2026’nın mesajı, “İntihar Konusundaki Anlatıyı Değiştirmek: Konuşmayı Başlat” oldu.
Dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olan intihara karşı farkındalık oluşturmak amacıyla 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü kapsamında çeşitli çalışmalar gerçekleştiriliyor. Günün temel amacı, ruhsal açıdan zorlanan kişilerin yalnızlaşmasının önüne geçmek, yardım aramanın önündeki önyargıları azaltmak ve toplumda destekleyici bir iletişim ortamı oluşturmak.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), her yıl dünya genelinde 720 binden fazla kişinin intihar nedeniyle hayatını kaybettiğini bildiriyor. WHO verilerine göre intihar, 15-29 yaş grubundaki gençlerde dünya genelinde üçüncü önde gelen ölüm nedenleri arasında bulunuyor. Vakaların yaklaşık yüzde 73’ü ise düşük ve orta gelirli ülkelerde gerçekleşiyor.
Dünya İntiharı Önleme Günü 2003’te Başladı
Dünya İntiharı Önleme Günü ilk kez 2003 yılında Uluslararası İntiharı Önleme Derneği (IASP) tarafından Dünya Sağlık Örgütü ile iş birliği içerisinde hayata geçirildi.
O tarihten bu yana her yıl 10 Eylül’de dünyanın farklı ülkelerinde kamu kurumları, sağlık kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve toplumun farklı kesimleri intiharın önlenebilir olduğuna dikkat çekmek için bir araya geliyor. WHO da günün dünya genelinde farkındalık yaratmayı ve intiharların önlenebileceği mesajını güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor.
2026 Teması: “İntihar Konusundaki Anlatıyı Değiştirmek”
Dünya İntiharı Önleme Günü’nün 2024-2026 dönemini kapsayan üç yıllık teması “Changing the Narrative on Suicide – İntihar Konusundaki Anlatıyı Değiştirmek” olarak belirlendi.
2026, bu temanın üçüncü ve son yılı olurken kampanyanın çağrısı “Start the Conversation – Konuşmayı Başlat” şeklinde duyuruldu. Kampanya; sessizlik, damgalama ve yanlış inanışların yerine açık, anlayışlı ve destekleyici konuşmaların geliştirilmesini hedefliyor.
WHO’ya göre anlatıyı değiştirmek yalnızca bireyler arasındaki konuşmayı artırmak anlamına gelmiyor. Ruh sağlığı hizmetlerine erişimin geliştirilmesi, kanıta dayalı ulusal politikaların uygulanması ve intiharı önleme çalışmalarının kamu politikalarında daha güçlü biçimde yer alması da bu yaklaşımın önemli parçaları arasında bulunuyor.
“Bu Konuyu Konuşmak Riski Artırır” Düşüncesi Doğru Değil
İntiharla ilgili en yaygın yanlış inanışlardan biri, konu hakkında konuşmanın kişiyi intihara yönlendirebileceği düşüncesi.
Dünya Sağlık Örgütü bunun doğru olmadığını belirtiyor. Zor durumda olduğu düşünülen biriyle açık ve uygun biçimde konuşmanın, kişiye kendisini ifade etme fırsatı verebileceği ve yardım aramasına katkı sağlayabileceği ifade ediliyor. Bir kişiye intihar düşüncesi olup olmadığını sormanın da bu düşünceyi oluşturmadığı, aksine kişinin anlaşıldığını hissetmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor.
Tek Bir Nedene Bağlamak Yanlış
Uzman kuruluşlar, intihar davranışının tek bir olay veya tek bir nedene indirgenmemesi gerektiğinin de altını çiziyor.
Ruhsal sağlık sorunlarının yanı sıra yoğun duygusal sıkıntı, yalnızlık, kayıp, kronik ağrı veya hastalık, şiddet ve travma deneyimleri, ekonomik güçlükler, sosyal dışlanma ve çeşitli yaşam krizleri bir arada etkili olabiliyor. Her insanın durumu farklı olduğundan, nedenlere ilişkin kesin ve basitleştirici yorumlardan kaçınılması gerekiyor.
Erken Fark Etmek ve Destek Olmak Önemli
Bir kişinin belirgin şekilde içine kapanması, ağır umutsuzluk ifadeleri kullanması, ani ve ciddi duygu durum değişiklikleri yaşaması veya yaşamını sonlandırmaya yönelik düşüncelerinden söz etmesi ciddiye alınması gereken işaretler arasında değerlendiriliyor.
WHO, böyle bir durumda kişinin yargılanmadan dinlenmesini, profesyonel desteğe ulaşmasının teşvik edilmesini ve acil risk varsa yalnız bırakılmamasını öneriyor.
WHO’dan Dört Temel Önleme Adımı
Dünya Sağlık Örgütü’nün LIVE LIFE yaklaşımında intiharların önlenmesine yönelik dört temel alan öne çıkıyor. Bunlar; ölümcül araçlara erişimin sınırlandırılması, medyanın intihar haberlerini sorumlu biçimde ele alması, gençlerin sosyal ve duygusal yaşam becerilerinin güçlendirilmesi ile risk altında bulunan kişilerin erken belirlenerek değerlendirme, tedavi ve takip süreçlerine yönlendirilmesini kapsıyor.
Bu yaklaşım, intiharın yalnızca sağlık çalışanlarının değil; eğitimden medyaya, yerel yönetimlerden sosyal hizmetlere kadar birçok kurumun birlikte hareket etmesini gerektiren bir halk sağlığı konusu olduğunu ortaya koyuyor.
Medyaya da Önemli Sorumluluk Düşüyor
Dünya İntiharı Önleme Günü, medya kuruluşlarının kullandığı dilin önemini de yeniden gündeme getiriyor.
WHO, intihar haberlerinin sansasyonelleştirilmemesini, kullanılan yöntemin ayrıntılı biçimde aktarılmamasını ve tek bir nedene bağlayan başlıklardan kaçınılmasını öneriyor. Haberlerde yardım ve destek yollarının gösterilmesi, iyileşmenin mümkün olduğu mesajına yer verilmesi ve kişilerin mahremiyetinin korunması önem taşıyor. Sorumlu habercilik, WHO’nun kanıta dayalı önleme stratejilerinden biri olarak kabul ediliyor.
Osmaniye’de de Farkındalık Çalışmaları Önem Taşıyor
10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü, Osmaniye’de sağlık kuruluşları, okullar, üniversite, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları açısından da ruh sağlığı farkındalığını artırmak için önemli bir fırsat oluşturuyor.
Özellikle gençlere yönelik bilgilendirme programları, ruh sağlığı konusunda doğru bilginin yaygınlaştırılması, ailelerin erken uyarı işaretleri konusunda bilinçlendirilmesi ve profesyonel desteğe ulaşma yollarının anlatılması koruyucu çalışmalar açısından önem taşıyor.
Amaç, yalnızca 10 Eylül’de farkındalık oluşturmak değil; yıl boyunca kişilerin gerektiğinde yardım isteyebileceği, dinlenebileceği ve sağlık hizmetlerine ulaşabileceği destekleyici bir toplum yapısını güçlendirmek.
Acil Durumda 112 Aranmalı
Kendisinin veya yakınının acil ve yakın bir kendine zarar verme riski bulunduğunu düşünen kişilerin vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ni araması veya en yakın hastanenin acil servisine başvurması gerekiyor. WHO da yüksek riskli durumlarda kişinin yalnız bırakılmamasını ve acil sağlık desteğine ulaşılmasını öneriyor.





