Bilim insanları, buzulların altında geçmişten günümüze ulaşan deniz kaynaklı mikroskobik canlılara ait moleküler kanıtlar buldu. Keşif, Antarktika'nın geçmişine ilişkin önemli ipuçları sunuyor.
Bilim insanları, dünyanın en sıra dışı doğal oluşumlarından biri olan Antarktika'daki Kan Şelalesi'nde önemli bir keşfe imza attı.
ABD'deki California San Diego Üniversitesi Scripps Oşinografi Enstitüsü araştırmacıları, Taylor Buzulu'ndan kırmızı renkte akan şelalenin yakınlarında aktif ve deniz kaynaklı mikroskobik ökaryot canlılardan oluşan bir topluluğun moleküler kanıtlarına ulaştı.
Keşfin, Antarktika'nın geçmişteki iklimi ve coğrafi yapısı hakkında yeni bilgiler sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Kan Şelalesi neden kırmızı akıyor?
Antarktika'daki Taylor Buzulu'nun sonunda bulunan Kan Şelalesi, adını buzdan aşağı doğru akan kırmızı renkli sudan alıyor.
Şelaleyi kırmızıya dönüştüren temel unsur ise demir bakımından zengin ve tuzlu su.
Bilim insanları uzun süredir sıra dışı görünümüyle dikkat çeken bölgede araştırmalar yürütürken, son çalışmada buzulların altında saklanan yaşam izlerine odaklandı.
167 örnek incelendi
Araştırma kapsamında Taylor Buzulu'nun bitiş noktasının yakınlarından ve şelalenin döküldüğü vadide bulunan farklı habitatlardan toplam 167 örnek toplandı.
Bilim insanları, numunelerde bulunan organizmaları tespit etmek ve bu canlıların aktif olup olmadığını belirlemek amacıyla RNA inceleme yönteminden yararlandı.
Yapılan analizler sonucunda araştırmacılar, buzulun bitiş noktasına yakın bölgelerde aktif mikroskobik ökaryot canlılardan oluşan bir topluluğa ilişkin moleküler kanıtlar tespit etti.
Buzulların altında deniz yaşamına dair izler bulundu
Araştırmacıların ulaştığı bulguların en dikkat çekici yönlerinden biri, keşfedilen mikroorganizmaların deniz kaynaklı olduğuna ilişkin kanıtlar oldu.
Bilim insanları, bu durumun geçmişte deniz suyunun Antarktika'daki vadiye ulaşmış ve daha sonra buzulun altında hapsolmuş olabileceğine işaret ettiğini belirtti.
Bu ihtimal, Kan Şelalesi'nin yalnızca sıra dışı görüntüsüyle değil, Antarktika'nın milyonlarca yıllık geçmişine ilişkin barındırdığı biyolojik izlerle de önemli bir araştırma alanı olduğunu gösteriyor.
Canlıların hayatta kalma mekanizmaları da incelendi
Araştırmada yalnızca canlıların varlığına ilişkin izler değil, mikroorganizmaların yaşam faaliyetleriyle bağlantılı gen aktivitesi de araştırıldı.
Örnekler arasında;
- Fotosentez,
- Stres tepkileri,
- Hücresel onarım,
- Tuzlu koşullarda hayatta kalma
ile bağlantılı gen aktivitesine sahip aktif ökaryotların bulunduğu belirlendi.
Bu bulgular, aşırı soğuk ve zorlu koşulların hâkim olduğu buzulların altında canlıların nasıl varlığını sürdürebildiğine ilişkin önemli ipuçları sunuyor.
Antarktika'nın geçmişine ışık tutabilir
Bilim insanlarına göre Kan Şelalesi'nde bulunan moleküler kanıtlar, bölgenin geçmişteki çevresel koşullarını anlamak açısından önemli olabilir.
Özellikle deniz kaynaklı canlıların izlerinin bulunması, Antarktika'nın eski dönemlerinde deniz suyunun vadide bulunmuş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Bu nedenle Kan Şelalesi'ndeki biyolojik izlerin, kıtanın geçmişte nasıl bir çevreye sahip olduğunun anlaşılmasına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Araştırmanın sonuçları Nature Geoscience dergisinde yayımlandı.








