“Kanuni Faiz Zararı Karşılamıyor”

Ölmez, para borçlarında uygulanan kanuni faizin çoğu zaman enflasyon karşısında yetersiz kaldığını belirtti. 3095 Sayılı Kanun kapsamında uygulanan faiz oranının, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde alacaklının gerçek zararını telafi edemediğini vurguladı.

Anayasa Mahkemesi’nin 8 Temmuz 2025 tarihli ve 2024/41763 sayılı kararına dikkat çeken Ölmez, yüksek mahkemenin kanuni faizin değer kaybını önlemede yetersiz kaldığını tespit ettiğini ve bu durumun mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelebileceğini ifade etti.

Para1-2

Somut Örnek: 44 Bin TL’lik Alacak 5 Yılda Eriydi

Ölmez, mesleki deneyiminden bir örnek vererek süreci şöyle anlattı:

Bir banka tarafından 2018 yılında 44 bin 300 TL fazla tahsilat yapıldı. Yargı süreci 2024 yılında kesinleşti ve banka ana para ile birlikte faiz ödemesi yaptı. Ancak geçen sürede döviz kuru ve enflasyon artışı nedeniyle alacaklının satın alma gücü ciddi şekilde düştü. Kanuni faiz ödenmiş olsa da gerçek zarar karşılanmadı. İşte bu fark “munzam zarar” olarak adlandırılıyor.

Tüketiciler Hangi Durumlarda Talep Edebilir?

Munzam zarar özellikle şu alanlarda önem kazanıyor:

  • Bankacılık ve kredi sözleşmeleri

  • Kredi kartı işlemleri

  • Sigorta sözleşmeleri

  • Elektrik, su ve doğalgaz abonelikleri

Ölmez’e göre sözleşmelerde genellikle tüketicinin gecikmesi halinde uygulanacak faiz düzenleniyor; ancak kurumun haksız tahsilat yapması durumunda nasıl bir faiz uygulanacağı açıkça yer almıyor.

Para-19

AYM’nin Belirlediği 4 Şart

Anayasa Mahkemesi kararında munzam zarar için şu dört kriteri ortaya koydu:

  1. Borçlunun temerrüde düşmüş olması

  2. Temerrüt faizinin zararı karşılamaması

  3. Borçlunun kusurlu olması

  4. Temerrüt ile zarar arasında illiyet bağının bulunması

Bu şartların varlığı halinde tüketiciler, kanuni faiz dışında ek zarar talep edebiliyor.

21 Şubat’ta Dolar ve Euro Kaç TL Oldu?
21 Şubat’ta Dolar ve Euro Kaç TL Oldu?
İçeriği Görüntüle

Hangi Kriterle Hesaplama Yapılmalı?

Ölmez, zarar hesabında altın, döviz kuru, enflasyon oranı ya da kredi faizi gibi somut kriterlerin esas alınabileceğini belirtti. Ancak talebin makul ve ispatlanabilir olması gerektiğini vurguladı.

Tüketicilerin dava dilekçelerinde, AYM’nin ilgili kararına atıf yaparak “uğranılan munzam zararın tazmini” talebinde bulunmaları gerektiğini ifade etti.

Yasal Düzenleme Bekleniyor

Anayasa Mahkemesi kararının ardından konunun yasal düzenlemeye ihtiyaç duyduğunu belirten Ölmez, sözleşmelere “temerrüt faizi her iki taraf için de geçerlidir” hükmünün eklenmesini önerdi. Bu düzenlemenin hem tüketiciyi koruyacağını hem de yargı yükünü azaltacağını söyledi.

Muhabir: Resul Özdil