Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, Meltem TV ekranlarında yayımlanan “Parantez” programında Suriye’de yaşanan gelişmeleri ve bunların Türkiye açısından doğurabileceği sonuçları değerlendirdi.

Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasının Türkiye’nin güvenliği açısından büyük önem taşıdığını belirten Önder, ülkede bağımsız, özerk veya federal bir bölge oluşturulmasının Türkiye açısından ciddi sorunlar doğurabileceğini ifade etti.

Önder, SDG’nin Suriye’den ayrılma veya ülkenin kuzeyinde Kuzey Irak benzeri özel bir yapı kurma hedefinden vazgeçerek merkezi yönetime dahil edilmesini toprak bütünlüğü bakımından olumlu değerlendirdi. Ancak entegrasyonun yöntemi ve silahlı unsurların yeni devlet yapısındaki konumunun ayrı bir güvenlik riski oluşturabileceğini savundu.

“Toprak bütünlüğü Türkiye için önemli”

Suriye’de ayrı bir devlet, özerk yönetim veya federasyon oluşturulmasının Türkiye’nin sınır güvenliğini ve bölgesel istikrarı olumsuz etkileyebileceğini belirten Önder, önceliğin ülkenin toprak bütünlüğünün sağlanması olması gerektiğini söyledi.

Önder, “Suriye’nin toprak bütünlüğü Türkiye açısından kıymetli ve önemlidir. Ayrı bir bölge, otonom yönetim veya Kuzey Irak benzeri federal bir yapı oluşturulması Türkiye açısından daha büyük sorunlara yol açabilir” dedi.

SDG’nin bağımsızlık veya özel yönetim talebi yerine Suriye devletine dahil edilmesinin ilk bakışta olumlu göründüğünü dile getiren Önder, bu gelişmenin silahlı yapının olduğu gibi korunması anlamına gelmemesi gerektiğini belirtti.

Entegrasyonun yöntemine dikkat çekti

Türkiye’nin terör örgütü olarak değerlendirdiği yapılarla bağlantılı kişilerin resmî veya diplomatik kimlikle Suriye devlet mekanizmasına dahil edilmesinin ciddi bir sorun oluşturacağını savunan Önder, silahlı unsurların devlet kurumlarında görev almasının Türkiye’nin müdahale imkânlarını sınırlayabileceğini söyledi.

Önder’e göre silahlı bir yapının yalnızca adı ve üniforması değiştirilerek Suriye ordusuna dahil edilmesi, güvenlik tehdidini ortadan kaldırmayacak.

“Silahlı yapı aynı bölgede varlığını sürdürecek ve yalnızca hukuki bir kimlik kazanacaksa burada tehlikeli bir durum ortaya çıkar” diyen Önder, bu statünün Türkiye’nin sınır ötesi güvenlik politikalarını etkileyebileceğini ifade etti.

Türkiye’nin operasyonlarını hatırlattı

Türkiye’nin geçmişte Suriye’nin kuzeyindeki tehditlere karşı Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı gibi sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdiğini hatırlatan Önder, bu operasyonların Türkiye’nin sınır güvenliği ve ulusal çıkarları doğrultusunda yapıldığını belirtti.

SDG unsurlarının Suriye ordusunun resmî bir parçası haline gelmesi durumunda Türkiye’nin benzer operasyonları düzenlerken farklı hukuki ve diplomatik sorunlarla karşılaşabileceğini savundu.

Önder, “Bugün SDG’ye yönelik gerçekleştirilen bir operasyon terörle mücadele kapsamında değerlendirilebilir. Ancak aynı unsurlar Suriye devletinin resmî silahlı gücü haline gelirse yapılacak müdahale, başka bir devletin ordusuna yönelik operasyon olarak yorumlanabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığının da yeni yönetim tarafından tartışmaya açılabileceğini ileri süren Önder, entegrasyon sürecinin Ankara’nın bölgedeki hareket alanını daraltabileceğini söyledi.

“Suriye’deki gelişmeler Türkiye’yi doğrudan etkiliyor”

Suriye’nin kuzeyinde yaşanan gelişmelerin yalnızca bu ülkenin iç meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Önder, sınırın iki tarafında yaşayan topluluklar arasındaki tarihî, kültürel ve akrabalık bağlarına dikkat çekti.

Geçmişte sınır kapılarında gerçekleştirilen bayramlaşmaları hatırlatan Önder, Suriye’de yaşayan insanların statüsündeki veya güvenlik koşullarındaki değişimin Türkiye’deki toplumu da etkilediğini ifade etti.

Önder, “Suriye’deki her gelişme için ‘Bu bizi ilgilendirmez’ diyemeyiz. Özellikle ülkenin kuzeyindeki gelişmeler Türkiye’nin güvenliğiyle doğrudan bağlantılıdır” dedi.

Kürt vatandaşların hakları ile silahlı yapıları ayırdı

Lütfullah Önder, Suriye’de yaşayan Kürtlerin vatandaşlık, kimlik, pasaport, seçme ve seçilme gibi temel haklardan yararlanmasının gerekli olduğunu belirtti.

Geçmiş yönetimler döneminde bazı Kürtlerin vatandaşlık haklarından mahrum bırakıldığını hatırlatan Önder, bunun yanlış bir uygulama olduğunu söyledi. Suriye’de yaşayan Kürtlerin ülkenin diğer vatandaşlarıyla aynı siyasi ve hukuki haklara sahip olması gerektiğini ifade etti.

Önder, Kürt kökenli bir Suriye vatandaşının cumhurbaşkanı, bakan, vali veya asker olmasında herhangi bir sorun bulunmadığını belirterek şöyle konuştu:

“Suriye’deki Kürt vatandaşların devletin parçası olması, seçme ve seçilme hakkına kavuşması olumlu bir gelişmedir. Buradaki sorun etnik köken değildir. Sorun, silahlı örgüt mensuplarının silahlarını bırakmadan devletin güvenlik ve yönetim kadrolarına yerleştirilmesidir.”

“Sadece üniformanın değişmesi yeterli değil”

SDG’nin kurumsal yapısını ve askerî kapasitesini koruyarak Suriye ordusuna dahil edilmesine karşı çıkan Önder, silahlı unsurların yalnızca üniforma değiştirmesinin gerçek bir entegrasyon anlamına gelmeyeceğini savundu.

Önder, entegrasyonun silahların merkezi yönetime teslim edilmesi, silahlı yapıların dağıtılması ve bütün güvenlik güçlerinin tek bir komuta altında toplanmasıyla mümkün olabileceğini ifade etti.

Suriye’de hukukun ve devlet kurumlarının henüz tam olarak yerleşmediğini savunan Önder, böyle dönemlerde askerî gücü elinde bulunduran yapıların siyasal sistem üzerinde belirleyici hale gelebileceğini söyledi.

SDG’nin askerî kapasitesine dikkat çekti

Programda SDG’nin geçmiş yıllarda ABD başta olmak üzere çeşitli dış güçlerden aldığı askerî desteğe de değinen Önder, örgütün silah, mühimmat ve eğitim bakımından önemli bir kapasiteye ulaştırıldığını ileri sürdü.

Suriye ordusunun askerî altyapısının zayıfladığı bir dönemde SDG’nin düzenli ordu niteliğine yaklaştırıldığını savunan Önder, bu güç dengesizliğinin merkezi yönetim açısından risk oluşturabileceğini dile getirdi.

Önder’e göre güçlü askerî kapasitesini koruyan SDG’nin devlet yapısına blok halinde dahil edilmesi, merkezi yönetime bağlanmak yerine devlet mekanizması üzerinde etkili olmasının önünü açabilir.

İsrail’in Suriye saldırılarını değerlendirdi

Lütfullah Önder, Suriye’de yönetimin değişmesinin ardından İsrail’in ülkenin askerî noktalarına gerçekleştirdiği saldırılara da değindi.

Suriye’nin savaş uçakları, füze sistemleri ve askerî tesislerinin hedef alınmasını ülkenin savunma kapasitesinin ortadan kaldırılmasına yönelik bir süreç olarak değerlendiren Önder, merkezi yönetimin zayıflatıldığı bir ortamda farklı silahlı yapıların daha güçlü hale geldiğini savundu.

Önder, Suriye’de devlet otoritesinin ve düzenli ordunun zayıflamasının yalnızca bu ülke için değil, Türkiye dahil bütün bölge açısından güvenlik riski oluşturduğunu ifade etti.

Türkiye’deki siyasi süreçle bağlantı kurdu

Suriye’deki gelişmeler ile Türkiye’de yürütülen siyasi tartışmalar arasında bağlantı kurulması gerektiğini belirten Önder, silah bırakma ve toplumsal barış hedeflerinin doğru bir hukuki çerçevede yürütülmesinin önemli olduğunu söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının etnik kökenlerine bakılmaksızın aynı anayasal haklara sahip olduğunu vurgulayan Önder, farklı kimliklerin dilini, kültürünü, gelenek ve göreneklerini yaşatmasına karşı olmadıklarını belirtti.

Türkiye’de Kürt, Laz, Çerkez, Arnavut, Yörük ve farklı kökenlerden gelen vatandaşların ortak millet anlayışı içerisinde bir arada yaşadığını ifade eden Önder, etnik kimlikler üzerinden özel siyasi ayrıcalıklar oluşturulmasının toplumsal birlik açısından sorun doğurabileceğini savundu.

Zafer Partisi Bayrak Yürüyüşünü İptal Etti
Zafer Partisi Bayrak Yürüyüşünü İptal Etti
İçeriği Görüntüle

“Üniter yapı ve eşit vatandaşlık korunmalı”

Türkiye’nin üniter yapısının ve eşit vatandaşlık ilkesinin korunması gerektiğini belirten Önder, herhangi bir etnik gruba diğer vatandaşlardan farklı siyasi veya hukuki ayrıcalık tanınmasına karşı olduklarını söyledi.

Önder, farklı kökenlerden vatandaşların yüzyıllardır birlikte yaşadığını, akrabalık kurduğunu, ticaret yaptığını ve savaşlarda omuz omuza mücadele ettiğini belirterek ortak vatandaşlık bağının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Suriye’deki Kürtlerin geçmişte vatandaşlık gibi temel haklardan mahrum bırakılmasıyla Türkiye’deki durumun birbirinden farklı olduğunu savunan Önder, “Bu iki tabloyu birbirinden net biçimde ayırmamız gerekiyor” dedi.

Önder, Suriye’de atılacak adımların Türkiye’nin sınır güvenliği, üniter yapısı ve terörle mücadele politikası üzerindeki muhtemel etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

Muhabir: Öznur Atayeter