İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Kazım Yücel, Türkiye’nin ekonomi politikalarının üreticiyi, emekliyi ve küçük yatırımcıyı zor durumda bıraktığını söyledi. Tarımı “millî güvenlik meselesi” olarak nitelendiren Yücel, çiftçiye kullanılan mazotun yüzde 50 indirimli verilmesi çağrısında bulundu.
Yücel, kamudaki makam aracı ve temsil giderlerinin azaltılması gerektiğini savunarak buradan sağlanacak kaynağın üretime aktarılmasını istedi. Faiz giderlerindeki artışı “ekonomik iflas tablosu” sözleriyle değerlendiren Yücel, kamuya ait otoyol ve köprülerin uzun süreli işletme haklarıyla özel sermayeye verilmesine de tepki gösterdi.
“Fiyat değil, alım gücü karşılaştırılmalı”
Mazot fiyatlarının Avrupa ülkeleriyle karşılaştırılmasını eleştiren Yücel, litre fiyatının tek başına ekonomik durumu açıklamayacağını söyledi.
Avrupa’daki çalışanlarla Türkiye’deki vatandaşların alım gücünün karşılaştırılması gerektiğini belirten Yücel, “Avrupa’da mazot bizden pahalı deniliyor. Bazı ülkelerde litre fiyatı daha yüksek olabilir ancak önemli olan çalışanların maaşlarıyla kaç litre mazot alabildiğidir. Gerçek tablo alım gücünde ortaya çıkar” dedi.
Çiftçiye yarı fiyatına mazot çağrısı
Tarımsal üretimde en büyük maliyet kalemlerinden birinin akaryakıt olduğuna dikkat çeken Yücel, kamu yöneticilerine tasarruf çağrısında bulundu.
Bakanlar, bürokratlar, belediye başkanları ve kamu yöneticilerinin makam harcamalarını azaltması gerektiğini ifade eden Yücel, şöyle konuştu:
“Gerekirse makam araçlarınızı daha az kullanacaksınız ama millî güvenlik politikamızın temel unsurlarından biri olan tarıma mazotu yarı fiyatına vereceksiniz. Tarımı olmayan bir ülke, savaş hâlindeki Ukrayna’dan saman ithal edecek duruma geldiyse ciddi bir sorunla karşı karşıyayız.”
Tarımın ekonomideki payına dikkat çekti
Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze kadar tarımın millî gelir içindeki payının gerilediğini savunan Yücel, geçmiş dönemlere ilişkin bazı oranlar paylaştı.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında tarımın gayrisafi millî hasıladaki payının yüzde 42 seviyesinde olduğunu belirten Yücel, bu oranın 1950’lerde yüzde 50’nin üzerine çıktığını, 1975’te ise yüzde 30’lara gerilediğini söyledi.
AK Parti iktidara geldiğinde tarımın millî gelir içindeki payının yaklaşık yüzde 12 olduğunu ileri süren Yücel, “Aradan geçen 24 yılın sonunda tarımın payı yüzde 5,8 seviyesine kadar geriledi. Makineleşme ve teknolojik imkânlar gelişirken tarımın ekonomi içindeki payının düşmesi sorgulanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Hollanda örneğini verdi
Türkiye’nin geniş tarım arazilerine ve önemli bir üretim potansiyeline sahip olduğunu hatırlatan Yücel, Hollanda’nın sınırlı topraklarına rağmen tarım ihracatında ulaştığı seviyeye dikkat çekti.
Türkiye’nin modern tarım, planlı üretim ve ihracat odaklı politikalar geliştirmesi gerektiğini belirten Yücel, “Makine parkımız geçmiş yıllara göre çok daha güçlü. Buna rağmen sahip olduğumuz potansiyeli kullanamıyoruz. Çiftçiye akıl vermek yerine üretim maliyetlerini düşürmek ve ürününe pazar bulmak gerekir” dedi.
Kamuda tasarruf çağrısı
Kamudaki makam araçları ve seyahat giderlerini de eleştiren Yücel, bakanların yurt içi ziyaretlerinde tarifeli uçakları tercih etmesini istedi.
Osmaniye’ye gelecek bir bakanın tarifeli uçakla Adana’ya inerek kara yoluyla kente ulaşabileceğini belirten Yücel, makam araçlarının ziyaret öncesinde başka şehirlere gönderilmesinin ilave maliyet oluşturduğunu söyledi.
Yücel, eski Başbakan Bülent Ecevit’in tarifeli uçakla gerçekleştirdiği ziyaretleri hatırlatarak kamuda benzer bir tasarruf anlayışına ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.
“Faiz giderleri 15 kat arttı”
Türkiye’nin faiz giderlerindeki artışa dikkati çeken Yücel, 2019-2021 dönemindeki rakamlarla 2026 yılı için öngörülen tutarı karşılaştırdı.
Yücel, “2019-2021 döneminde 179 milyar liralık faiz ödemesinden söz ediliyordu. 2026’da bu rakam 2 trilyon 741 milyar liraya ulaşıyor. Neredeyse 15 katlık bir artış var” diye konuştu.
Bir ülkenin kalkınabilmesi için üretmesi, ihracat yapması, döviz geliri elde etmesi ve gençlerine istihdam sağlaması gerektiğini belirten Yücel, mevcut ekonomik tabloyu “iflas bilançosu” olarak nitelendirdi.
Yücel, “Bir aile, esnaf, işletme veya sanayici böyle bir mali tabloyla karşılaşsa ‘İflas ettim’ der. Sandık geldiğinde bu tabloyu milletin önüne koyacağız” dedi.
Emekli maaşları üzerinden gelir adaleti eleştirisi
Emeklilerin uzun yıllar çalışmasına rağmen geçimlerini sağlayamayacak seviyede maaş aldığını söyleyen Yücel, siyasi karar vericilerin gelirleriyle emekli aylıkları arasındaki farkın büyüdüğünü savundu.
Emekli maaşının yaklaşık 23 bin 500 lira seviyesinde kaldığını belirten Yücel, bazı milletvekilleri ve üst düzey bürokratların 200 bin liraya ulaşan gelirlerden yararlandığını ileri sürdü.
Yücel, “Bu kararları alanlarla kararlardan etkilenenler arasındaki gelir uçurumu kabul edilemez. Emeklinin ve asgari ücretlinin geçinemediği bir ülkede ayrıcalıklı kesimlerin imkânları tartışılmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Çiftçi ürününü toplamaktan vazgeçiyor”
Türkiye’de tarımın yanı sıra sanayi, eğitim ve istihdam alanlarında da önemli sorunlar bulunduğunu kaydeden Yücel, yüksek maliyetlerin üretimi sürdürülemez hâle getirdiğini söyledi.
Bazı üreticilerin hasat ve nakliye masraflarını karşılayamadığı için ürününü tarlada bırakmak zorunda kaldığını ifade eden Yücel, şunları kaydetti:
“Çiftçiye, ‘Ürününü toplama, hasat masrafına girme çünkü nakliye giderini bile karşılayamazsın’ deniliyor. Sanayici üretmekte zorlanıyor, genç iş bulamıyor, emekli ve asgari ücretli geçinemiyor. Enflasyon ve pazar fiyatları yükselirken ayrıcalıklı kesimler mevcut imkânlarını koruyor.”
Otoyol ve köprülerin devrine tepki
Yücel, kamuya ait otoyol ve köprülerin 30 yıllık işletme hakkıyla özel şirketlere verilmesine yönelik tartışmaları da değerlendirdi.
Otuz yıllık işletme süresinin insan hayatı açısından oldukça uzun olduğunu belirten Yücel, bu yöntemin kamu varlıklarının satılmasıyla benzer sonuçlar doğurabileceğini savundu.
Yücel, “Bu büyüklükteki kamu varlıklarını işletebilecek sermaye grupları nasıl oluşturuldu? Bu şirketler devletten daha mı zengin hâle geldi? Devletimiz, kendi varlıklarını kiraya vererek ayakta kalmak zorunda değildir” dedi.
Küçük yatırımcı için denetim istedi
Sermaye piyasalarında yaşanan ani fiyat hareketlerine değinen Yücel, küçük yatırımcının bazı spekülatif işlemler karşısında korunamadığını ileri sürdü.
Bazı hisse veya fonların düşük fiyattan toplandıktan sonra hızla yükseltildiğini savunan Yücel, yükselişi gören küçük yatırımcının yüksek seviyelerden alım yaptığını anlattı.
Yücel, “Bir hisse 5 liradan alınarak 10-15 lira seviyelerine çıkarılıyor. Küçük yatırımcı yükselişi görünce piyasaya giriyor. Düşük fiyattan alanlar satış yaptığında ise geride yüksek maliyetle alım yapan vatandaş kalıyor. Hisse düştüğünde zararı küçük yatırımcı üstleniyor” diye konuştu.
Bu tür hareketlerin denetleyici kurumlar tarafından zamanında tespit edilmesi gerektiğini ifade eden Yücel, “Borsa yatırımcısı bu işlemleri görüyor ve konuşuyor. Denetim makamları neden zamanında müdahale etmiyor?” diye sordu.
“Ekonomik yük vatandaşın sırtına bırakılıyor”
Trafik cezaları, vergiler, köprü ve otoyol ücretleri üzerinden bütçedeki yükün vatandaşa aktarıldığını savunan Yücel, gelir adaletinin giderek bozulduğunu söyledi.
Yücel, “Yeni vergiler, artan cezalar ve yükselen geçiş ücretleriyle ekonomik yük vatandaşın omuzlarına bırakılıyor. Buna karşılık sermaye piyasalarında mağdur edilen küçük yatırımcıyı koruyacak yeterli adımlar atılmıyor. Bu düzen zengini daha zengin hâle getiriyor” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti adaylarını nasıl belirleyecek?
Açıklamalarının ardından Yücel’e, İYİ Parti’nin muhtemel erken veya zamanında yapılacak seçimlerde adaylarını nasıl belirleyeceği soruldu.
Geçmiş dönemlerde merkezden gerçekleştirilen bazı aday belirlemelerinin Osmaniye gibi illerde sorunlara yol açtığı hatırlatılarak yeni dönemde nasıl bir yöntem izleneceği gündeme getirildi.
“Halkın istediği isimlerle seçime gireceğiz”
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun aday belirleme konusunda açık bir yaklaşım ortaya koyduğunu belirten Yücel, sahadaki karşılığın esas alınacağını söyledi.
Yücel, “Bölgelerimize bakacağız, çalışanları göreceğiz ve halkın istediği adayları belirleyeceğiz. Halk ne diyorsa onu yapacağız. Halkın istediği isimlerin dışında hareket etme şansımız yok” dedi.
Dervişoğlu’nun tabandan gelen ve teşkilat çalışmalarını bilen bir siyasetçi olduğunu belirten Yücel, adaylar açıklanmadan önce illerde kapsamlı araştırmalar yapılacağını bildirdi.
Osmaniye için güçlü aday mesajı
Geçmiş seçimlerde yapılan hataların tekrarlanmayacağını vurgulayan Yücel, Osmaniye’nin de aralarında bulunduğu illerde toplumun farklı kesimlerinden destek alabilecek isimlerle seçime girmeyi hedeflediklerini söyledi.
Yücel, “Geçmiş dönemle doğrudan bir karşılaştırma yapmak istemiyoruz ancak aynı kritik hatalara düşmeyeceğiz. Hedefimiz seçimleri az oy farkıyla kaybetmek değil, halkta karşılığı bulunan güçlü adaylarla sandıktan açık farkla çıkmaktır” ifadelerini kullandı.






