi uzun süre ertelememek önem taşıyor.

KEKEMELİK DE TERAPİNİN ÇALIŞMA ALANINDA

Konuşma sırasında ses, hece veya kelimelerin tekrarlanması, seslerin uzatılması ya da konuşmanın belirli anlarda kesintiye uğraması kekemeliğin belirtileri arasında yer alabiliyor.

Kekemelik yalnızca konuşma akıcılığını değil, kişinin iletişim kurma isteğini ve günlük yaşamını da etkileyebiliyor.

Dil ve konuşma terapistleri değerlendirme sonrasında kişinin yaşına ve yaşadığı güçlüğün özelliklerine göre uygun terapi yöntemlerini belirliyor.

YETİŞKİNLER DE KONUŞMA TERAPİSİ ALABİLİYOR

Dil ve konuşma terapisi yalnızca çocukluk dönemine yönelik bir uygulama değil.

Özellikle inme, travmatik beyin hasarı ve bazı nörolojik hastalıklar sonrasında yetişkinlerde konuşma, dili anlama, kelime bulma veya yutma güçlükleri görülebiliyor.

Parkinson hastalığı ve demans gibi nörolojik rahatsızlıklar da zaman içerisinde kişinin iletişim becerilerini etkileyebiliyor.

Bu durumlarda dil ve konuşma terapisi, kişinin mevcut becerilerinin korunması ve mümkün olduğunca geliştirilmesini amaçlayan rehabilitasyon programının önemli parçalarından biri olabiliyor.

İNME SONRASI KONUŞMA BOZUKLUĞUNA DİKKAT

İnme sonrasında bazı kişiler konuşmakta veya söylenenleri anlamakta zorlanabiliyor.

“Afazi” olarak adlandırılan dil bozukluğu, beynin dil işlevlerinden sorumlu bölgelerinin etkilenmesi sonucunda ortaya çıkabiliyor.

Kişi söylemek istediği kelimeyi bulmakta, cümle kurmakta, karşısındaki kişinin söylediklerini anlamakta veya okuma-yazma becerilerini kullanmakta güçlük yaşayabiliyor.

Bu kişilerde sağlık ekibinin değerlendirmesi doğrultusunda dil ve konuşma terapisi rehabilitasyon programına dahil edilebiliyor.

SES KISIKLIĞI DA DEĞERLENDİRİLİYOR

Uzun süre devam eden ses kısıklığı veya sesin kullanımında yaşanan güçlükler de dil ve konuşma terapistlerinin çalışma alanında bulunuyor.

Ses tellerinin yanlış veya aşırı kullanımı, bazı yapısal sorunlar ya da başka sağlık problemleri ses kalitesini etkileyebiliyor.

Özellikle birkaç hafta boyunca devam eden ses değişikliklerinde öncelikle tıbbi değerlendirme yapılması önem taşıyor. Gerektiğinde kulak burun boğaz uzmanı ve dil ve konuşma terapisti birlikte hareket edebiliyor.

YUTMA GÜÇLÜĞÜ DE TERAPİ KAPSAMINDA

Dil ve konuşma terapistlerinin daha az bilinen çalışma alanlarından biri de yutma bozuklukları.

Yemek yerken veya sıvı içerken sürekli öksürmek, boğulma hissi yaşamak, yutma sonrasında sesin değişmesi ya da beslenmenin çok uzun sürmesi yutma problemi açısından değerlendirilmesi gereken belirtiler olabiliyor.

Yutma bozuklukları özellikle nörolojik hastalığı bulunan veya inme geçiren kişilerde görülebiliyor.

Besin ya da sıvının solunum yollarına kaçması ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğinden şüpheli durumlarda sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

TERAPİ SÜRECİ NASIL İLERLİYOR?

Konuşma terapisi genellikle kapsamlı bir değerlendirmeyle başlıyor.

Bu değerlendirmede kişinin konuşma üretimi, dili anlama ve kullanma becerileri, ses özellikleri ve konuşma akıcılığı inceleniyor. Gerektiğinde yutma fonksiyonları da değerlendirme kapsamına alınıyor.

Elde edilen bulgular doğrultusunda kişinin yaşına, ihtiyaçlarına ve yaşadığı sorunun niteliğine uygun bireysel terapi programı hazırlanıyor.

Çocuklarda oyun temelli uygulamalar ile yapılandırılmış dil ve konuşma etkinliklerinden yararlanılabiliyor.

Yetişkinlerde ise özellikle nörolojik sorunların ardından rehabilitasyona yönelik farklı terapi yöntemleri uygulanabiliyor.

TERAPİ NE KADAR SÜRÜYOR?

Dil ve konuşma terapisinin süresi herkes için aynı değil.

Terapi süresi;

  • Sorunun türüne,

  • Sorunun şiddetine,

  • Altta yatan nedene,

  • Kişinin yaşına,

  • Terapiye düzenli katılımına,

  • Ev çalışmalarının uygulanmasına

göre değişiklik gösterebiliyor.

Bazı kişilerde kısa veya orta süreli bir terapi programı yeterli olurken kronik nörolojik hastalıklarda daha uzun süreli ya da belirli aralıklarla devam eden destek gerekebiliyor.

Bu nedenle “Konuşma terapisi kaç seansta sonuç verir?” sorusuna herkes için geçerli tek bir yanıt vermek mümkün değil.

ÇOCUĞUM İÇİN NE ZAMAN BAŞVURMALIYIM?

Ailelerin çocuklarının dil gelişimini yakından takip etmesi önem taşıyor.

Çocuğun yaşıtlarına göre belirgin şekilde daha az konuşması, kelime kullanmaması, cümle oluşturmakta zorlanması veya söylediklerinin anlaşılmaması durumunda bir uzman değerlendirmesi yararlı olabilir.

Aynı şekilde çocuğun konuşurken sürekli takılması veya iletişim kurmaktan kaçınması da göz ardı edilmemeli.

İşitme sorunları da çocukların dil gelişimini doğrudan etkileyebildiği için gerekli görülmesi halinde işitme değerlendirmesi yapılması gerekebiliyor.

İŞİTME KAYBI KONUŞMAYI ETKİLEYEBİLİYOR

Çocukların dili öğrenebilmeleri için çevrelerindeki konuşmaları sağlıklı şekilde işitebilmeleri büyük önem taşıyor.

Bu nedenle konuşması geciken bir çocukta yalnızca konuşma becerisinin değil işitme fonksiyonlarının da değerlendirilmesi gerekebiliyor.

İşitme kaybından şüphelenilmesi durumunda kulak burun boğaz uzmanı ve odyoloji biriminden destek alınması öneriliyor.

BU BELİRTİLER VARSA 112 ARANMALI

Konuşma bozukluğunun yavaş gelişmesiyle aniden ortaya çıkması aynı şekilde değerlendirilmemeli.

Daha önce normal şekilde konuşabilen bir kişinin konuşmasının aniden bozulması, kelimeleri söylemekte veya karşısındakini anlamakta birden güçlük yaşaması inme belirtisi olabilir.

Özellikle konuşma güçlüğüne;

  • Yüzde kayma veya asimetri,

  • Kol ya da bacakta ani güçsüzlük,

  • Uyuşma,

  • Denge kaybı,

  • Görme değişikliği,

  • Şiddetli ve ani baş ağrısı

eşlik ediyorsa konuşma terapisi randevusu beklenmemeli.

Bu durumda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması gerekiyor.

YUTMA SORUNLARI DA İHMAL EDİLMEMELİ

Yutma sırasında sürekli öksürmek veya boğulur gibi olmak da dikkate alınması gereken belirtiler arasında.

Yiyecek veya içeceğin solunum yoluna kaçtığından şüphelenilmesi, beslenme sırasında belirgin nefes darlığı oluşması ya da bilinen nörolojik hastalığı bulunan bir kişinin yutma fonksiyonlarının aniden kötüleşmesi durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

Açıklanamayan kilo kaybı, sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ve beslenirken aşırı yorulma da yutma fonksiyonlarının değerlendirilmesini gerektirebilecek bulgular arasında yer alabiliyor.

BİRDEN FAZLA UZMAN BİRLİKTE ÇALIŞABİLİYOR

Konuşma ve yutma sorunlarının altında farklı sağlık problemleri bulunabileceği için tedavi sürecinde multidisipliner yaklaşım önem taşıyor.

Örneğin yarık dudak-damak bulunan çocuklarda dil ve konuşma terapistinin yanı sıra kulak burun boğaz ve ilgili cerrahi branşlar sürece dahil olabiliyor.

Nörolojik hastalığı bulunan yetişkinlerde nöroloji, fizik tedavi ve rehabilitasyon ekipleriyle birlikte çalışılması gerekebiliyor.

İşitme kaybına bağlı dil gelişimi sorunlarında ise KBB ve odyoloji değerlendirmeleri önem kazanıyor.

KONUŞMA TERAPİSİ SADECE “HARFLERİ DÜZELTMEK” DEĞİL

Toplumda konuşma terapisi zaman zaman yalnızca bazı harflerin doğru söylenmesini sağlayan bir uygulama olarak değerlendiriliyor.

Oysa bu alan; kişinin iletişim kurabilmesi, dili anlayıp kullanabilmesi, düşüncelerini aktarabilmesi, sesini sağlıklı kullanabilmesi ve gerektiğinde güvenli şekilde beslenebilmesi gibi günlük yaşamın temel becerilerini kapsıyor.

Uzmanlar, özellikle çocuklarda gelişimsel gecikmelerin, yetişkinlerde ise nörolojik olaylardan sonra meydana gelen değişikliklerin erken dönemde değerlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor.

Konuşma, dil, ses veya yutma konusunda belirgin bir değişiklik fark edildiğinde sorunun kendiliğinden geçmesini uzun süre beklemek yerine uygun sağlık profesyonelinden değerlendirme alınması öneriliyor.

Muhabir: Öznur Atayeter