ANTALYA (AA) - AYŞE YILDIZ - Türk Psikofarmakoloji Derneği (TAP) Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, dünya genelinde yeni nesillerde dürtü kontrolünün zorlaştığını belirterek, 'Dijital kültür bizi adeta dopamin bağımlısı yaptı. Dolayısıyla insanlar kendilerine engel koymakta giderek zorlanıyor. Kendimize engel koyabilmek, uzun vadeli düşünebilmek demektir.' değerlendirmesinde bulundu.
Sayar, TAP tarafından '17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi' için geldiği Antalya'da, AA muhabirine, gençlerin okul eğitiminde öfke denetimi ve empati başta olmak üzere mutlaka bazı terbiyeleri almaları gerektiğini söyledi.
Çocuk ve gençlerin belirli değerlerle büyütülmesinin önemine işaret eden Sayar, aileden alınmamış bazı hasletlerin, özelliklerin, okul, eğitim ortamında gençlere kazandırılması gerektiğini vurguladı.
Gençlere dürtüleri, öfkeyi kontrol edebilme becerisi kazandırmak gerektiğini kaydeden Sayar, 'Halden anlamak, bir başkasının halinden anlamak önemli. Adabımuaşereti bilmesi, toplum içinde nasıl davranmasıyla ilgili temel yaşam bilgilerine sahip olması gerekiyor. Hayat bilgisi dersini, ailenin, öğretmenlerin, kurumların, eğitim camiasının gençlere aktarması mecburiyettir.' diye konuştu.
- 'Şefkatle, empatiyle gençleri yetiştirip topluma kazandırmak gerekiyor'
İnsanların hazza götürecek şeyleri tercih ettiğini belirten Sayar, şöyle konuştu:
'Dünyada dürtüsellikte artış var. Aklımıza geleni hızlı şekilde uygulamak yönünde nesiller geçtikçe giderek kolaylaşan eğilim var. Bu, daha haz odaklı bir toplum olmamızla alakalı. Dopamin devreleri çok hızlı çalışıyor. Bizi çabuk hazza götürecek şeyleri tercih ediyoruz. Bilgisayar oyunlarının, ekrandan hızlı gelen onaylanmaların bunda oynadığı pay çok büyük. Dijital kültür bizi adeta dopamin bağımlısı yaptı. Dolayısıyla insanlar kendilerine engel koymakta giderek zorlanıyor. Kendimize engel koyabilmek, uzun vadeli düşünebilmek, yakın vadedeki hazzı erteleyebilmek demektir. Dopamin bağımlısı haline geldikçe maalesef bu giderek zorlaşıyor.'
Sayar, gençlerin içinde dürtüsel problemler arttıkça daha kolay şiddete başvurabildiklerine, bu nedenle ruh sağlığı hizmetinin önemine işaret etti.
Aile ortamları iyi olmayan, ailede yeterince sevgi, şefkat, anlayış bulunmayan gençlerin daha kolay şiddet olaylarına yönelebildiğini ifade eden Sayar, sosyal hizmet anlayışını çok iyi yerleştirmek gerektiğini söyledi.
Sorunu yerinde tespit edip, kaynağından çözmek gerektiğine dikkati çeken Sayar, 'Şefkat, adalet, merhamet, empatiyle gençleri yetiştirip, topluma kazandırmak gerekiyor.' ifadelerini kullandı.





