Osmaniye’nin Millî Mücadele tarihini anlamak için yalnızca 7 Ocak 1922’deki kurtuluş gününe değil, bu tarihe giden yolda Çukurova’da yaşanan büyük kırılmalara da bakmak gerekiyor. Bunların en dikkat çekicilerinden biri, halk arasında “Kaç Kaç” adıyla hafızalara kazınan kitlesel kaçış ve göç hareketi.

Kurtuluş Savaşı tarih yazımında Kaç Kaç Olayı denildiğinde ağırlıklı olarak 10 Temmuz 1920’de Adana’da başlayan ve Çukurova’ya yayılan büyük sivil kaçış anlaşılır. Osmaniye ise o yıllarda Cebelibereket Sancağı’nın merkezi ve Fransız işgal sahasının önemli noktalarından biriydi. Bu nedenle Kaç Kaç’ın yarattığı korku, göç ve direniş ortamı Osmaniye’nin Millî Mücadele tarihinden ayrı düşünülemiyor.

Kaç Kaç Olayı nedir?

Atatürk Araştırma Merkezi yayınlarında aktarılan tarihsel bilgilere göre, 10 Temmuz 1920’de Adana ve çevresinde Türk sivillerin yaşadıkları bölgelerden ayrılmasına yol açan büyük bir kaçış hareketi başladı.

Dört güne yayılan olayların en yoğun safhasının 13 Temmuz akşamına kadar sürdüğü, insanların can güvenliği endişesiyle Toroslar yönüne çekildiği ve kaçan kafilelerin saldırılara uğradığı kaydediliyor. Türk tarih yazımında bu kitlesel hareket “Kaç Kaç Olayı” olarak adlandırıldı.

Gazi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Araştırma Merkezi de Fransız işgal yönetiminin baskısı altında Adana’dan ayrılan halkın Toroslar’a, Millî Kuvvetlerin bulunduğu sahalara yöneldiğini aktarıyor.

Olayın merkezi Adana, etkilediği coğrafya Çukurova

Burada önemli bir tarihî ayrıntının altını çizmek gerekiyor.

10 Temmuz 1920 Kaç Kaç Olayı’nın ana merkezi Adana’dır. Olayı doğrudan “Osmaniye’de başladı” şeklinde anlatmak tarihsel olarak doğru olmaz.

Ancak o dönemde Çukurova yalnızca bugünkü Adana il sınırlarından ibaret değildi. Millî Mücadele’nin güney cephesi Mersin, Adana, Osmaniye ve çevresindeki geniş bir sahayı kapsıyordu.

Osmaniye de işgal, göç, silahlı mücadele ve demiryolu hâkimiyeti açısından bu cephenin önemli noktalarından biriydi. Türkiye Bilimler Akademisinin Osmaniye’nin işgal ve kurtuluşunu ele alan çalışması, Fransız birliklerinin Osmaniye, Haruniye, Bahçe ve Kadirli’ye yerleştirildiğini ve çevre köylere yönelik baskınların bölgede Kuvâ-yı Milliye örgütlenmesini hızlandırdığını belirtiyor.

Osmaniye neden önemliydi?

Osmaniye’nin stratejik öneminin başında demiryolu hattı geliyordu.

Çukurova’yı Anadolu’nun iç kesimlerine bağlayan ulaşım güzergâhlarının denetimi hem Fransız kuvvetleri hem de Millî Kuvvetler açısından büyük önem taşıyordu.

TÜBA’nın arşiv belgelerine dayalı çalışmasında, Fransızların demiryoluna yakınlığı nedeniyle Osmaniye’yi bırakmak istemediği özellikle vurgulanıyor.

Bu nedenle Osmaniye yalnızca bir yerleşim merkezi değil, Çukurova’daki askerî mücadelenin ulaşım ve lojistik bakımından kritik noktalarından biriydi.

Osmaniye, Bahçe ve Haruniye’de direniş örgütlendi

İşgal döneminde Osmaniye ve çevresindeki halkın bir bölümü Millî Mücadele içerisinde örgütlenmeye başladı.

TÜBA çalışmasına göre Kadirli, Osmaniye ve çevresinde Kuvâ-yı Milliye müfrezeleri kuruldu. Bu birliklerin koordinasyonunda Aydınoğlu Tufan Bey önemli rol üstlendi.

Kozan’ın kurtarılmasının ardından Millî Kuvvetlerin Haruniye’yi Fransız birliklerinden geri aldığı ve Osmaniye-Bahçe arasındaki bölgenin önemli bölümünde kontrol sağladığı kaydediliyor.

Osmaniye’nin güney cephesindeki mücadelede taşıdığı önem böylece daha da arttı.

Halk evlerini bırakıp kırsala yöneldi

Osmaniye’nin yerel tarih anlatılarında da işgal yıllarında halkın silah sesleri ve güvenlik endişesi nedeniyle evlerinden ayrılarak köy, yayla ve dağlık alanlara yöneldiği aktarılıyor.

Yerel hafızada bu kaçışların bazıları için de “kaç kaç” veya “göç göç” ifadelerinin kullanıldığı görülüyor.

Dolayısıyla “Kaç Kaç” kavramı Osmaniye’de yalnızca akademik tarih kitaplarında geçen bir terim değil; kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü tarih anlatılarında da karşılık bulmuş durumda.

Önemli ayrıntı: Osmaniye’de “Kaç Kaç” adı daha önce de kullanıldı

Osmaniye tarihi açısından dikkat edilmesi gereken başka bir ayrım daha bulunuyor.

Bazı akademik çalışmalarda Osmaniye halkının 1909 Adana olayları sırasında yaşanan kaçış ve dağlara çekilme hareketini de “Kaç Kaç” olarak adlandırdığı belirtiliyor.

Bu nedenle Osmaniye’de yaşlı kuşakların aktardığı “Kaç Kaç” hatıraları her zaman 10 Temmuz 1920’deki olayla aynı tarihsel olayı ifade etmeyebilir.

Tarih araştırmalarında iki olayın birbirine karıştırılmaması gerekiyor:

1909’daki Osmaniye ve çevresindeki karışıklıklar sırasında yaşanan kaçışlar ile Kurtuluş Savaşı sırasında 10 Temmuz 1920’de Adana merkezli başlayan Kaç Kaç Olayı farklı tarihsel dönemlere ait.

Ancak her iki olayın da bölge halkının hafızasında göç, korku ve can güvenliği arayışıyla özdeşleşmesi, aynı ifadenin kullanılmasını açıklıyor.

Kadınlar ve çocuklar da göç yollarına düştü

Kaç Kaç gibi kitlesel kaçış hareketlerinde savaşın yükünü yalnızca silahlı birlikler taşımadı.

Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da evlerini bırakarak güvenli bölgelere ulaşmaya çalıştı. Yaz sıcakları, su ve yiyecek sıkıntısı ile ulaşım imkânlarının yetersizliği göçü daha da zorlaştırdı.

Atatürk Araştırma Merkezi kaynaklarında, 10 Temmuz 1920’den itibaren kaçan sivillerin Fransız uçaklarının saldırılarına maruz kaldığı ve olayların çok sayıda can kaybına yol açtığı aktarılıyor.

Kaç Kaç direnişi de büyüttü

Kaç Kaç Olayı yalnızca kitlesel bir sivil kaçış olarak kalmadı.

Adana’dan Toroslar yönüne çekilen nüfusun Millî Kuvvetlerin bulunduğu bölgelere ulaşması, işgal karşıtı direnişin toplumsal tabanını da etkiledi.

Gazi Üniversitesi tarafından yayımlanan akademik çalışmada, kaçan halkın Toroslar’daki Türk Millî Kuvvetlerinin bulunduğu bölgelere geçtiği; Fransız makamlarının ise propaganda ve istihbarat faaliyetleriyle halk ile Millî Kuvvetler arasındaki bağı zayıflatmaya çalıştığı belirtiliyor.

Bu açıdan Kaç Kaç, yalnızca “kaçış” değil, Çukurova’daki Millî Mücadele’nin sonraki safhalarını etkileyen toplumsal olaylardan biri olarak değerlendiriliyor.

Osmaniye’de Kuvâ-yı Milliye güçlendi

Osmaniye ve çevresinde işgal karşıtı mücadele zamanla daha örgütlü hale geldi.

Bahçe, Düziçi, Yarpuz ve çevresindeki Millî Mücadele hareketleri, güney cephesindeki direnişin önemli parçaları oldu.

Osmaniye’nin kurtuluş tarihine ilişkin resmi kaynaklarda Yörük Selim, Aydınoğlu Tufan, Rahime Hatun, Palalı Süleyman, Mamık Hüseyin, Kadir Çavuş, Nacar Ökkeş ve Alibekiroğlu Ahmet gibi isimler bölgedeki mücadelenin sembol isimleri arasında anılıyor.

Ankara Antlaşması dönüm noktası oldu

Çukurova’daki askerî ve siyasi gelişmelerin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile Fransa arasında 20 Ekim 1921’de Ankara Antlaşması imzalandı.

Bu anlaşmanın ardından Fransız birlikleri Çukurova’daki işgal bölgelerinden çekilmeye başladı.

Osmaniye Valiliğinin tarihçesine göre Fransız kuvvetleri 7 Ocak 1922’de Osmaniye’den çekildi. Bu tarih günümüzde Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluş günü olarak kutlanıyor.

Adana 5 Ocak, Osmaniye 7 Ocak’ta özgürlüğüne kavuştu

Çekilme süreci Çukurova’da aşamalı gerçekleşti.

Fransız birlikleri Mersin’i 3 Ocak, Adana’yı 5 Ocak, Ceyhan’ı 6 Ocak ve Osmaniye’yi 7 Ocak 1922’de boşalttı. TBMM tutanaklarında da bu kronoloji yer alıyor.

Böylece yaklaşık üç yıl süren işgal dönemi Osmaniye açısından sona erdi.

Kaç Kaç’tan 7 Ocak’a uzanan mücadele

Osmaniye’nin Millî Mücadele hafızası, tek bir savaş veya tek bir kahramanlık hikâyesinden oluşmuyor.

İşgalle başlayan baskı ortamı, halkın güvenli bölgelere çekilmesi, Kuvâ-yı Milliye birliklerinin kurulması, Bahçe-Haruniye-Osmaniye hattındaki mücadeleler ve Çukurova’nın başka noktalarında yaşanan Kaç Kaç gibi büyük toplumsal olaylar aynı tarihsel sürecin parçalarını oluşturuyor.

Bu nedenle 7 Ocak 1922’deki kurtuluşu anlamak, öncesindeki acıları ve halkın yaşadığı göçleri de hatırlamayı gerektiriyor.

Osmaniye’nin hafızasında hâlâ yaşıyor

Aradan bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen Millî Mücadele yıllarına ilişkin anlatılar Osmaniye’de aile hatıraları, yer adları, şehitlikler ve sözlü tarih aracılığıyla yaşamaya devam ediyor.

Kaç Kaç ifadesi de bu hafızanın en çarpıcı kavramlarından biri.

Ancak tarihsel doğruluk açısından şu ayrım önem taşıyor: Kurtuluş Savaşı tarihindeki 10 Temmuz 1920 Kaç Kaç Olayı’nın merkezi Adana’dır; Osmaniye ise aynı Çukurova işgal ve direniş coğrafyasının önemli cephelerinden biridir.

Osmaniye’nin hikâyesi, Kaç Kaç’ın oluşturduğu büyük korku ve göç atmosferinden başlayıp Kuvâ-yı Milliye direnişinin güçlenmesine ve nihayet 7 Ocak 1922’de işgalin sona ermesine uzanan geniş bir tarihsel çerçevenin içerisinde yer alıyor.

Muhabir: Resul Özdil