Bir duvarın dibinde, boş bir arsada ya da kaldırımın küçücük bir çatlağında hızla büyüyen genç bir ağaç gördüğünüzde bunun sıradan bir fidan olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak bazı türler, şehirlerin en zorlu noktalarında bile şaşırtıcı bir yaşam mücadelesi verebiliyor.
Bunlardan biri de kokarağaç (Ailanthus altissima).
Adını yaprakları ezildiğinde ortaya çıkan ağır kokudan alan kokarağaç, asıl dikkat çekici özelliğini ise kent ortamlarında gösteriyor. Bozulmuş, sıkışmış ve besin açısından fakir topraklarda dahi gelişebilen bu ağaç, hızlı büyümesi ve güçlü kök sistemiyle bulunduğu alanda kısa sürede yayılabiliyor.
Üstelik gövdesini kesmek, her zaman ağacın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Kesildikten sonra neden yeniden çıkıyor?
Kokarağacın en dikkat çekici özelliklerinden biri, kök sisteminden yeni sürgünler oluşturabilmesi.
Ağacın yer üstündeki gövdesi kesilse bile toprak altında canlı kalan kökler, uygun koşullarda yeni sürgünler verebiliyor. Bu nedenle daha önce kesilmiş bir ağacın çevresinde kısa süre sonra yeni genç ağaçların ortaya çıktığı görülebiliyor.
Üstelik bu genç ağaçların tamamının yeni tohumlardan yetişmiş olması gerekmiyor. Birkaç metre ötede görülen bazı sürgünler, aslında aynı ana ağacın kök sisteminden gelişmiş olabilir.
Bu özellik, kokarağacın özellikle müdahale görmüş alanlarda yeniden ortaya çıkabilmesini açıklayan önemli unsurlardan biri.
Asıl şaşırtıcı bölüm yerin altında
Dışarıdan bakıldığında ince bir gövdeden ibaret görünen genç bir ağacın altında, çevreye doğru yayılan bir kök sistemi bulunabiliyor.
Köklerden çıkan yeni sürgünler zamanla bağımsız genç ağaçlar gibi görünebiliyor. Böylece tek bir bitkinin çevresinde çok sayıda yeni gövde ortaya çıkabiliyor.
Bu nedenle kokarağaçla mücadelede yalnızca görünen gövdeye odaklanmak her zaman yeterli olmayabiliyor. Kök sisteminin canlı kalması, yeni sürgünlerin tekrar ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Tohumları da rüzgârla taşınıyor
Kokarağacın yayılma yeteneği yalnızca kökleriyle sınırlı değil. Ağacın ürettiği tohumlar kanatlı bir yapıya sahip.
Bu yapı, tohumların rüzgârla taşınmasını kolaylaştırıyor. Tohumlar ana ağacın bulunduğu bölgeden uzaklaşarak boş arazilere, yol kenarlarına, yapıların arasındaki alanlara ve farklı uygun yaşam alanlarına ulaşabiliyor.
Böylece türün yayılmasında hem tohumlar hem de kök sürgünleri rol oynuyor.
Kokarağaç neden istilacı kabul ediliyor?
Doğu Asya kökenli olan Ailanthus altissima, doğal yayılış alanı dışındaki birçok bölgede istilacı tür olarak değerlendiriliyor.
Bunun temel nedenleri arasında hızlı büyümesi, zorlu çevre koşullarına dayanabilmesi, tohumlarının rüzgârla yayılması ve köklerden yeni sürgünler oluşturabilmesi bulunuyor.
Özellikle insan faaliyetleriyle bozulmuş alanlar, bu türün gelişmesi için uygun ortamlar oluşturabiliyor. Yol kenarları, terk edilmiş arsalar, yapı çevreleri ve kaldırım araları gibi alanlarda kendiliğinden ortaya çıkabilmesi de dikkat çekiyor.
Adını yapraklarının kokusundan alıyor
Kokarağacın bir diğer ayırt edici özelliği ise adını aldığı koku.
Yaprakları ezildiğinde belirgin ve ağır bir koku ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle tür, birçok bölgede “kokarağaç” adıyla biliniyor.
Ancak yalnızca kokuya bakarak bir ağacın kesin olarak kokarağaç olduğunu söylemek doğru değil. Doğru teşhis için yaprakların, gövdenin, meyve ve tohum yapısının ve ağacın genel özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Kaldırım çatlağındaki küçük ağaç aslında ne anlatıyor?
Şehir içinde betonun veya asfaltın arasından çıkan küçük bir fidan çoğu zaman önemsiz bir görüntü gibi değerlendirilebilir.
Ancak kokarağaç örneği, bu küçük filizin arkasında çok daha geniş bir kök sisteminin bulunabileceğini gösteriyor.
Bir ağacın tekrar tekrar kesilmesine rağmen aynı bölgede yeniden sürgün vermesi veya kısa süre içerisinde çevresinde çok sayıda genç gövdenin ortaya çıkması, bitkinin güçlü yayılma mekanizmalarına sahip olabileceğini düşündürüyor.
Bu nedenle doğada veya kent çevresinde görülen kendiliğinden gelişen bitkilere biraz daha dikkatli bakmak gerekiyor.
Bazen kaldırımın küçücük bir çatlağından çıkan birkaç yaprağın altında, toprağın içinde çok daha büyük bir yaşam ağı bulunabiliyor.
Kokarağaç da bunun en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.





