AK Parti Osmaniye Milletvekili Seydi Gülsoy, katıldığı "Meclisten Portreler" programında çocukluk yıllarından meslek hayatına, aile yaşamından siyasete giriş sürecine, Osmaniye'nin ekonomik potansiyelinden deprem sonrası yeniden yapılanma çalışmalarına kadar birçok konuda samimi açıklamalarda bulundu.
TOPRAK DAMLI KÖY OKULUNDAN TBMM'YE UZANAN HİKÂYE
Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Osmaniye'yi temsil eden AK Parti Osmaniye Milletvekili Seydi Gülsoy'un hikâyesi, Anadolu'nun birçok insanının hayat mücadelesini yansıtan örnek bir başarı öyküsü olarak dikkat çekiyor.
Toprak damlı bir köy okulunda başlayan eğitim hayatı, yıllar sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi sıralarına uzandı. Ancak bu yolculuk kolay olmadı. Çocukluk yıllarından itibaren çalışma hayatıyla tanışan, köy hayatının zorluklarını yaşayan ve genç yaşta kendi işini kuran Gülsoy'un hikâyesi aynı zamanda azim, mücadele ve kararlılığın hikâyesi olarak öne çıkıyor.
Doğumu Adana'da, kökleri İslahiye'de
27 Eylül 1967 tarihinde Adana'da dünyaya gelen Seydi Gülsoy'un nüfus kaydı Gaziantep'in İslahiye ilçesine bağlı Kozdere Köyü'nde bulunuyor.
Ailesi geçim amacıyla Adana'ya göç etmişti. Ancak Gülsoy henüz küçük yaşlardayken babası Almanya'ya işçi olarak gitti. Yaklaşık üç yıl Almanya'da çalışan baba dönüşünde ailesini Osmaniye'ye taşıdı.
Ancak küçük Seydi'nin hayatında farklı bir gelişme yaşandı.
Dedesi ve babaannesi onu yanlarından ayırmak istemedi.
Böylece ailesi Osmaniye'ye yerleşirken, Seydi Gülsoy köyde dedesi ve babaannesiyle yaşamaya devam etti.
Bu nedenle çocukluk yılları köy hayatının içerisinde geçti.
Dedesi ve babaannesinin yanında büyüdü
Bugün hâlâ çocukluk yıllarını anlatırken duygulanan Gülsoy, hayatındaki en önemli kişilerden birinin dedesi ve babaannesi olduğunu söylüyor.
İlkokul yıllarını onların yanında geçirdi.
Ailesi Osmaniye'de yaşarken o köyde kaldı.
Bu durum onun hayata daha erken yaşlarda hazırlanmasına neden oldu.
Köy yaşamının zorluklarını küçük yaşlarda öğrenen Gülsoy, sorumluluk almayı da erken yaşlarda öğrendi.
Toprak damlı okulda eğitim gördü
Gülsoy'un hafızasında en çok yer eden anılardan biri ilkokul yıllarında okuduğu okul.
Bugünün modern eğitim binalarıyla kıyaslandığında oldukça zor şartlarda eğitim aldıklarını anlatıyor.
İlkokul birinci ve ikinci sınıfta okuduğu okulun çatısı topraktı.
Yağmur yağdığında veya hava şartları kötü olduğunda çeşitli sorunlar yaşanıyordu.
Öğretmenleri çocukların üzerine toprak dökülmemesi için sınıfın tavanına naylon çakmıştı.
O günleri anlatırken Türkiye'nin eğitim alanında geldiği noktaya dikkat çeken Gülsoy, bugün çocukların çok daha iyi şartlarda eğitim gördüğünü vurguluyor.
Daha sonra köye küçük bir okul yapıldı.
Tek derslikli betonarme okulun yapılması köy halkı için büyük bir gelişmeydi.
Gülsoy ilkokulu burada tamamladı.
Osmaniye ile tanışması ortaokulda oldu
İlkokulu tamamladıktan sonra eğitim hayatına devam etmek için Osmaniye'ye geldi.
Artık ailesinin yanındaydı.
Ortaokul eğitimini Osmaniye Merkez Ortaokulu'nda sürdürdü.
Şehir hayatına alışmaya çalışırken eğitimine de devam etti.
Daha sonra lise tercihi gündeme geldi.
Bu noktada ağabeyinin tavsiyesi hayatının yönünü değiştirdi.
Ağabeyinin tavsiyesi hayatını değiştirdi
Ağabeyi Ticaret Lisesi mezunuydu.
Kardeşinin de aynı okulda okumasını istiyordu.
O dönem Ticaret Lisesi mezunlarının iş bulma imkanlarının daha yüksek olduğunu düşünüyordu.
Daktilo öğrenmek, muhasebe bilgisine sahip olmak ve ticaret alanında eğitim almak önemli avantaj olarak görülüyordu.
Ağabeyinin yönlendirmesiyle Osmaniye Ticaret Lisesi'ne kayıt yaptıran Gülsoy, yıllar sonra bu tercihin hayatının dönüm noktalarından biri olduğunu söyleyecekti.
Çalışma hayatı lise yıllarında başladı
Ticaret Lisesi'nin son sınıfına geldiğinde muhasebe alanına olan ilgisi artmıştı.
Mesleği öğrenmek istiyordu.
Bu nedenle bir muhasebe bürosunda çırak olarak çalışmaya başladı.
Hafta sonlarında ve boş zamanlarında büroya gidiyor, mesleği uygulamalı olarak öğreniyordu.
Henüz öğrenciyken çalışma hayatıyla tanışmıştı.
Bu süreç onun ileride kuracağı kariyerin temelini oluşturdu.
1985 yılına gelindiğinde Seydi Gülsoy hem öğrenci hem çalışan genç bir muhasebeci adayıydı.
Okul sıraları ile iş hayatını aynı anda yürütüyordu.
Bu dönemde kazandığı disiplin ve çalışma alışkanlığı ilerleyen yıllarda iş hayatındaki başarısının da temelini oluşturacaktı.
"Hayatın içinde büyüdük"
Bugün gençlerin daha farklı şartlarda yetiştiğini söyleyen Gülsoy, kendi kuşağının hayatın içerisinde büyüdüğünü ifade ediyor.
Çocuk yaşlarda sorumluluk aldıklarını belirten Gülsoy, çalışma hayatının kendisine önemli tecrübeler kazandırdığını düşünüyor.
Köyde geçen çocukluk yılları, toprak damlı okul, dedesiyle geçirilen günler ve genç yaşta başlayan iş hayatı...
Bütün bunlar yıllar sonra Osmaniye Milletvekili olacak Seydi Gülsoy'un karakterinin şekillenmesinde önemli rol oynadı.
Ancak hikâyenin bundan sonraki bölümü daha da dikkat çekici.
Çünkü lise ve yüksekokul yıllarında başlayan muhasebecilik serüveni, onu genç yaşta kendi işini kuran bir girişimciye dönüştürecek, ardından Osmaniye'nin önemli sivil toplum kuruluşlarında görev almasına ve sonrasında siyasete uzanan kapıları açacaktı.
ÇIRAKLIKTAN MALİ MÜŞAVİRLİĞE UZANAN YOLCULUK
Osmaniye Ticaret Lisesi'nde başlayan muhasebe serüveni, Seydi Gülsoy'un hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Henüz lise öğrencisiyken muhasebe bürosunda çalışmaya başlayan Gülsoy, mezuniyet sonrası aynı iş yerinde profesyonel olarak görev aldı.
Daha sonra Osmaniye Meslek Yüksekokulu Muhasebe Bölümü'nü kazandı. Üniversite eğitimi boyunca da meslekten kopmadı. Gündüz okuluna gidiyor, boş zamanlarında ise muhasebe bürosunda çalışıyordu.
Meslek yüksekokulundan mezun olduktan sonra dikey geçiş yapmak istedi ancak dönemin uygulamaları nedeniyle iki yıl çalışma şartıyla karşılaştı. Bu süreyi beklemek yerine kendi bürosunu açmaya karar verdi.
Henüz 20'li yaşların başında kendi iş yerini kuran Gülsoy, genç yaşta iş insanı olmanın zorluklarıyla karşılaştı.
O yıllarda muhasebeci denildiğinde insanların aklına yaşça büyük ve tecrübeli kişiler geldiğini anlatan Gülsoy, genç yaşından dolayı başlangıçta güven oluşturmanın kolay olmadığını ifade ediyor.
Ancak disiplinli çalışması, dürüstlüğü ve mesleğine olan bağlılığı sayesinde kısa sürede müşteri portföyünü genişletti.
Daha sonra Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi'ni tamamlayarak lisans eğitimini de bitirdi.
Meslek hayatında yükseldikçe Osmaniye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası'nın kuruluş çalışmalarında aktif görev aldı. Yönetim kurulu üyeliği, başkan yardımcılığı ve iki dönem oda başkanlığı görevlerinde bulundu.
Bugün hâlâ mesleğini büyük bir sevgiyle yaptığını söyleyen Gülsoy, "Yeniden dünyaya gelsem yine aynı mesleği seçerdim" diyor.
AİLE, FEDAKÂRLIK VE SİYASETİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ
Seydi Gülsoy'un hayatındaki en önemli destekçilerinden biri ailesi oldu.
1992 yılında nişanlanan Gülsoy, 24 Ocak 1993 tarihinde edebiyat öğretmeni olan eşiyle evlendi. Bugün üç çocuk ve bir torun sahibi olan Gülsoy, ailesinin desteği olmadan bu noktaya gelmesinin mümkün olmadığını söylüyor.
Büyük oğlu mali müşavirlik ofisini yönetirken, küçük oğlu inşaat mühendisi olarak yapı laboratuvarı işletiyor. Kızı ise mimar olarak meslek hayatına devam ediyor.
Üç yaşındaki torunu Dünya Mila ise ailede ayrı bir mutluluk kaynağı.
Ancak siyaset ve sivil toplum çalışmaları nedeniyle aile hayatında fedakârlıklar da yaşandı.
Yaklaşık 20 yıldır aktif siyasetin içinde bulunduğunu belirten Gülsoy, hafta sonlarının büyük bölümünü düğünlerde, cenazelerde, toplantılarda ve saha çalışmalarında geçirdiğini anlatıyor.
Bazen çocuklarını günlerce göremediğini, torunuyla görüntülü görüşmek zorunda kaldığını ifade eden Gülsoy, ailesine teşekkür ederek şu duygusal ifadeleri kullanıyor:
"Hanımım ve çocuklarım bu fedakârlığı göstermeseydi bugün bu görevleri yapamazdık. Haklarını helal etsinler."
Ailesiyle birlikte vakit geçirmeyi sevdiğini belirten Gülsoy, fırsat buldukça piknik yapmayı, gezmeyi ve birlikte zaman geçirmeyi tercih ettiğini söylüyor.
Mangal kültürünün Akdeniz insanının yaşamında önemli yer tuttuğunu ifade eden Gülsoy, aile içerisinde mangal görevini artık oğlunun üstlendiğini gülümseyerek anlatıyor.
"OSMANİYE'YE AŞIĞIM"
Seydi Gülsoy'un röportaj boyunca en çok üzerinde durduğu konu Osmaniye oldu.
"Osmaniye'ye aşığım" sözünü birkaç kez tekrarlayan Gülsoy, yıllardır şehrin ticaret, esnaf ve sosyal yaşamının içerisinde bulunduğunu belirterek kentin ihtiyaçlarını çok iyi bildiğini ifade ediyor.
Osmaniye'nin eski adının Cebelibereket olduğunu hatırlatan Gülsoy, bu ismin kentin bereketli yapısını yansıttığını söylüyor.
Osmaniye ekonomisinin temel direklerinden birinin yer fıstığı olduğunu belirten Gülsoy, coğrafi işaretli Osmaniye fıstığının artık yalnızca ham ürün olarak değil, işlenmiş ürünler şeklinde de ekonomiye kazandırıldığını ifade ediyor.
Kadirli turpunun Türkiye üretiminin yaklaşık yüzde 70'ini karşıladığını belirten Gülsoy, tarıma dayalı sanayinin gelişmesinin bölge ekonomisine büyük katkı sunduğunu dile getiriyor.
Sanayi alanında da önemli gelişmeler yaşandığını anlatan Gülsoy, Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nin tamamen dolduğunu, Toprakkale, Düziçi ve Sumbas'ta yeni organize sanayi bölgelerinin kurulduğunu söylüyor.
Deprem ve Yeniden İnşa Süreci
6 Şubat depremlerinin Osmaniye'de büyük yıkıma neden olduğunu belirten Gülsoy, o dönemde AK Parti İl Başkanı olarak görev yaptığını ve depremi bizzat yaşadığını anlatıyor.
Yaklaşık bin kişinin hayatını kaybettiğini, binlerce yapının ağır hasar gördüğünü ifade eden Gülsoy, devletin tüm kurumlarıyla Osmaniye'nin yeniden ayağa kaldırılması için çalıştığını belirtiyor.
Konutların büyük bölümünün tamamlandığını, vatandaşların yeni yuvalarına taşındığını söyleyen Gülsoy, şimdi sıranın altyapı ve kentsel dönüşüm çalışmalarında olduğunu ifade ediyor.
"Osmaniye'yi daha güçlü, daha güvenli ve daha modern bir şehir olarak geleceğe hazırlıyoruz" diyor.
GENÇLERE MESAJ: "NE İŞ YAPIYORSANIZ EN İYİSİNİ YAPIN"
Röportajın son bölümünde gençlere seslenen Seydi Gülsoy, hayat tecrübelerinden süzülen önemli tavsiyelerde bulundu.
Başarının temelinde işini sevmek olduğunu belirten Gülsoy, hangi meslek yapılırsa yapılsın en iyisinin hedeflenmesi gerektiğini vurguladı.
Kendi çocukluk yıllarında ayakkabı boyacılığı yaptığını, simit sattığını anlatan Gülsoy, hiçbir işin küçümsenmemesi gerektiğini söyledi.
"Temizlik yapıyorsanız en iyi temizliği yapın. Esnafsanız işinizi en iyi şekilde yapın. Meslek ne olursa olsun severek ve en iyi şekilde yapın" ifadelerini kullandı.
Gençlerin yalnızca sosyal medya ile sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Gülsoy, sosyal hayatın içinde olmalarını, sivil toplum kuruluşlarında görev almalarını ve kendilerini geliştirmelerini tavsiye etti.
28 Şubat sürecinin kendisini siyasete yönlendirdiğini anlatan Gülsoy, AK Parti'nin kuruluşundan itibaren siyasetin içinde yer aldığını ve yaklaşık 20 yıl boyunca teşkilatlarda görev yaptığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gençlere ve kadınlara siyasette önemli fırsatlar sunduğunu belirten Gülsoy, gençlerin gelecekte daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Röportajını Osmaniye'ye duyduğu sevgiyi yineleyerek tamamlayan Gülsoy, "Bu şehir için çalışmaya devam edeceğiz. İnsanlarımızın duası ve desteği bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır" dedi.



