Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Başdanışmanı Harun Kayacı, Meltem TV ekranlarında yayımlanan programda 30 Ağustos Zafer Bayramı, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliği, Milli Mücadele’nin temel değerleri ve Türkiye’nin tam bağımsızlık hedefi üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının imkânsızlıklar içerisinde büyük bir mücadele verdiğini belirten Kayacı, kazanılan zaferin yalnızca askerî bir başarı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Kayacı, Milli Mücadele’nin milletin bağımsızlığı, onuru ve vatanın bütünlüğü için emperyalist devletlere karşı yürütüldüğünü ifade etti.

“Mezhep ve etnik köken ayrımı yapılmadı”

Milli Mücadele’nin toplumun farklı kesimlerini ortak bir amaç etrafında birleştirdiğini belirten Kayacı, Atatürk ve silah arkadaşlarının mezhep ya da etnik köken üzerinden bir mücadele yürütmediğini vurguladı.

Kayacı, “Mustafa Kemal Atatürk ve bizim dedelerimiz olan silah arkadaşları mezhep kavgası yapmadılar, etnik köken kavgası yapmadılar. Bu toprakları işgal etmek isteyen emperyalist devletlere karşı dik bir duruş ortaya koydular” dedi.

Atatürk’ün, Sakarya Meydan Muharebesi sırasında söylediği “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” sözünü hatırlatan Kayacı, bağımsızlık mücadelesinin vatanın her karış toprağında verildiğine dikkat çekti.

“Türkiye’yi farklı kılan Cumhuriyet’tir”

Türkiye Cumhuriyeti’ni bölgedeki ülkelerden ayıran en önemli unsurun Cumhuriyet rejimi olduğunu dile getiren Kayacı, yasama, yürütme ve yargı kurumlarının birbirini denetlediği bir devlet yapısının önemine işaret etti.

Atatürk’ün Milli Mücadele sonrasında kişisel bir iktidar kurmayı tercih etmediğini belirten Kayacı, kazanılan zaferin ardından egemenliğin millete teslim edildiğini söyledi.

Kayacı, “Mustafa Kemal Atatürk, ‘Bu toprakları ben kurtardım, bundan sonra sizin kralınız veya padişahınız benim’ diyebilirdi. Ancak bunu yapmadı. Cumhuriyeti kurdu ve milletine teslim etti” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet’in yalnızca bir yönetim şekli olmadığını dile getiren Kayacı, sistemin temelinde milli egemenlik, hukuk, denetim ve millet iradesinin bulunduğunu kaydetti.

Atatürk’ün entelektüel yönüne dikkat çekti

Mustafa Kemal Atatürk’ün askerî kimliğinin yanında güçlü bir entelektüel birikime sahip olduğunu belirten Kayacı, Atatürk’ün savaş yıllarında bile okumaya ve araştırmaya devam ettiğini anlattı.

Atatürk’ün birden fazla dil bildiğini, farklı yönetim biçimlerini incelediğini ve kitaplar kaleme aldığını ifade eden Kayacı, onun dünyadaki siyasi gelişmeleri yakından takip ettiğini söyledi.

Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki askerî, siyasi ve ekonomik gelişmeleri yakından gözlemleyen Atatürk’ün yeni devletin kuruluşunda bu tecrübelerden yararlandığını belirten Kayacı, Cumhuriyet’in bilinçli bir devlet tasavvurunun sonucu olduğunu dile getirdi.

“Başkomutanlık yetkisini Meclisten aldı”

Harun Kayacı, Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele’nin en kritik dönemlerinde dahi Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesine bağlı hareket ettiğini vurguladı.

Atatürk’ün 5 Ağustos 1921’de TBMM tarafından Başkomutanlık görevine getirildiğini hatırlatan Kayacı, bunun milli irade anlayışını ortaya koyan önemli bir örnek olduğunu söyledi.

Kayacı, “Türkiye işgal altındayken dahi ‘Ben zaten komutanım, ülkeyi ben kurtarıyorum’ demedi. Başkomutanlık yetkisini Meclisten aldı ve ordunun başına geçti” şeklinde konuştu.

Bu yaklaşımın, Milli Mücadele’nin kişisel bir hareket değil, Meclis ve millet iradesiyle yürütülen bir bağımsızlık mücadelesi olduğunu gösterdiğini kaydetti.

“30 Ağustos’u bugünün şartlarıyla da okumalıyız”

30 Ağustos Zafer Bayramı’nın yalnızca geçmişte kazanılmış bir askerî zafer olarak görülmemesi gerektiğini savunan Kayacı, bağımsızlık anlayışının günümüz koşullarında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kayacı, çağdaş bağımsızlık mücadelesinin yalnızca silahlı çatışmalar üzerinden okunamayacağını; ekonomik, siyasi ve kültürel bağımsızlığın da devletler açısından hayati önem taşıdığını ifade etti.

Osman Türk: CHP’de Ayrıcalık ve Adamcılık Dönemi Bitti
Osman Türk: CHP’de Ayrıcalık ve Adamcılık Dönemi Bitti
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin kendi kararlarını özgür biçimde alabilmesi için üretimden finansa, enerjiden yer altı kaynaklarına kadar birçok alanda güçlü olması gerektiğini belirten Kayacı, ekonomik bağımlılığın siyasi karar mekanizmalarını da etkileyebileceğini dile getirdi.

İzmir İktisat Kongresi vurgusu

Kayacı, Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki ekonomi politikalarının temel adımlarından biri olan İzmir İktisat Kongresi’ne de değindi.

Kongrede ekonomik bağımsızlık, milli üretim, sanayileşme ve kalkınma hedeflerinin ele alındığını belirten Kayacı, askerî zaferin ekonomik başarılarla desteklenmesinin amaçlandığını söyledi.

Türkiye’nin kapitalist ekonomik sisteme koşulsuz biçimde bağlanmaması gerektiğini savunan Kayacı, devletin ekonomi içerisinde yön gösteren ve düzenleyici bir konumda bulunmasının önemine dikkat çekti.

Milli Ekonomi Modeli’ni işaret etti

Türkiye’nin tam bağımsızlığı için ekonomik bir sistem değişikliğine ihtiyaç olduğunu ifade eden Kayacı, merhum BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş tarafından geliştirilen Milli Ekonomi Modeli’nin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Modelin Türkiye’nin kendi kaynaklarını kullanarak üretim ve kalkınmasını sağlamayı hedeflediğini belirten Kayacı, ekonomik bağımsızlığını kazanan devletlerin siyasi kararlarını da dış müdahalelerden uzak biçimde alabileceğini dile getirdi.

Kayacı, “Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsız olabilmesi ve bölge devletlerine önderlik yapabilmesi için ekonomik olarak bağımsız olacağı bir sisteme geçmesi şarttır” dedi.

Milli Ekonomi Modeli’nin yalnızca Türkiye için değil, bölge ülkeleri açısından da önem taşıdığını savunan Kayacı, modelin uygulanması halinde ülkelerin ekonomik bağımsızlıklarını güçlendirebileceğini ifade etti.

“Atatürk’ün milli duruşu gençlere ışık tutmalı”

Konuşmasının sonunda Türk gençliğine seslenen Harun Kayacı, Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık anlayışının günümüz kuşakları tarafından doğru okunması gerektiğini söyledi.

Atatürk’ün milli iradeyi esas alan duruşunun, Cumhuriyet’e bağlılığının ve tam bağımsızlık hedefinin gençlere yol göstermesi gerektiğini belirten Kayacı, Türkiye’nin geleceğinin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını koruyan nesiller tarafından şekillendirileceğini ifade etti.

Muhabir: Resul Özdil